İngiliz Basınında Bugün

İngiliz Basınında Bugün, Fransa'da Cezayir Savaşı Tabusunu Yıkan Film, 50'nci Yıldönümünde Uzay Çağını Açan Sovyet Uydusu Sputnik ve Vatikan'ın Futbola Ahlak Misyonu Başlıkları Öne Çıktı.

04.10.2007 09:49 | Son Güncelleme: 04.10.2007 09:49İngiliz Basınında Bugün
İngiliz basınında bugün, Fransa'da Cezayir savaşı tabusunu yıkan film, 50'nci yıldönümünde uzay çağını açan Sovyet uydusu Sputnik ve Vatikan'ın futbola ahlak misyonu başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish" adresinde yer alan basın özetlerine göre, siyasi kulislerin, Başbakan Gordon Brown'un önümüzdeki hafta erken seçim kararı açıklayıp açıklamayacağı beklentisine odaklandığı şu günlerde, gazetelerde de iç politika tartışmaları öne çıkıyor.

Bugün özelinde en önemli soru, muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri David Cameron'un dün parti kongresinde yaptığı konuşmayla, göz doldurup doldurmadığı. Seçmende, ama belki de daha önemlisi iktidar partisinde, olası bir erken seçimi kazanabileceği izlenimi oluşturup oluşturmadığı.

Öncelikle eğilimleri ne olursa olsun tüm gazeteler, muhalefet liderinin konuşmasını etkileyici bulmuş. Ama Muhafazakar Parti'ye yakın Daily Telegraph'ın sorusu şu:

"Cameron'un konuşması erken seçim ihtimalini savuşturabilecek mi?"

Muhafazakar kampın henüz bir seçime hazır olmadığına işaret eden yaklaşımıyla Telegraph, başyazısında da bu konuşmanın kamuoyu yoklamalarında Muhafazakarların puanını artırması, bunun da İşçi Partisi'ni, erken seçimden vazgeçirmesi umudunu dile getiriyor.

İşçi Partisi'ne yakın Guardian ise, muhalefet liderinin konuşmasını, "Cesur ve etkileyici bir konuşma, ama fikirler henüz tam olarak olgunlaşmamış" diye değerlendiriyor. Gazetenin yazarlarından Simon Jenkins de, "Başbakan olabileceğini gösterdi. Ama bu sonbaharda değil" diyor.

Manşetler tümüyle iç siyasi tartışmalara ayrıldıysa da, başyazılar muhtelif. Örneğin Financial Times, ABD'nin, özel güvenlik şirketlerine bu denli bağımlı olmasının, hukuksuzluk doğurduğunu yazıyor. "Savaş ihalesi" başlıklı başyazı kısaca şöyle:

"Amerikan güvenlik şirketi Blackwater'ın silahlı muhafızları 16 Eylül tarihinde Bağdat'ta 11 Iraklı'yı öldürdüğünde, bu da kolayca Irak'ın günlük cehennemi olayları arasında kaybolup gidebilirdi. Ama böyle olmadı. Olmamasının bir nedeni gerek Afganistan gerek Irak'ta işgale karşı tepkinin şiddetiyse, diğeri de Amerikan ordusunun bu paralı askerlere ne denli bağımlı olduğunun giderek daha iyi anlaşılması."

Financial Times, Irak'ta şu anda 168 bin Amerikan askeri, buna karşılık özel güvenlik şirketlerine bağlı ve dörtte biri bizzat silahlı savaşçı olmak üzere 180 bin görevli bulunduğunu yazıyor.

"Fakat, savaşın özel şirketlere ihale edilmesi aslında mali, siyasi ve askeri olarak ABD'ye çok pahalıya patlıyor. 2004 yılında Amerikalılar tarafından yayımlanan bir kararname ile, özel güvenlik görevlilerinin Irak yasalarına tabi olmaması sağlandı.

Şimdi Amerikan Kongresi'nin ve FBI'ın başlattığı soruşturmalar, Pentagon'un verdiği sözler ve Irak'taki Amerikalı komutanlara bu muhafızlarla ilgili olarak verilen yeni talimatlar, hiçbirinin bu yanlışı düzeltme şansı yok. Pratik ve etik açıdan tek yol öncelikle Amerikanlılar ve müttefiklerinin, hukukun üstünlüğünü korumak için bulunduklarını iddia ettikleri ülkelerin kanunlarına uymayı kabul etmesi, yargı muafiyetlerini kaldırması ve hatta en iyisi özel güvenlik şirketlerine bağımlılıktan tamamen

vazgeçmeleridir."

