Haber, Son Dakika, Haberler

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

MASKELİ GELİNLİKLE KORONAVİRÜS ÖNLEMİİZMİRLİ gelinlik tasarımcısı Belma Ateş (50), tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs nedeniyle tedirgin olan gelin adaylarına özel maskeli gelinlik tasarladı.

19.03.2020 15:03 | Son Güncelleme: 19.03.2020 15:03
İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

MASKELİ GELİNLİKLE KORONAVİRÜS ÖNLEMİ

İZMİRLİ gelinlik tasarımcısı Belma Ateş (50), tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs nedeniyle tedirgin olan gelin adaylarına özel maskeli gelinlik tasarladı. Yoğun talep olduğunu belirten Ateş, gelin adaylarının koronavirüsten korunacağını ve en mutlu günlerinde tedirgin olmayacaklarını ifade etti.

İzmir'de yıllardır gelinlik tasarımı yapan Belma Ateş, Türkiye'de koronavirüs olduğunun açıklamasının ardından gelin adaylarının tedirgin olduklarını belirtti. Bazı gelin adaylarının koronavirüs endişesi ile düğünlerini iptal ettiklerini ifade eden Ateş, gelin adaylarının tedirginliğini azaltmak ve rahatlatmak için yeni bir gelinlik tasarımı yaptı. Koronavirüs 'ten korunmak adına üretilen maskeler ile şık bir gelinlik tasarımı oluşturan Ateş, gelin adaylarının rahat bir şekilde düğünlerini yapabileceklerini ifade etti. Geleneklerimiz gereği düğünlerde sarılma, tokalaşma ve öpme olduğunu söyleyen Belma Ateş, düğünlerde en çok evlenen çiftin çok sayıda kişiye temasta bulunduğunu vurguladı. Bu yüzden gelin adaylarının endişeli olduğunu ifade eden Ateş, bu endişeyi azaltmak adına gelinlik tasarımı yaptı. Tasarladığı maskeli gelinlik ile gelin adaylarından tam not alan Ateş, gelin adaylarının mutluluğuna koronavirüsün engel olamayacağını söyledi. Gelin adaylarından gelen tepkilerin olumlu olduğunu belirten Ateş, "Herkes gibi gelin adaylarımız da doğal olarak endişeliler. Biz de bunun üzerine tedbir almamız gerektiğini düşündük. Arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmaların ardından bu maskeleri geliştirdik. Böylelikle hem gelin adaylarımızın tedirginliği azaldı hem de en güzel günleri kabusa dönüşmeyecek. Maskelere gelen tepkiler de gayet olumlu" ifadelerini kullandı.

GELİNLİKLE UYUMLU ÜRETİLİYOR

Maskeleri hazırlarken gelinlikle uyumlu olmasına dikkat ettiklerini belirten Ateş, "Maskeleri hazırlarken, gelinliği ön planda tuttuk ve maske ile gelinliğin uyumlu olması için uğraştık. Gelinlikte kullandığımız malzemeleri maskede de kullandık. Maskeyi hazırlarken tüm malzemeleri kolonya ile dezenfekte ettik. Düğünden önce normal maskeyi de içine monte edip gelin adayına teslim ediyoruz" dedi.

Koronavirüse karşı maskelerin yanı sıra çeşitli önlemler de aldıklarını belirten Ateş, "Çalışanlarımın ve kendimin hijyenine oldukça dikkat ediyorum. Müşterilerimizle tokalaşmamaya çalışıyoruz. Ancak prova yaparken 1 metre mesafesini koruyamıyoruz. Provalardan önce ellerimizi dezenfekte edip maskelerimizi takıyoruz" derken, gelinlik satışlarında henüz koronavirüs etkisinin görülmediğini de sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Belma Ateş röportaj görüntüsü

Gelinliklerden görüntü

Maskeden görüntü

Mankenden görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber: Tolga TAHÇI, Halil İbrahim KARABIYIK - Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,

===================

ADANA'DA ÇİÇEK AÇAN AĞAÇLARA KAR YAĞDI

ADANA'nın Kozan ilçesinde havaların mevsim normallerinin üstünde seyretmesiyle çiçek açan meyve ağaçlarına kar yağdı.

Kozan ilçe merkezine 18 kilometre mesafedeki Horzum Yaylası'nda hava sıcaklığının 6 dereceye düşmesiyle birlikte iki gündür kar yağışı etkili oldu. Mart ayının ilk haftası çiçek açmaya başlayan erik, kızılcık kirazı ve menekşe ağaçları da kar altında kaldı. Yaylada bulunanlar ise koronavirüs gelişmelerinin ardından bu manzarada stres attıklarını belirtti. Yaylaya gelen Fatih Azgın, "Mart ayında uzun yıllardan sonra ilk defa böyle bir manzara gördüm. Adeta kartpostal gibi" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Çiçek açan ağaçların üzerindeki kar

-Ağaçlardaki çiçeklerden detaylar

-DHA Muhabiri Ali Gökdal'ın anonsu

-Vatandaşlarla röp.

