09.07.2012 14:22

Hamza Bey'e Romanya'daki Tatarlardan Vefa

Hamza Bey

Bursa Valiliği tarafından restore edilen Hamzabey Külliyesi'ni ziyaret eden Romanya Tatarları ilginç açıklamalar yaptı.

Bursa Valiliği tarafından restore edilen Hamzabey Külliyesi'ni ziyaret eden Romanya Tatarları ilginç açıklamalar yaptı. Fatih'in komutanı olarak Eflak'a (Romanya) ikinci elçi grubunda gönderilen, ancak sarığı kafasına çakılarak öldürülen ve başı İstanbul'a yollanan Hamza Bey'in kabrini ziyaret eden Romanya'daki Tatarlar, Osmanlı ve Türkiye'ye olan vefalarını da gösterdi.

İstanbul'un fethi sırasında karadan gemileri çeken askerin başında olduğu rivayet edilen Hamza Bey'i unutmadıklarını belirten Romanya Tatarları, Drakula (kan içici) unvanını kendine layık gören Eflak Voyvodası

Vlad Tebeş'in sarığını kafasına kazık çaktırarak işkence ile öldürdüğü Hamza Bey'in ruhuna fatihalar okudu.

Kocaeli'nden özel olarak ziyaret için Bursa'ya geldiklerini belirtten Tatarlar, İHA muhabirine fasih bir Türkçe ile, Hamzabey'in Romanya'daki Osmanlılar arasında efsane bir mazlum olarak hatırlandığını söyledi. Kırım'dan atalarının Osmanlı'nın talimatı ile Romanya'ya iskan edildiğine dikkat çeken Tatarlar, "Bizler anne ve babalarımızdan İstanbul Türkçesi ile konuşmayı öğrendik. Bugün Romanya'da 27 ayrı dernek çatısı altında Osmanlı kültürünü Avrupa'nın ortasında sürdürüyoruz. İzmit Belediyesi'nin davetlisi olarak Türkiye'deki Tebreş organizasyonuna geldik. Ancak İzmit'e gelip de Bursa'da Hamze Bey'in kabrini ziyaret etmeden gitmek istemedik. Rehberimiz Mustafa Bey'in hassasiyeti ile ziyaret etmeyi planladık. Hamzabey, o zamanlar Eflak'a, Fatih Sultan Mehmet Han'ın ikinci grup elçileri olarak gelen ve sarıkları kafalarına çakılarak şehit edilen kafilede yer alıyordu" dediler.

Tatar Türkleri, Türkiye'nin güçlü olması ile gurur duyduklarını söylediler. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin Köstence şehri ile kardeş olduğuna dikkat çeken Romanya Tatar Türkleri, mahalli idarecilere çağrıda bulunarak, bu dostluğun her yıl karşılıklı ziyaretlerle canlı tutulması gerektiğini hatırlattı. Avrupa'daki evlad-ı fatihinlar olarak Romanya'da Türkiye Türkçesi ile konuşmayı devam ettirdiklerini belirten Romanya Tatarları, "Her yıl karşılıklı olarak Köstence ile Bursa arasında kültürel ziyaretler yapılmalıdır. Biz Tatarlar olarak Avrupa'nın ortasında İstanbul Türkçesi ile konuşmayı sürdürüyoruz. Ancak arkadan gelen gençlerimizi de Osmanlı ve Türkiye şuuru ile yetiştirmek için kardeşlik bağı bulunan Bursa ile Köstence'nin ve başka kardeş şehirlerin her yıl heyetler halinde karşılıklı ziyaretleri sürmelidir. Hamza Bey Romanya'da çok bilinen mazlum bir devlet adamıdır. Bursa'daki türbenin restore ettirilmesi, çevre düzenlemesi yapılması bizleri çok mutlu etti. Bu sıcak ilişkilerin devamı için mahalli idarecilerden karşılıklı ziyaret talebinde bulunuyoruz" dediler.

KONT DRAKULA KİMDİR

Filmlere konu olan Dracula korkunç şatosunda yaşayıp sadece geceleri ortaya çikan ve insan kani ile beslenen bir vampirdir. Kont Drakula, vampirlerin atası olarakta kabul edilir. Bu, İngiliz yazar Bram Stroker'ın romanından beyaz perdeye aktarılmış Kont Dracula tablosundan başka bir şey değildir. Aslında Kont Dracula, Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşamış ve hatta onunla aynı enderunda eğitim görmüş Vlad Tepeş'tir.

