İnsan Haklarını Korumak İçin Kaynakların Eşit Dağıtılımı Önemli"

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, "İnsan haklarını korumak için yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kaynakların daha eşit dağıtılması çok büyük önem taşıyor.

13.12.2018 12:24İnsan Haklarını Korumak İçin Kaynakların Eşit Dağıtılımı Önemli
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, "İnsan haklarını korumak için yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kaynakların daha eşit dağıtılması çok büyük önem taşıyor." dedi.

İKV'nin düzenlediği "Teknoloji Çağında İnsan Hakları" panelinde konuşan Zeytinoğlu, 10 Aralık tarihinde İnsan Hakları Günü'nü kutladıklarını, bu sene Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabul edilişinin 70. Yılı dönümü olduğunu, İKV AB Bilgi Merkezi olarak İnsan Hakları Günü'nü AB Bilgi Merkezleri Ağı çerçevesinde bir dizi etkinlik ile kutladıklarını söyledi.

Zeytinoğlu, insan hakları evrensel beyannemesinde, insan olmaktan kaynaklanan vazgeçilemez ve devredilemez hakların ırk, dil, din, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, sınıf, siyasi veya diğer görüşlerin ayırt edilmeden her insanın sahip olduğu haklar olduğunu kaydetti.

İnsan haklarını medeni, siyasal, ekonomik ve sosyal haklar olarak sınıflandırmanın mümkün olduğunu kaydeden Zeytinoğlu, "Kabul edildiğinden 70 yıl sonra insan hakları kavramı bugün de o zamanki kadar canlı ve anlamlı insan hakları ile ilgili tüm sorunları çözmüş değiliz ancak insanlık olarak bu standartlara ulaşmaya çalışıyoruz." açıklamasında bulundu.

Zeytinoğlu, şunları kaydetti:

"Öncelikle insan haklarından söz edebilmek için, insanların onurlu bir yaşam sürebilmek için ihtiyaç duydukları temel kaynakların sağlanması gerekmektedir. Gıda, barınma, güvenlik, iş, temiz su, eğitim gibi ihtiyaçlardan bahsediyoruz. Bugün Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 10 kişiden 3'ü ya da 2,1 milyar insan güvenilir ve kullanıma hazır su kaynaklarına maalesef erişime sahip değil. İnsan haklarını korumak için yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kaynakların daha eşit dağıtılması çok büyük önem taşıyor. Avrupa bölgesinde geçerli olan iki temel insan hakları belgesi bulunuyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi üyesi devletler arasında 1950 yılında imzaya açıldı ve 1953'te yürürlüğe girdi.

Yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı gibi haklar içermektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyumu denetlemek amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1959 yılında kuruldu. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkını 1987 yılında tanımıştır. Avrupa kıtasında geçerli diğer önemli belge ise AB üyelerini bağlayan AB Temel Haklar Şartı'dır. 2000 yılında Nice Zirvesi'nde kabul edilmiştir ve Lizbon Antlaşması ile 2009 yılından itibaren bağlayıcı hale gelmiştir. AB Temel Haklar Şartı AB vatandaşlarının sahip olması öngörülen medeni, siyasi, ekonomik ve sosyal hakları içermektedir."

Bu hakların manzumesini tek bir belgede topladığının altını çizen Zeytinoğlu, önceki insan hakları belgelerinden farklı olarak, üçüncü nesil temel hakları da içerdiğini belirtti.

Bunların 21. yüzyıl toplumlarına özgü yeni gelişmelerin doğurduğu meseleleri içerdiğini belirten Zeytinoğlu, "Veri koruma, Bioetik, Şeffaf yönetim. Şartın 8. maddesi kişisel verilen korunmasını içermektedir." diye konuştu.

Zeytinoğlu, "8. madde, herkesin kişisel verilerinin korunması hakkına sahip olduğunu, kişisel verilerin ancak belirli amaçlar için, verinin ait olduğu kişinin rızası ile işlenebileceğini, herkesin kendisi ile ilgili toplanan bilgilere erişimi olması gerektiğini ve bu kurallara uyumun bağımsız bir kurum tarafından denetlenmesi gerektiğini belirtmektedir." dedi.

"Teknolojik gelişmeler daha önce duymadığımız birçok yeni uygulamaya kapı açıyor"

İnternet üzerinden kişisel verilerin paylaşıldığı bu çağda bu verilerin korunmasında AB'nin en önemli standart koyucular olduğunun altını çizen Zeytinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Vize serbestliği yol haritası kapsamında veri koruma kanunu 2016 yılında kabul edildi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu oluşturuldu. Günümüzde teknolojinin ulaştığı nokta, distopya ile ütopya arasında bir gelecek sunmaktadır. Bir yanda George Orwell'in 1949'da yayınlanan 1984 romanındaki gibi, insan aklının tümüyle kontrol altına alındığı bir distopya öte yanda, yeni teknolojik imkanların insanların refahı ve gelişmesi için kullanılacağı bir ütopya. Umudumuz ikincisinin olmasıdır.

Günümüzde teknolojik gelişmeler daha önce duymadığımız birçok yeni gelişme ve uygulamaya da kapı açıyor. İsveç'te uygulanmaya başladığını gördüğümüz deri altına enjekte edilen çip kimlikler, insansız araçların pizza servisinden, toplu taşımaya, askeri amaçlara kadar giderek artan kullanımı, kendi kendine öğrenebilen ve görsel algılama, konuşma ve ses tanıma, hareket, muhasebe ve muhakeme yeteneğine sahip yapay zeka kullanımının yaygınlaşması ve Çin'de kamu güvenliği bakanlığı tarafından kullanılmaya başlanan ulusal yüz tanıma sistemi ve bununla toplanan kimlik bilgilerinin dijital ortama aktarılmasından doğabilecek hak ihlalleri. Tüm bunlar insan hakları açısından yeni meydan okumalara işaret ediyor ve yeni önlemler alınmasını gerektiriyor."

Avrupa'da çok ilginç olaylara tanık olduklarını belirten Zeytinoğlu, Birleşik Krallık'ta Brexit süreci bir hükümet ve parlamento krizine yol açtığını kaydetti.

Zeytinoğlu, hem AB'de kalma, hem de AB'den ayrılma yanlıları süreci etkilemek için ifade özgürlüklerini ve toplanma özgürlüklerini kullandığını belirtti.

Zeytinoğlu, "Fransa'da ise hükümetin politikalarından memnun olmayan bir kitle sokaklara çıkıyor ve ekonomik ve sosyal haklarını talep ediyorlar. Bu arada ülkenin kaynaklarına zarar veriyorlar. Tüm bu gelişmeler çağımızın çelişkilerine dikkati çekiyor." açıklamasında bulundu.

İktisadi Kalkınma Vakfı, Avrupa Birliği, Avrupa, Ekonomi

Kaynak: AA

22.10.2019 16:58:25