Haber-Kamera: Ali GÖKDAL/ KOZAN(Adana),

===================

SİLAHLI SALDIRI ŞÜPHELİSİ KARDEŞLER, POLİSİN LASTİKLERİNE ATEŞ AÇTIĞI ARAÇLA KAÇTI

DİYARBAKIR'da, husumetli oldukları babalarının iş yerine silahla ateş açıp, hafif ticari araçla kaçan 2 kardeşe polis 'dur' ihtarında bulundu. Kaçan kardeşlerin trafik ışıklarında etrafını saran polisler, aracın lastiklerine ateş açtı. Aracı kaldırıma çıkaran kardeşler kaçtı.

Olay, öğleden sonra Şanlıurfa Bulvarı'nda meydana geldi. İsimleri açıklanmayan iki kardeş, iddiaya göre husumetli oldukları babalarının iş yerine silahla ateş açtı. İhbarla bölgeye gelen polis ekipleri, iki kardeşin bulunduğu hafif ticari aracı durdurmak istedi. Sürücü ise, polislerin 'dur' ihtarına rağmen aracı sürmeye devam etti. Hızla hal kavşağına gelen araç, kırmızı ışıkta bekleyen araçların arkasında durdu. Polis ekipleri de çevresini sardı. Polis, araçtaki kardeşlere teslim olmaları yönünde çağrıda bulundu. Ancak sürücü, kaldırıma çıkarttığı araçla hızla ilerledi.

Polislerin lastiklerine ateş açtığı araç, Kayapınar Caddesi'nde ilerledi. Polisler, aracın bulunması ve iki kardeşin yakalanması için çalışma başlattı.

YAŞANANLAR KAMERADA

Etrafı sarılan aracın kaldırımdan uzaklaşması ve polislerin arkasından ateş açması, çevredekiler tarafından cep telefonuyla görüntülendi. Görüntülerde, polislerin aracın çevresini sarması, sürücünün aracı kaldırıma çıkarması ile polislerin ateş açması görülüyor.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

Mehmet Mucahit CEYLAN/ DİYARBAKIR,

=====================

AİLECE 300 MADALYA VE 30 KUPA ALDILAR

AYDIN'ın Koçarlı ilçesinde, sigortacı Nuri Özer (46) ile eşi Rabia (36), oğulları Mehmet (19) ve Selahattin Özer (18) atıcılık sporunda attığını vuruyor. Aile, her madalya için 250 fişek atarak, şu ana kadar toplam 300 madalya ve 30 kupa alma başarısı gösterdi.

Küçük yaşlarda merak sardığı trap atıcılık sporuna 21 yaşında başlayan ve 26 yaşında lisanslı sporcu olan Nuri Özer, bir süre sonra eşi Rabia Özer'e de bu sporu alıştırıp, lisanslı sporcu olmasını sağladı. Anne ve babalarının yaptığı spor Mehmet Özer ve Selahattin Özer'inde 13 yaşında lisanslı sporcu olmasına neden oldu. Ailecek her trap atıcılık yarışmalarına katıldılar. Her biri, katıldıkları yarışmalarda 250 fişek harcayıp, madalya alma başarısı gösterdi. 4 kişilik Özer ailesi, 2000 yılından bu yana toplam 300 madalya ve 30 kupa elde etme başarısı gösterdi.

HEM EŞ, HEM BABA, HEM ANTRENÖR OLDU

Hem eş, hem baba, hem de antrenör olan Nuri Özer, "Bu spora 2000 yılında Koçarlı Avcılar Kulübü adına lisanslı sporcu olarak atış yapmak ile başladım. Zaman geçtikçe eşimde atmak istedi. Eşime de bu sporu aşıladım. O da içinden gelerek bu sporu yapıyor. Biz atıcılık sporunu yaparken, çocuklarımızda bu spora merak sardı. Onlara da lisans çıkarttık. Bir süre sonra iyi dereceler elde etmeye başlayınca Koçarlı eski Belediye Başkanı Mutlu Öztürk, Aydın Büyükşehir Belediyesi CHP'li Özlem Çerçioğlu ve Atıcılık ve Avcılık Aydın İl Temsilcisi Cahit Sabancı'nın destekleriyle de buralara kadar geldik. Şu anda iki oğlum Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezi'nde kampta. İnşallah yakın zamanda da milli sporcu olacaklar" dedi.

MADALYALARI TOPLADILAR

Artık aldıkları madalyaları koyacak yer bulamadıklarına belirten Nuri Özer, "Atıcılık, çok pahalı bir spor. Mutlaka bir sponsoru olması gerekiyor. Fişekler çok pahalı, gidip geldiğimiz yarışmalarda masraflar çok ağır oluyor. Bir kutu fişek 350 TL. Her yarışmada yarışmacı başına bir koli fişek tüketiliyor. Biz bu işi ailecek yaptığımız için her yarışma 4 koli fişek demektir. Arkamızda destek olmazsa yapması çok zor olan ancak çok zevkli bir spor. Bizim attığımız fişek insanlara çok fazla gelebilir ama çok çaba gerektiriyor. O nedenle kurumlarda bu sporu yapanlara destek çıkmasını bekliyoruz. Şu ana kadar ailecek 300 madalya aldık. Bir kısmını evde bir kısmı iş yerimde duruyor" dedi.

EŞİNE ÖZENDİ, ATMAYA BAŞLADI

Eşine özenerek atıcılık sporuna gönül veren Rabia Özer de, "Bu sporla eşim sayesinde 2007 yılında başladım. Çok zevkli bir spor olduğu için bir süre sonra lisans çıkartım. İzlemesi değil, atması daha güzel. Çocuklarda büyüyünce aile boyu bu sporu yapar olduk. Herkese tavsiye ederim. Ailecek tüm yarışmalara katılıyoruz. Bunu aile boyu yapmamız, birlikte vakit geçirmemizi sağlıyor. Aynı sporu yapınca da aynı dilden konuşuyormuş gibi oluyoruz. Eğlenceli bir aktivite oluyor" diye konuştu.