Independent gazetesi bundan 50 yıl önce "uzay çağını başlatan olay" diye nitelediği bir teknolojik başarının yıldönümünü öne çıkarmış.

"Bundan elli yıl önce bugün, 4 Ekim 1957de, Sovyetler Birliği insanoğlunun dünya yörüngesine yerleştirmeyi başardığı ilk uydu olan Sputnik'i uzaya fırlattı. 150 mil yükseklikte ve 18 bin mil hızla dolaşan Sputnik, gezegenimizin çevresini yaklaşık 96 dakikada dönüyor ve mesela Amerika Birleşik Devletleri'nin üzerinden günde yedi kere geçiyordu. O zamanlar, en azından ilk başlarda, Sovyetler Birliği'nde bu, çok önemsenmiş gibi görünmedi. Sovyet yönetimi örneğin elektrik enerjisi kaynaklarını geliştirmeyi

çok daha fazla önemsiyordu. Ne zaman ki Amerikalılar yaygarayı kopardı, Sovyetler o zaman başardıkları için propaganda değerini, hatta daha önemlisi askeri önemini kavradılar."

Independent Sputnik'den bu yana dünyanın yörüngesine askeri ve sivil amaçlı 6 binden fazla uydu yerleştirildiğini bugün bunlardan 900 kadarının aktif olduğunu hatırlatıyor.

Guardian'da dikkat çekici bir Fransa mahreçli. "Cezayir savaşıyla ilgili film tabuları hedefliyor" başlıklı haberde şu ifadelere yer verildi:

"Hollywood Vietnam ile ilgili onlarca film yaptı, hatta şimdi Irak'ı konu alan filmler yapılıyor. Ama Fransız sineması şimdiye kadar kendi yakın tarihindeki bir savaşla ilgilenmekten hep kaçındı. Bir Fransız yönetmen şimdi 1954 ile 1962 yılları arasındaki Cezayir'in Fransa'dan bağımsızlığını elde etmek için verdiği kanlı savaşı işlediği filmle bu eksikliği gidermeye talip oldu. L'Ennemi Intimme, yani 'Yakın Düşmanlar' adındaki filmin galası dün gece Paris'te yapıldı. Eleştirmenler, filmi, Amerikalı ünlü

yönetmen Oliver Stone'un Vietnam savaşına katılan Amerikalı askerlerin yaşadığı psikolojik dehşeti işlediği Platoon filmiyle karşılaştırıyor. Filmde Cezayir Kurtuluş Hareketi'nin gerçekleştirdiği şiddet eylemleriyle birlikte Fransızların Napalm bombası kullanışı, başvurdukları işkence yöntemleri de işleniyor. Senaryo, tarihçi Patrick Rotman tarafından savaşa katılan yüzlerce askerin tanıklıklarına dayanarak kaleme alınmış. Cezayir savaşı Fransa'da hala çok hassas bir konu. Ama film eleştirmenleri, genel

olarak, yönetmen Florent Emilio Siri'nin Hollywood tarzına yönelik eleştiriler bir yana, böylesi tabu haline gelmiş bir konuda film yapılmasına gerçekten ihtiyaç olduğu görüşünde birleşiyorlar."

Daily Telegraph'ın, "Vatikan İtalyan futbolunu temizlemek için kendisine takım satın aldı" başlıklı haberine göre, gazetenin Roma muhabiri, İtalya futbol liginin üçüncü kümesinde halen lider konumda olan AC Ancona takımının yüzde seksen hissesini satın alan Katolik kilisesine, gerekli parayı da bir grup Katolik işadamı temin etti. Habere göre, Ancona başpiskoposu Edoardo Menichelli, Vatikan'ın bu adımla, İtalyan futbolundaki yolsuzluklarla mücadeleyi amaçladığını söylemiş. Vatikan, AC Ancona maçlarının

biletlerini ucuzlatacak ve takımın kazancı üçüncü dünya ülkelerindeki yardım projelerine gönderilecekmiş. Futbolcular da böylesi bir misyonla sahaya çıkacak olmaktan çok heyecanlı. AC Ancona'nın golcüsü Andrea Staffolani şöyle diyor:

"Takımın sıkı sıkıya uygulaması istenen yeni etik kurallar hakkında şu ana kadar duyduklarımız hoşumuza gitti. Mesela, kırmızı kart görenler, gönüllü kamu hizmetine gönderilecek deniyor. Soyunma odasında konuştuk. Hazırız. Papa ile görüşmeyi iple çekiyoruz. İnançlı olsun olmasın tüm takım mensupları çok heyecanlı."

(BBC-CY-CY-ÖZ-D)


Kaynak: İHA

8.12.2019 11:50:36