Osmanlılara yenilen Eflak (Romanya) kralı, babası tarafından ablasıyla birlikte Osmanlılara rehin olarak verilir. III.Vlad ve kardeşi Osmanlı sarayında yönetici çocuklarının alması gereken eğitimle yetiştirilirler.Genç Vlad ve Fatih bu enderunda çok iyi arkadaş olurlar. Fatih Sultan Mehmet Han kendisinden sadece bir yaş küçük olan Vlad ile senelerce aynı eğitimden geçer. Dostlukları o kadar pekişirki birbirlerine ölünceye kadar destek olacaklarına dair yeminleşirler. Hatta parmaklarına kesik atarak kan kardeş oldukları bile söylenir.

KONT DRAKULA'NIN OSMANLI'YLA ARASININ AÇILMASI

Macarlar tarafından öldürülen babasının yerine geçen Macar 2. Vladislav'ı devirmesi için, Vlad Tepeş 1448'de yanına bir de ordu verilerek Eflak'a vali olarak gönderilir. Başangıçta her şey yolunda gitmektedir. Kont Dracula (Vlad Tepeş) Osmanlı imparatorluğuna bağlılığını ilan eder ve vergileri toplayıp ödemeyi ihmal etmez. Fakat içinde bulunduğu ortamda hızla Romen milliyetçilik rüzgarları esmektedir. Kendisi de bu akımlardan damla damla etkilenmeye başlar. Üzerinde bağımsızlığın ilan edilmesi yönünde şiddetli baskılar oluşmaktadır. Bu ortama daha fazla dayanamaz ve alkole başlar. Sabah akşam içmeye başlar ve emrini yerine getirmeyenlere akıl almaz cezalar uygulamaya başlar. Yapı olarak sert ve acımasız bir kişiliğe sahip olmasıyla birlikte, zamanla sadist biri haline dönüşür. Yaptığı işlerden birinin, ülkesinde yoksul insan kalmasın diye, dilencileri ve yoksulları toplayıp bir yemek vermek, ardından da hepsini diri diri yakmak olduğu söylenir. Bir başka rivayet ise çarşının ortasında bulunan çeşmenin tasının altın olduğu ve bunun kimse tarafından çalınmadığıdır. Elbetteki bunun nedeni uyguladığı çok sert cezalardır. En büyük zevkleri arasinda ise insanlari uzun sivri bir kaziga oturtmaktir. Bu yüzden kendisine kazikli Voyvada da denilmektedir. Daha sonra kendisine babasının lakabı olan Dracule'ya atfen, ki Romencede şeytan manasına gelir Draculea (şeytanın oğlu) soy ismini seçer. Kont Dracula efsaneside bu soy isimden kaynaklanır. Kont Drakula'nın kan içtiği söylentileri de oldukça yaygındır. Bu günkü araştırmalara göre Kont Dracula'nın böyle bir şey yapıp yapmadığı konusunda ilmi bir dayanak noktası yoktur. Kan içen manasına gelen Vampir söylemi büyük ihtimalle çok acımasız olmasından dolayı kendisine yakıştırılmıştır.

FATİH NEDEN İKİ DEFA ELÇİLER GRUBU YOLLADI

Uygulanan bu sert politikalardan merkezinde kan kardeşi Vlad'ın oluğunu haber alan Fatih Sultan Mehmet Han Vlad'a uyarı mahiyetinde bir elçi kafilesi gönderir. Ancak Vlad gönderilen elçi kafilesini hiç hoş karşılamaz ve onlara çeşitli işkenceleri kendi elleriyle uygular. Fatih elçilerinin başına gelenleri öğrenince kan kardeşine son bir uyarıda bulunmaya karar verir ve yeni bir kafile gönderir. Fakat Vlad bu son şansa elçilerin başlarındaki sarığı kafalarına çaktırarak karşılık verir. Hamza Bey'de muhtemelen bu ikinci elçi kafilesinin içerisinde yer almaktadır. Böylece Fatih'in öfkesini kazanmış ve içindeki kardeşlik duygularını yıkmıştır.

FATİH EFLAK'I BİZZAT KUŞATTI

Fatih bunun üzerine bir ordu hazırlatarak 1462 yılı ilkbaharında Balkan seferine çıkar. Osmanlı ordusunun geçtiği tüm kasaba köy ve kentlerde binlerce kazığa geçirilmiş Türk cesedi görülmektedir. Bu durum Osmanlı ordusunda huzursuzluğa neden olmaktadır. Ayrıca gözü dönen Vlad bir başka savaş taktiği olarak vebalı kimseleri Türklerin yaşadığı bölgelerde yaşamaya sevk etmiş ve bu yolla türkler arasında veba salgını çıkartmaya çalışmıştır.