HEDEFLERİ MİLLİ TAKIM VE AVRUPA ŞAMPİYONLUĞU

Ekim ayında Bursa'da yapılan trap atıcılık yarışmasında Türkiye şampiyonu olan Mehmet Özer ise atıcılık sporuna 6 yıl önce başladığına dikkat çekip, "Bu sürede çok sayıda derece elde ederek madalya ve kupa aldım. Amacım Türkiye'den sonra Avrupa'daki yarışmalarda derece elde edip, ülkemin adını duyurmak olacak" dedi.

Kardeşi Sebahattin Özer ise "İyi ki bu spora başlamışım. Bu genç yaşta buralara kadar gelebildik" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Madalya ve kupalardan görüntü

Özer Ailesi'nin tüfeklerle görüntüsü

Nuri Özer, eşi Rabia Özer ve çocukları Mehmet ve Selahattin Özer ile röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN, DHA)

===================

İNEĞE SAZLI SÖZLÜ DOĞUM

AYDIN'ın İncirliova ilçesinde, besicilik yapan Murat Şayık'ın (40) buzağısı, sazlı sözlü dünyaya geldi. Veteriner Okay Şayık'ın yaptırdığı doğum anı, cep telefonuyla kaydedildi.

Kırsal Hacıaliobası Mahallesi'nde hayvan çiftliği olan Murat Şayık, 11 Mart Çarşamba günü arkadaşlarıyla çiftlikte sazlı sözlü eğlence düzenledi. Eğlence sırasında 'Gizem' isimli ineğin doğum yapacağını fark ederek, hemen veterinere haber verdi. Veterinerin gelmesiyle doğum sürecine başlandı. Yeni yavruya sevinen Şayık, eğlenceye devam ederken, buzağı ise sazlı sözlü dünyaya geldi. Erkek buzağıya, sazı çalan Müslüm Karaduman'ın adı verilirken, o anlar ise cep telefonuna kaydedildi.

'HİÇ BÖYLE BİR DOĞUM YAPTIRMADIK'

Büyükbaş çiftliğin sahibi Murat Şayık, buzağının sağlıklı şekilde dünyaya geldiğini belirterek, "Arkadaşlarla çiftlikte oturuyorduk. Bir arkadaşımız saz çalıyordu. İneklerimizden birinin o an doğum yaptığını fark ettik. Çalan sazı da kesmedik, sazlı sözlü bir doğum yapılsın dedik. Veteriner hekimi çağırarak, doğurtma işlemini gerçekleştirdik. Çalan saz eşliğinde ineğin de gayet rahat olduğunu gördük. Doğan buzağının cinsiyetinin erkek olduğunu görünce buzağıya, sazı çalan arkadaşımızın ismi olan 'Müslüm' adını verdik. Güzel ve farklı bir şey oldu, çok eğlenceliydi. Şu ana kadar hiç böyle bir doğum yaptırmadık ve hiç denk gelmedim" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

İneğin sazlı sözlü doğum anı cep telefonu görüntüsü

Buzağının ve çiftliğin görüntüsü

Murat Şayık röp

Haber- Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,

===================

ENGELSİZ YAŞAM KÖYÜ İLE İSTİHDAMA KATILACAKLAR

İZMİR'de, her yaştan zihinsel engelli ve otizmli birey, 7 dönümlük alanda kurulan Konak Engelsiz Yaşam Köyü ile hem özel eğitim, rehabilitasyon ve fizyoterapi hizmeti alacak, hem de istihdama katılacak. Her biri 40'ar metrekare büyüklüğündeki 6 ağaç evin yapıldığı proje kapsamında engelli bireyler atölyelerde el becerilerini geliştirecek.

Konak ilçesindeki Eşrefpaşa Hastanesi'nin arkasında yer alan ve Alman Kulesi olarak bilinen vakfa ait tesislerde oluşturulan Konak Engelsiz Yaşam Köyü, nisan ayında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Konak Halk Eğitim Merkezi öğrencilerinin hizmet almaya devam ettiği yaşam köyü alanında psikososyal destek merkezi, rehabilitasyon merkezi, iş okulu ve iki kreşin de hizmete açılacağını belirten Narlıdere Zihinsel Engelliler Derneği Başkanı Besim Toker, 7 dönümlük alanda ailelere ücretsiz psikososyal destek sağlanacağını söyledi. Projenin 'Nar Taneleri Sosyal Yaşam Merkezi' adıyla 2018 yılında İzmir Kalkınma Ajansı'na (İZKA) sunulduğunu kaydeden Toker, Konak Belediyesi ile Zihinsel Özürlüleri Yetiştirme ve Koruma Vakfı arasında imzalanan sözleşme ile proje takviminde sona yaklaşıldığını ifade etti. Kısa süre içinde her biri 40'ar metrekare büyüklüğündeki 6 ağaç evin imalatının da tamamlanacağını dile getiren Toker, "İzmir'de çocuklarına engelli tanısı alan aileler bize başvurabilecek. Onlara hakları konusunda yönlendirmelerde bulunup ücretsiz biçimde bazı hizmetlerden yararlanmalarını sağlayacağız. İlk tanıyı alan engelli bireylerin aileleri şok evresinde birçok sıkıntı yaşıyor. Ekonomik ve sosyal anlamda onlara destek vererek özel eğitim almaları gereken çocukları ilgili birimlere yönlendireceğiz" dedi.

TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN BİREYLER

Engelli bireylerin hazırlanan atölyelerde vakit geçireceğini anlatan Toker, tam zamanlı olarak çalışmalara katılacaklarını belirtti. Konak Engelsiz Yaşam Köyü'nde el sanatları, takı, seramik, drama, fotoğrafçılık, sabun ve mum imalatı ile müzik çalışmalarının yapılabileceğini söyleyen Toker, aynı zamanda organik tarım faaliyetlerinin sürdürülebileceğini belirterek şöyle konuştu:

"Çocuklarımız domates, biber gibi sebzelerin nasıl yetiştiğini ve nasıl toplandığını öğrenecek. Yaşam köyünde keçi ve koyunlar olacak. Çocuklarımız onların sütlerinden yoğurt, peynir yaparak kendi ürettikleri ürünleri tüketecekler. Zeytin ağaçlarından zeytin toplayacaklar. Sağlıklı doğal beslenmeleri amacıyla ekoçiftlik faaliyetleri yürütecekler. Çocuklara sadece zaman geçirme, bakım hizmeti ve eğitim vermiyoruz. Onları istihdama hazırlayacağız. Servis elemanlığı üzerine teorik eğitim alan çocuklarımız kafede tam zamanlı çalışacak. Ürünlerimizi sergileyip satacaklar ve bir taraftan da misafirleri ağırlayacaklar. 6 zihinsel engelli ve otizmli çocuğumuz cep harçlığını çıkaracak. Eve para götürüp tüketen değil üreten bireyler haline gelsinler istiyoruz."

23 YAŞ ÜSTÜ BİREYLERE TAM ZAMANLI DESTEK

Türkiye'de bir ilk olarak tersine kaynaştırma hizmeti vereceklerini anlatan Besim Toker, normal kaynaştırma programında özel eğitime gereksinim duyan çocukların normal okullara devam ettiğini, tersine kaynaştırmada ise normal gelişim gösteren çocukların yaşam köyü içindeki kreşlere gelebileceğini ifade etti. Zihinsel engelli ya da otizmli bireylerin toplum içinde bazı suiistimallere maruz kalabildiğini savunan Toker, şöyle devam etti:

"Ülkemizde 23 yaş üzeri zihinsel engelli ve otizmli çocuklar devletin tam zamanlı özel eğitim okullarından yararlanamıyor. Bu çocuklar 23 yaşından sonra evlerine dönmek zorunda kalıyorlar. Onlara gereken zamana kadar biz destek vereceğiz. Halk Eğitim Merkezi ile birlikte yaptığımız iş birliğinde 23 yaş üzeri çocukların evden çıkmasını sağlayarak tam zamanlı olarak özel ve meslek eğitimi almalarını sağlayacağız. Narlıdere'de 2009 yılında İZKA desteğiyle hayata geçirilen Nar Taneleri Engelsiz Yaşam Evi'nde aileler ihtiyaç duyduklarında gece 24.00'a kadar çocuklarını bize bırakabiliyorlar. Burada da aynı modeli uygulayacağız. Çünkü ailelerin kendilerine özgür zaman yaratabilme gereksinimi var. Kültürel sosyal faaliyete katılabilmeleri çok önemli. Bırakın sinema ya da tiyatroya gitmeyi bazen baş başa yemek yerken bile sıkıntı yaşıyorlar. O aileler çocuklarını belediye ve halk eğitim ortaklığındaki bu merkeze bırakabilecekler."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Konak Engelsiz Yaşam Köyü'nden genel ve detay görüntü,

-Ağaç evlerin yapımından görüntü,

-Dernek Başkanı Besim Toker ve engelli bireylerin birlikte görüntüsü,

-Dernek Başkanı Besim Toker ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

===================

KÖY BAKKALI MÜŞTERİLERİNİN INI BİRİKTİRİYOR

IĞDIR'ın Yaycı köyünde 35 yıldan beri bakkal işleten Sefter Yıldırım (59), müşterilerinin vesikalık fotoğraflarını biriktiriyor. Bakkalın duvarına fotoğrafları yapıştıran Yıldırım, "Masamın üstüne kendi fotoğrafımı bıraktım. Gelen müşteriler fotoğraflarını vererek 'Benimkini de bırak' deyince ben de kabul ettim" dedi.

Merkeze bağlı Yaycı köyünde 1985 yılında bakkal açan Sefter Yıldırım, masanın üstündeki camın altına vesikalık fotoğrafını yapıştırdı. Bakkala alışverişe gelen müşteriler, kendi fotoğraflarını da Yıldırım'a verdi. Yıldırım, her gün gelen müşterilerinin bıraktığı fotoğrafları masa yerine duvara yapıştırdı. 35 yılda onlarca müşterisinin fotoğrafını duvardaki koleksiyonuna yerleştiren Yıldırım, "Yıllar önce dükkanımı açtığımda masamın üstüne kendi fotoğrafımı bıraktım. Gelen müşteriler de fotoğraflarını vererek biriktirmesini istedi. Bu yayılınca dükkana alışveriş için gelen herkes fotoğrafını vererek saklamamı istediler. Bende aldım ve yüzlerce resim var albüm yaptım. İnsanlar merak ederek gelip resmini veriyor, fotoğraflara bakıyorlar. Fotoğrafı olanlardan çoğu rahmetli olmuştur. Olmayan da var. Diğer resimler için ikinci çerçeve de yaptıracağım. Hoşuma gidiyor. Dükkana gelen herkesin ilgisini çekiyor" diye konuştu.

