İngiliz Basınında Bugün

İngiliz Basınında Bugün, İngiltere'de Erken Seçim Yorumları ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un Irak'tan Asker Çekme Kararı Başlıkları Öne Çıktı.

03.10.2007 10:09 | Son Güncelleme: 03.10.2007 10:09İngiliz Basınında Bugün
İngiliz basınında bugün, İngiltere'de erken seçim yorumları ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un Irak'tan asker çekme kararı başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish" adresinde yer alan basın özetlerine göre, İngiltere siyasetini saran erken seçim rüzgarları bugün tüm gazetelerde farklı ve yorumlarla öne çıkıyor. Ama şimdiye kadar bir spekülasyon olan erken seçim beklentisi artık gazetelerin tümünde kaçınılmaz bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İşçi Partisi'ne yakın Guardian gazetesi henüz resmi herhangi bir açıklama olmamasına rağmen, Başbakan Gordon Brown'un, haftaya Salı günü parlamentoda erken seçim tarihini 1 Kasım olarak açıklayacağını yazıyor. Diğer gazetelerde Brown'un bir ihtimalle 8 Kasım tarihini de seçebileceğini belirtiyorlar. Ama artık tüm gazeteler, erken seçime kesin gözüyle bakıyor. Erken seçimle ilişkilendirilen tartışmaların bir boyutu, muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin devam eden yıllık kongresinde gün be gün ana hatları

çizilen politikaları, ya da bir çok gazetenin adını koyduğu gibi, seçim manifestosu. Times gazetesi, Muhafazakar Parti'nin, vergi kesintisi vaadlerini öne çıkarıyor. Muhafazakar partiye yakın Daily Telegraph gazetesinde ise ana muhalefetin, muhtemel bir seçim kampanyasında öne çıkaracağı belli olan diğer belli başlı vaadlere dikkat çekiliyor. "Göçmen sayısının azaltılması ve polisin güçlendirilmesi, yeni Avrupa Birliği sözleşmesinin, referanduma sunulması."

Ama erken seçim tartışmalarının en çok öne çıkan diğer boyutu, Irak politikası. Daily Telegraph, Başbakan Gordon Brown'un dünkü ani Irak ziyareti ve Basra'da, bin askerin Noel'e kadar evlerine döneceğini açıklamasına muhalefetten gelen sert eleştirileri "Brown askerleri seçim malzemesi yapıyor" başlığıyla manşete çekmiş. Gazete, başyazısında da muhalefetten gelen suçlamalara katıldığını açıklıyor. Ama bunu yaparken, Gordon Brown'a da deyim yerindeyse "hakkını veriyor". "Gordon Brown 3 ay gibi kısa bir

süre içinde güçlü bir siyasi lider olduğunu kanıtladı. Kendisinden önceki başbakanın itibarını kaybetmiş hükümetiyle arasına gayet açık bir çizgi çekmeyi de başardı. Kamuoyu yoklamaları da seçmenin bu performansı beğendiğine işaret ediyor. Fakat, Brown askeri politikaya alet etmekle, çok pişman olacağı bir hata yaptı. Parlamentoya saygı göstereceğine, tüm önemli açıklamalarını, önce orada yapacağına söz vermişti. Oysa parlamentonun açılmasına bir hafta kala aniden Irak'a gidip, asker çekme kararını

açıklamayı tercih etti. Üstelik Muhafazakar Parti kongresini gölgeleyebilmek amacıyla haber bir gün önce de BBC'ye sızdırıldı."

Daily Telegraph böyle diyor ama daha ilginç olan, İşçi Partisi'ne yakın Guardian gazetesinin de Başbakanın Irak ziyareti ve orada yaptığı asker çekme açıklamasına yönelik eleştirilere katılması. Guardian, şöyle diyor: "Bir başbakanın tabi ki İngiliz birliklerini cephede ziyaret etmeye her zaman hakkı vardır. Ama erken seçime gideceğini açıklamadan hemen önce üstelik kısmen bilinen bir asker çekme açıklamasını yapmak için Irak'a giderse, eleştirilere de hazır olmalı. İşin en üzücü yanı ise, başbakanın

Irak stratejisinin genel olarak doğru olması."

