"Gül Baba'nın hikayesi Osmanlı Devleti'nin yaşam felsefesidir"

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, "İnsan sevgisi, birlikte yaşama kültürü ve azmi, ötekine saygı, işte Gül Baba'nın hikayesi budur.

11.10.2019 10:19 | Son Güncelleme: 11.10.2019 10:19
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, "İnsan sevgisi, birlikte yaşama kültürü ve azmi, ötekine saygı, işte Gül Baba'nın hikayesi budur. Onun hikayesi aslında Osmanlı Devleti'nin yaşam felsefesidir." dedi.
Gül Baba Mirası Koruma Vakfı tarafından düzenlenen, "Avrupa'nın Merkezinde Bir Osmanlı-Türk Dervişi Gül Baba ve Tarihten Bugüne Türk-Macar İlişkileri" başlıklı söyleşi, Macar Kültür Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Gül Baba Kültür Sanat AŞ Genel Müdürü Remzi Buharalı'nın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ile İstanbul Macar Kültür ve Dostluk Derneği Başkanı Dr. Erdal Şalikoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
"Türklerin Avrupa'daki dostu her zaman Macarlar olmuştur"
TİKA bünyesinde daha önce Macaristan Program Koordinasyon Ofisi Koordinatörlüğü görevinde bulunan Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Avrupa'nın en kuzeyindeki Osmanlı dönemi eseri olduğu belirtilen Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki Gül Baba Türbesi'ne yapılan restorasyonun çok önemli ve ciddi bir çalışma olduğuna işaret ederek, projeye Macar bilim insanları ve mühendislerinin de büyük katkılar sağladığını söyledi.
Kızıltoprak, Evliya Çelebi'nin seyahatnamesine göre bölgedeki Osmanlı yapımı 600 civarı eserden bugüne kadar gelebilenler arasında 12 dönümlük bir araziye kurulan Gül Baba Türbesi'nin de yer aldığını belirterek, "Oradaki insanlar Gül Baba'yı sevmeselerdi bugüne kadar mekanın yaşaması için gayret göstermezlerdi. Arşivlerde baktığımda belgelerde buranın her zaman bölge halkı tarafından ziyaret edildiği ve saygı gösterilen bir mekan olduğu yazıyordu." diye konuştu.
Türk ve Macar dostuluğunun çok kıymetli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, şunları kaydetti:
"Türklerin yönü hep Avrupa'ya doğru olmuştur. Avrupa'da bizim her zaman dostumuz olan Macarlar vardır. Türkiye'nin en sıkıştığı anda, en yalnız kaldığı anda Macarlar hep dış politika desteği vermiştir. Bunun ebede kadar devam etmesini arzu ediyorum ve Türkler olarak, Türk tarihine ve kültürüne katkısı olan Macarları keşfedip, onların ürettikleri hatıraları daha da genişletip, yeni nesillere aktarmak bizim önemli bir vazifemiz."
"Gül Baba'nın hikayesi Osmanlı Devleti'nin yaşam felsefesidir"
Kızıltoprak, Macar toplumundan Macar milli şairi Sandor Petofi gibi müstesna isimlerin ortaya çıktığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Petofi, 26 yaşında Macaristan'ın özgürlüğü için hayatını veriyor. Bu hikayeyi duyunca Macar dostluğunun, Macarlarla tarihi ortaklığın çok değerli olduğunu gördüm. Petofi'nin kısa yaşına rağmen yazdığı onlarca şiir kitabı var. Bu şiirlerin tercümelerini okudum, Macarcalarını da öğrenmeye çalıştım. İnanılmaz duygu yüklü şiirlerdi. Yani bir ulusun yaşama arzusu, yurt tutunma arzusu ve bağımsızlık mücadelesini Türkiye'den Mehmet Akif Ersoy'un eserlerinden okuyabilirsiniz, Yahya Kemal'den de okursunuz ama Macaristan'da mutlaka Sandor Petofi'den okumalısınız. Bize de Türkiye'de Petofi'yi, Gül Baba'yı anlatmak düşer. Şunu anlatacağız insan sevgisi, birlikte yaşama kültürü, azmi, ötekine saygı, işte Gül Baba'nın hikayesi de budur. Onun hikayesi Osmanlı Devleti'nin yaşam felsefesidir."
Osmanlı Devleti'nin gelişme ve yayılma politikasında yeniçerilerin başat rolü oynadığını ve yeniçerilere de Gül Baba gibi şahsiyetlerin öğretmenlik yaptığına işaret eden Süleyman Kızıltoprak, "Gül Baba dergahını bir yamaçta kuruyor. O dönemde tarihçiler ve Evliya Çelebi'nin anlattıklarından biliyoruz ki, insanlar tepelik bir yerde ev kurmuyorlar. Yerleşik halkı rahatsız etmeyen, kimsenin bahçesine, arazisine müdahale etmeden yerleşime en zor yerde bir yer oluşturuyor mekanını ve oraya kendisini ziyarete gelenler kim olursa olsun, kapısını açık tutarak, onlarla bir gelecek tasavvurunda bulunuyor." dedi.
Süleyman Kızıltoprak, gözlemlerine göre Gül Baba Türbesi'ni Türklerden daha çok Macarların ziyaret ettiğini söyleyerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Çünkü çağımızın ihtiyaç duyduğu o dostluk ve sevgi mesajının geçmişte birçok kimse, düşünür ile büyük insanlar tarafından verildiğini ve bunun da kalıcı olduğunun en büyük göstergesidir Gül Baba. Çağımızda evrensel olarak sevgiye, dostluğa büyük bir ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamak için Gül Baba'yı ziyaret etmek, bahar mevsiminde türbenin gül bahçesinde 10 dakikalık bir yürüyüş bize oldukça büyük bir pozitif enerji verecektir."
"Gül Baba'nın Anadolu'ya nasıl iştigal ettiği hakkında bir belge yok"
Aynı zamanda müzisyen ve çevirmen olan Dr. Erdal Şalikoğlu ise Evliya Çelebi'ye göre Gül Baba'nın soyunun Hz. Muhammed'e kadar uzandığından bahsederek, "Çelebi'nin asıl adı Cafer olan Gül Baba'nın Merzifon'da doğduğunu bildirmesi dışında Anadolu'ya ve Bektaşi tarikatına nasıl iştigal ettiği, ne tür faaliyetlerde bulunduğuna dair maalesef elimizde bir belge yok." ifadelerini kullandı.
Şalikoğlu, Gül Baba'nın yine Evliya Çelebi'den alınan bilgiye göre 1541'de Budin'in fethinden sonra kılınan şükür namazı sırasında hayatını kaybettiğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Evliya Çelebi'nin anlatımıyla Gül Baba'nın cenaze namazı bizzat Osmanlı tarihinin en büyük şeyhülislamlarından olan Ebussuud Efendi tarafından kıldırılıyor ve o kadar önemli bir mevta ki Gül Baba, Kanuni Sultan Süleyman tarafından taşınıyor. Hafızalardaki ve gelenekteki Gül Baba'nın gerçekten değerli olduğunu buradan da anlayabiliyoruz."

Süleyman Kızıltoprak, Osmanlı Devleti, Gül Baba, Güncel

Kaynak: AA

13.11.2019 02:13:20