İşyerinde oluşturduğu koleksiyona görenlerin yakınlarını aradığını bazen de kendisinin fotoğraflar hakkında bilgi verdiğini anlatan Yıldırım, koleksiyona devam edeceğini söyledi.

Bakkala alışverişe gelen müşteriler de, "Güzel bir uygulama, her geldiğimizde fotoğraflara bakıyoruz. Köyümüzdeki herkesin fotoğrafı var. Bizden önce yaşayıp gidenleri tanımıyorum. Eski insanları bize tanıtıyor" dediler.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

-Sefter Yıldırım ve bakkal dükkanı

-Sefter Yıldırım'ın işyerindeki fotoğraflar

-Masa ve duvardaki fotoğraflar

-Müşterilerin fotoğrafları incelemesi

-Bir vatandaşla röp

-Bir kişinin fotoğrafını vermesi

-Sefter Yıldırım ile röp

-Sefter Yıldırım'ın fotoğraflardaki isimleri söylemesi

-Sefter Yıldırım'ın para koleksiyonunu göstermesi

Haber-Kamera: Özkan AYDIN/ IĞDIR,

==================================

SERADA BETON DÖKEREK, SOĞUK ÜLKELERDE İNŞAAT İÇİN PROJE GELİŞTİRDİLER

ERZURUM Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Dilek Okuyucu ve yüksek lisans öğrencileri, kışın meyve ve sebze yetiştirilen serada beton dökerek soğuk ülkelerin merakla beklediği projede başarılı sonuçlar elde etti. Seralarda dökülen beton sayesinde bölgede kışın da inşaat yapımı devam edebilecek.

Sibirya soğuklarının hüküm sürdüğü Erzurum'da, yüksek lisans öğrencileri Burak Gedik, Muhammet Şahin ve Burak Şahin ile birlikte büyük bir başarıya imza atan Dr. Dilek Okuyucu, inşaat sektöründe çığır açtı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi yanında, dört bir tarafı karla kaplı serada yapılan beton dökümü ve betonarme imalatın test sonuçlarına göre yazın atılan betonla aynı dayanıklılıkta olduğunu gözlemledi. Proje hakkında bilgi veren Dr. Dilek Okuyucu, "Karasal iklimin hakim olduğu bölgelerde betonarme imalat sezonu 4-5 ay gibi kısa bir süre ile sınırlı. Bu durum, bölgenin lokomotifi olan inşaat sektöründe 6-7 aylık duraksamalara neden olmaktaydı. Sosyal ve ekonomik sorunlara yol açan bu durumun çözümüne yönelik gerçekleştirdiğimiz çalışmada başarılı sonuçlar elde ettik. Kışın meyve ve sebze üretilen seralarda bizler adeta beton yetiştirdik. Şeffaf naylon çadır ile dış ortam arasında 10-15 derece sıcaklık farkı oluşuyor. Bu sıcaklık güneşli havada çok daha yüksek. Yani sera yöntemi ile artık kışın da inşaatların yapımına devam edilecek" diye konuştu.

'SERADA ATILAN BETON, DEMİR İLE ETLE-TIRNAK GİBİ OLUYOR'

Türkiye'de, 2019 yılı başında yürürlüğe giren, "Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin ön gördüğü en düşük beton sınıfı olan C25 beton kullanarak imal edilen betonarme elemanların dayanımlarını inceleyerek başarılı sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Okuyucu, "Hava sıcaklığının sıfırın altında 15 derecede elde edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda başarıya ulaştık. Birçok deneme yaptık. Gördük ki soğuk havada atılan beton içine konulan demirle tutuşmuyor ve sağlam olmuyor. Ama serada atılan beton demirle adeta etle tırnak gibi oluyor. Birbirinden ayrılması çok zor. Dünyada kışın yapılan betonarme imalatta donatı ve betonun tutunmasını inceleyen bir çalışma yok. Araştırma bu açıdan çok önemli. Artık kışın ara verilen inşaat yapımı seralar sayesinde ara verilmeyecek" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------

-Fakülte tabelasından detay

-Serada dökümlen betonların fotoğrafları

-Laboratuvarda öğrencilerin çalışmasından detay

-Beton bloklara uygulanan deprem testi

-Öğrencilerin çalımasından detay

-Dilek Okuyucu ile röp

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

====================================

TARİHİ KALENİN ÇEVRESİNDEKİ MENENGİÇ VE KEÇİBOYNUZUNDAN KAHVEYE YOĞUN İLGİ

ADANA'nın Kozan ilçesindeki tarihi Kozan Kalesi çevresinde yetişen bitkilerden elde edilerek yapılan menengiç ve keçi boynuzu kahvesi, bölgenin manzarasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

İlçede 400 metre rakımlı bir tepeye bilinmeyen bir tarihte inşa edilen, 7 kilometre uzunluğunda surları bulunan ve bölgede hüküm süren Asurlular ile Hititler'e ev sahipliği yaptığı düşünülen Kozan Kalesi, eşsiz manzarası ve kahve lezzetleriyle ziyaretçileri hayran bırakıyor. Kalenin çevresindeki menengiç ve keçi boynuzundan üretilen kahveler, Kozan Belediyesi'nin kurduğu işletmede, yerli ve yabancı turistlerle buluşuyor.