Guardian, başbakanın, gelecek hafta parlamentoda, Irak'taki 5 bine yakın İngiliz askerinin önemli bir kısmının 6 ay içinde Kuveyt'e çekileceğini açıklamasının beklendiğini de hatırlatıyor. Konu Times gazetesinde de başyazı konusu. "Aceleye gerek yok" başlıklı başyazısında Times, "İngiltere, işini tamamlamadan Irak'tan çekilmemeli" diyerek Başbakan Brown'a bir uyarıda bulunuyor. "Noele kadar bin askerin çekilmesi ve bunu Mayıs ayında yine önemli sayıda bir askerin izlemesi uygundur. Ama daha hızlı bir

çekilme vaat etmek pek akıllıca bir hareket olmayacaktır. Irak, son aylarda gözle görülür bir şekilde düzeldi. Fakat, Irak güvenlik güçlerinin Basra ve çevresinde dirlik ve düzeni sağlayabileceğini söylemek için henüz çok erken. Ayrıca, İngiltere'nin bu konuda izleyeceği siyaseti adım adım Washington'la danışarak yürütmesi de hayati önem taşıyor. Bu Blair'in savaşı değil, İngiltere'nin savaşı." Times konuyu Irak'dan asker çekmenin bir erken seçime olası etkilerine getirerek, başyazısını, "seçmen

muhtemelen oyunu, Irak, Afganistan ve İran politikalarına göre belirlemeyecek" diye noktalıyor.

İngiliz gazetelerinde öne çıkan diğer konuların başında, her ne kadar olaylar yatışmış görünse de yine Birmanya var. Independent gazetesi, Birleşmiş Milletler özel temsilcisi İbrahim Gambari'nin, askeri rejimin lideri General Than Şve ile görüştükten sonra ikinci kez ev hapsindeki muhalefet lideri Aung San Su Çi ile biraraya gelmesini "Cunta diyalog kapısını açtı" diye yorumluyor. Guardian da bu görüşmeleri bir tür mekik diplomasisi diye yorumluyor.

Times'ın sayfalarında ise, Birmanya'ya karşı yaptırım uygulanmasının olumlu sonuçlar vermeyeceğini savunan bir yazı yer alıyor. Carl Mortished imzalı yazının tezi şu:

"Birmanya'da yatırım yapan son önemli İngiliz şirketi Premier Oil 2002 yılında hükümetin baskılarına dayanamayarak, yatırımlarını bir Malezya şirketine satıp bu ülkeden ayrıldı. Aradan 5 yıl geçti. Ne değişti? Birmanya daha yoksul, insanları daha çaresiz ve ordu, çok daha güçlü. Ülkede Total dışında hiçbir önemli batılı şirket yok. Birmanya'ya karşı ekonomik kozları elinde tutanlar komşuları ve en çok da Çin. Şanghay ve Singapurlu işadamları Birmanya'dan istediklerini aldıkları sürece, askeri cunta da

ayakta kalacak. Kısacası, batıdan tecrit, Birmanya'yı yavaş yavaş öldürüyor."

Ve son olarak yine İngiltere gündemine damgasını vuran bir haber, Galler Prensesi Diana'nın 1997 yılında Paris'de öldüğü trafik kazasıyla ilgili olarak, dün başlayan ve gelecek yılın ilkbaharına kadar devam etmesi beklenen soruşturma. Haberle ilgili olarak Independent gazetesi şu soruyu soruyor. "Diana soruşturması zaman ve para israfı mıdır?" Gazete kendi sorusuna, iki tür yanıt veriyor. "Evet israftır, çünkü, Fransa ve İngiltere'de daha önce yapılan iki soruşturma Diana'nın sf'fdn Irak ziyareti ve

orada yaptıürücüsü Henri Paul'un içkili olduğunu ve fazla sürat yaptığını ortaya koymuş bulunuyor. Üstelik 10 milyon sterlin çok daha hayırlı yerlere harcanabilirdi. Ayrıca, soruşturma yeni yeni spekülasyonlara da zemin hazırlayacak." "Hayır, israf değildir, çünkü, bu soruşturma ilk kez sıradan vatandaşların oluşturduğu bir jürinin, kanıtları incelemesine fırsat verecek. Ayrıca soruşturma bu şekilde yapılmayıp geçiştirilseydi çok büyük bir skandal olurdu."

(BBC-SŞ-SŞ-SN-D)


Kaynak: İHA

8.12.2019 16:59:30