Fatih için artık tek bir hedef vardır. İbret-i alem için Vlad'ı yok etmek. İsyana destek olan bütün yerel yöneticileri etkisiz hale getirmektir. Bu sebeple Eflak ve Boğdan içerisine ilerleyen Fatih en büyük hedefi durumundaki Vlad'ı Poeinari Kalesi'nde kıstırır. 900 metre yükseklikteki sarp bir dağın zirvesine kurulmuş bulunan Poeinari Kalesi, erişilmezliğiyle tam bir kartal yuvası görünümündedir. Bu haliyle de aşağıdan bir saldırıyla düşürülmesi bir hayli güçtür. Ancak, hiddetinden yanına yanaşılamayan Fatih'i hiç bir zorluk durduramaz. Birlikleriyle kalenin çevresini kuşatan Sultan, Vlad'a son bir mesaj gönderir.

VLAD KALEDEN KAÇAR

Hazirliklarini tam olarak yapmis olan Osmanli ordusu kusatmaya başlar. Kusatma aylarca devam eder.Vlad'ın eşi bu duruma daha fazla dayanamayarak kalenin surlarından aşağı atlayarak intihar eder. (Söylentiye göre bu durumda kalenin papası kadının intihar etmek suretiyle cehenneme gitmiş olduğunu ileri sürer. Vlad'da bunun üzerine 'Ben tanrı için binlerce Türk'ü öldürdüm, şimdi tanrının bana reva gördüğü bu mudur diyerek isyana düşer. Bunun üzerine lanetlenir ve hepimizin bildiği vampir hikayesinin çıkış konusuda burada başlar.) Devletin

başkenti Istanbul'u bu kadar uzun süre boş bırakmanın uygun olmayacağını düşünen Fatih, yanına bir miktar askerini alarak geride kalanlara da Vlad'ın yakalanması yönünde kesin emir verip İstanbul'a döner. Fakat Voyvoda, kendisine yardım eden bazı Rumen köylüleri tarafından bir gece komşu Macaristan'a kaçar.

KAZIKLI VLAD'IN KESİK BAŞI İSTANBUL'A YOLLANIR

Giriştigi mücadeleden vazgeçmemekte inat eden Drakula, ülkesinde yönetimi ele geçirebilmek için yillar sonra son bir deneme daha yapar. Fakat daha önceden temkinli olan Osmanlı kuvvetleri bu sefer işi sıkı tutup Drakula'yı sıkıştırarak idam ederler. Kesik başını da Fatih Sultan Mehmet'e kanıt olarak İstanbula gönderirler .Başı ibret-i alem olsun diye aynı kendisinin yaptığı gibi bir kazığa geçirilerek İstanbul sokaklarında dolaştırılır. Başsız cesedi Snagov'da bir manastıra gömülmüştür. Ancak 1931 yılında yapılan kazıda mezarın boş olduğu görülmüştür.

1456'dan 1462'ye kadar süren altı senelik hükümdarlığı sırasında kadın, çocuk demeden; kimi kaynaklara göre 40 binden kimilerine göreyse 100 binden fazla insanı öldürtmüştür. Fakat tüm bu acımasızlıklarına rağmen Romanya'da milli kahraman olarak görülür.

KAZIĞA OTURTMA NASIL YAPILIRDI

Bu işkenceye maruz bırakılan kişinin elleri ve ayakları sıkıca bağlanır. Uzun ve sivri bir mızrak getirilerek kurbanın kuyruk sokumuna yakın bir yerden çekiç yardımıyla çakılmaya başlanır ve kazığın diğer ucu boyunun arka kısmından çıkarılırdı. Cellat özellikle kazığın omuriliğe temas etmesinden kaçınırdı. Bu sayede kişi acılar içinde, güneş altında susuzluk ve kan kaybından ölene kadar günlerce kazığa oturmuş bir vaziyette bekletilebilirdi. Kazığa oturtma işlemi sırasında eğer kişi ölürse celladın aynı ceza ile cezalandırıldığı söylenir. - BURSA
Kaynak: İHA
Fatih Sultan Mehmet, Eflak, Mustafa Bey, Romanya, Politika, Güncel