'KAHVENİZİ YUDUMLARKEN MANZARANIN TADINI ÇIKARIYORSUNUZ'

Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, bu lezzetlerin şöhretinin tanındığını belirterek, "Şu ana kadar içip de memnun kalmayanı görmedim. Kahvenizi yudumlarken güzel manzaranın da tadını çıkarıyorsunuz. Kozan şehri, tarımı ve portakal bahçeleri ile de ünlü. Aşağı indiğimiz zaman önemli bir manastırı gezebiliyoruz. Daha aşağıda Osmanlı çarşısını, Memluk Camisi'ni, konakları gezebiliyorsunuz. Yine 5 kilometre kuzeye gittiğimizde baraj gölünü, sosyal tesisleri gezebiliyorsunuz. Doğa yürüyüşü yapabiliyorsunuz, tekne turu yapabiliyorsunuz" dedi.

PÜF NOKTA: KARIŞTIRMAK

İşletme görevlisi Metin Karlı ise bitkileri özenle topladıktan sonra kavurduklarını, ezdiklerini ve kahve haline getirip sütle karıştırarak vatandaşlara sunduklarını kaydetti. Hafta sonları ve akşamları kalede kalabalık yoğunluklar oluştuğunu anlatan Karlı, yoğunluk olduğu günlerde bardağı 5 TL'den ortalama 300 bardak kahve satışı yaptıklarını dile getirdi. Menengiç kahvesi yapmanın incelik gerektirdiğini vurgulayan Karlı, "Vatandaşların çoğu evde yapmayı denediklerinde istedikleri şekilde yapamıyorlar. Çünkü menengicin kavanozunu açtıkları zaman karıştırmadan yağlı bölgesini alıyorlar, o da tadını bozuyor. Biz sürekli karıştırıyoruz, karıştırarak yapıyoruz menengici. Süt koyuyoruz cezvemize, süt kaynadıktan sonra da menengiç koyuyoruz, onu karıştırarak şekerli, şekersiz, sade suyla da yapabiliyoruz ama halkımız sütle talep ettiği için genelde sütle yapıyoruz" diye konuştu.

Karlı, menengiç kahvesinin 10 gramında 7.3 gram oranında demir, potasyum, magnezyum, kalsiyum, A, B, B1, B2, B6 vitaminleri bulunduğunu, keçi boynuzunun ise yoğun oranda K vitamini ve potasyum içermesi nedeniyle enerji verdiğini aktardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan ile röp.

görevli Metin Karlı ile röp.

Kozan görüntüleri

Dron çekimleri

Kahve yapımı

Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Nuri PİR- Eser PAZARBAŞI/KOZAN(Adana),

===================================

AYAĞI KIRILAN ATININ BAŞINDA AĞLAYAN JOKEY: GÖZ GÖZE GELDİĞİMİZDE ÇOK ÜZÜLDÜM

ADANA'da, kum pistte koşulan Tarsus Ziraat Odası Başkanlığı Koşusu'nda, son 400 metreye girilirken İngiliz atı 'Hazeleyes'in ayağı kırıldı. Jokey Sadettin Boyraz, atın önünde diz çökerek gözyaşlarını tutamadı. Boyraz, "O an Hazeleyes ile göz göze geldik. Gözlerinde 'Bize ne oldu?' der gibi bir ifade vardı. Yaşadığım şok ve atın bakışlarını görünce çok üzüldüm" dedi.

Yeşiloba Hipodromu'nda 15 Mart Pazar günü kum pistte koşulan Tarsus Ziraat Odası Başkanlığı Koşusu'nda Hikmet Kızılca'nın 4 yaşındaki İngiliz atı Hazeleyes, son 400'e girilirken sakatlandı. Jokey Sadettin Boyraz, attan indiğinde Hazeleyes'in ayağının kırıldığını gördü. Atın başında diz çöken Boyraz, gözyaşlarını tutamadı. Bu anları gören yarışseverler de duygulandı. Çıktığı yarışın 10'undan 5'ini birincilikle tamamlayan, diğerlerinde ise 2'nci ve 3'üncü olan, gelecek vadeden İngiliz atı Hazeleyes, ön sağ ayağındaki kırık nedeniyle uyutuldu.

KIRIK AYAĞIYLA 100 METRE KOŞTU

Koşuda yaşanan kazayı anlatan Boyraz, geride olmalarının daha ciddi bir kazaya yol açmamasını sağladığını belirterek, "Yarış başladıktan sonra son 600'e gelirken atım biraz geride kaldı. Yarışın içine girmeye başladıktan sonra şanslı bir pozisyondaydık. O sırada atın ayağında bir sorun olduğunu hissettim ve sonrasında ayağının kırıldığını fark ettim. O da düşmemeye gayret gösterdi. Hazeleyes ile birlikte 100 metre ilerledikten sonra zor durabildik" dedi.

'GÖZLERİNDE 'BİZE NE OLDU?' DER GİBİ BİR İFADE VARDI'

Hazeleyes'in ayağının kırıldığını gördüğünde duygusal anlar yaşadığını ifade eden Boyraz, "Bu gibi durumlar yarışçılığın içinde az da görülse olağan şeyler. Biz onları sadece at olarak görmüyoruz. Atlar bizim ailemizin birer parçası. Her gün onların sırtındayız. O kadar hisli hayvanlar ki; bizimle bütünleşiyorlar. Olayın yaşandığı sırada attan indikten sonra Hazeleyes ile göz göze geldik. O anda gözlerinde sanki 'Bize ne oldu?' der gibi bir ifade vardı. Hem yaşadığım şok hem de atın bakışlarını görünce çok üzüldüm ve sinirlerim boşaldı" diye konuştu.

'ÇOK DEĞERLİ VE BAŞARILI BİR ATTI'

Her atın bir maddi değeri olduğunu, ancak kendilerinin paha biçemediğini kaydeden Boyraz, "Her at bizim için değerli. Hiçbirinin nalına zarar gelmesini istemeyiz. Hazeleyes de çok değerli ve başarılı bir attı. Geçtiğimiz çok başarılı yarışları vardı. Bir süre ara vermişti ancak sonrasında kondisyon açığını kapatmıştı. Son yarışında ona çok güveniyorduk. Kazanabileceğimiz bir yarıştı. Atlar ayakları kırıldığında maalesef iyileştirilemiyor ve uyutulmak zorunda kalıyorlar. Tüm ekibe geçmiş olsun diliyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Yarış esnasında atın ayağının kırılması

Hipodromdan genel ve detaylar

Jokey Sadettin Boyraz ile röp.

Haber-Kamera: Rüşan Anıl ATAR - Eser PAZARBAŞI/ ADANA,

====================================

KARANTİNADAN KAÇAN KİŞİ KISA SÜREDE YAKALANDI

SİVAS'ta ateş ve öksürük nedeniyle hastaneye başvurduktan sonra Almanya'dan geldiğini söyleyen U.G. (33), Sivas Numune Hastanesi'nde karantina altına alındı. Görevlileri atlatarak hastaneden kaçan U.G., kısa sürede polis tarafından yakalanarak tekrar karantinaya alındı.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde psikiyatri bölümünde tedavi gören U.G. iddiaya göre sağlık görevlilerine öksürüğü ve ateşi olduğunu ve Almanya'dan geldiğini söyledi. Daha sonra ihbar üzerine U.G. hastaneye gelen ambulansla Sivas Numune Hastanesi'ne götürülerek karantina altına alındı. U.G. karantina altındayken akşam saatlerinde görevlileri atlatarak hastaneden kaçtı. Sağlık ekiplerinin haber vermesiyle polis ekipleri U.G.'yi yakalamak için çalışma başlattı. Polis ekipleri yaklaşık 1 saat süren çalışmanın ardından U.G.'yi Karşıyaka Mahallesi'ndeki evinin yakınlarında yakaladı. Sağlık ekipleri özel kıyafet ile maske takarak U.G.'yi tekrar hastaneye götürerek karantina uygulamasını sürdürdü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------------------------

-Hastanan polis ekiplerkince yakalanması

-Sağlık ekiplerinin müdahalesi

-Ambulansla hastaneye götürülüşü

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI - Uğur YİĞİT/ SİVAS,

===================

ANTALYA SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ

ANTALYA'da yaşayan yerli ve yerleşik yabancılar, koronavirüs tedbirleri kapsamında 'Evde kal' çağrılarına kulak verdi. Diğer günlerde kalabaklığıyla dikkati çeken gözde mekan ve noktalar, sessizliğe büründü.

Normal günlerde tıklım tıklım kalabalık olan Cumhuriyet Meydanı, Tophane Bahçesi, Saat Kulesi ve Üç Kapılar gibi tarihi ve gözde mekanlar, koronavirüs tehdidi nedeniyle sessizliğe büründü. Kaleiçi Yat Limanı'ndaki deniz feneri etrafında ise az sayıda insanın yürümesi dikkat çekti. Yaz, kış denize girilen ve turistlerin uğrak yerlerinden Konyaaltı Sahili'nde de az sayıda insan güneşli havada vakit geçirdi. Eğlence merkezleri, kafe gibi işletmelerin kapatılması kararından sonra tüm mekanlar kapılarına kilit vurdu. Bazı kafelerin etrafına kırmızı şeritler çekilerek, içeriye geçişlere izin verilmedi.

Cadde ve sokaklardaki insanların çoğunun koronavirüse karşı tedbir aldığı gözlendi. Maske ve eldiven kullanan vatandaşlar, kalabalık yerlerde bulunmaktan kaçındı. Maske, eldiven, şapka ve güneş gözlüğü kullanan bazıları, yürüyüşle vakit geçirmeyi tercih etti. Merkezi bölgelerdeki insan yoğunluğunun yanı sıra caddelerdeki araç sayısının da azaldığı gözlendi. Maske takarak önlem almaya çalışan Mahmut Yıldırım, "Tedbirli olmak için maske taktım. Evde sürekli durmaktan sıkılıyorum. Böyle geziyorum. Dışarıda az kişi önlem alıyor. Çok az kalabalık var. Eskisi gibi değil. Biraz gezip, gazete alıp eve gideceğim" diye konuştu.

Koronavirüsten korunmak için maske taktığını ve banka işlemleri için evinden çıktığını dile getiren Şerafettin Yeşiltaş, "Vatandaşlar tedbirleri biraz geç aldı. Marketlerde eldiven yok. Ekmekler açıkta satılıyor. Koronavirüs Çin'de ocak ayında çıkmıştı. Vatandaşımızda ihmal var. Maske takan az sayıda insan var. Bankada işim olduğu için çıktım eve gideceğim. Dışarıda kalabalık yok" dedi.

Kardeşi ile ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla maske takarak evden çıktığını analatan 14 yaşındaki İlayda Acar, zorunlu olmadıkça evden çıkmadığını, çıktığında da kalabalık ortamda bulunmaktan kaçındığını söyledi. Annesinin evde yaptığı temizlikle kendilerine steril alan oluşturup, önlem almaya çalıştıklarına değinen Acar, bol bol kolonya kullandıklarını belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Konyaaltı sahilinin ve varyantın drone görüntüsü

Maske takan vatandaşlardan detay görüntü

Muhabir Alparslan Çınarın anonsu

Vatandaş Mahmut Yıldırım ile röp

Muhabir Alparslan Çınar ın anonsu

Vatandaş Şerafit Yeşiltaş ile röp

Kardeşler İlayda ve Kaan Acar ile röp

Üç kapıların detay görüntüsü

Haber-Kamera: Aslı DURAN - Tolga YILDIRIM - İbrahim LALELİ - Emrah GÜL/ ANTALYA,

===================

BOLU'NUN ÇAM KOLONYASINA RAĞBET ARTTI

TÜRKİYE'de koronavirüs vakalarının görülmesiyle birlikte Bolu'nun meşhur çam kolonyasına talep arttı. Kolonya firması sahibi Hasan Aksoy, koronavirüs salgınının ardından satışlarda adeta patlama yaşandığını belirtti.

Çin'in Vuhan kentinden tüm dünyaya yayılan koronavirüs vakalarının Türkiye'de görülmeye başlamasıyla birlikte, tüm yurtta kolonya tüketiminde artış yaşandı. Bolu'dan dünyanın birçok ülkesine satışı yapılan meşhur çam kolonyasına da rağbet arttı. Koronavirüs salgının ardından satışlarda adeta patlama yaşanan çam kolonyasının üretici fabrikasının sahibi Hasan Aksoy, stoklarının yeterli olduğunu söyledi. Şu anda yalnızca iç piyasaya satış yaptıklarını belirten Aksoy, "Biz yurt dışı satışlarını kapattık. Sadece iç piyasaya mal veriyoruz. Ürün stoklarımız yeterli. Bu kadar satış olmasına, maliyetlerin de artmasına rağmen hiç zam yapmadık. Aynı fiyattan satıyoruz. Ürünlerimiz gayet yeterli. Virüs sebebiyle vatandaşların çok telaş etmesine gerek yok. Türkiye'nin her yerinde stoklarımız mevcut. İsteyen istediği kadar, istediği zaman ürün alabilir. Hiçbir problemimiz yok" dedi.

'KOLONYALARIMIZ VİRÜSTEN KORUMAK İÇİN YETERLİ DERECEYE SAHİP'

3 farklı aromalı kolonya ürettiklerini belirten Hasan Aksoy, "Bolu'nun meşhur çam kolonyası var. Limon kolonyamız var. Yine Bolu'ya has Abant Nilüferi kolonyamız var. Çam ve Abant Nilüferi kolonyamızın alkol oranı 70 derece. Limon kolonyamız ise 80 derece. Dolayısıyla 3 kolonyamız da bu virüsten korumak için yeterli dereceye sahip" diye konuştu.

'BAYİLERİMİZİ DE DENETLEDİK, ZAM YOK'

Fabrika satışlarında ve bayi satışlarında bu süreçte zam yapmadıklarını ifade eden Aksoy, "Bütün bayilerimize aynı koşulları sağladık. Kesinlikle zam yok. Müşteri istediği zaman istediği kadar ürün alabilir. Bayilerimizin de zam yapmadığını denetledik. Onlarda da zam yok. Yurt dışı satışını kaldırdık. Önce vatanımız dedik. Yurt dışı çok önemli değil. Orası yalnızca ticari kar. Ama ticari karı düşünecek durumda değiliz. Sadece ülkemizin güvenliğine katkıda bulunmak için bütün üretimimizi iç piyasaya veriyoruz" dedi.

BİLİNDİK MARKALAR TERCİH EDİLMELİ

Aksoy, piyasadaki sahte kolonyalar konusunda da uyarılarda bulunarak, şöyle konuştu:

"Vatandaşımız önce markaya itibar etsin. Güvendiği, bildiği bir marka ve bildiği bir mağazadan ürünü alsınlar. Evet açıkta, pazar yerlerinde markası belli olmayan ürünler satılıyor. Bunlara itibar edilmemeli. Daha güvendikleri bildikleri markadan ürün alırlarsa daha iyi olur. Onlarda her şey kontrol altında olduğu için herhangi bir sorun yaşanmayacaktır."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Kolonya dolumundan görüntüler

-Çalışan işçiler

-Kolonyaların görüntüsü

-Hasan Aksoy ile röp.

-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

===================

'ELLERİNİZİ YIKADIKTAN SONRA PEÇETEYLE KURUTUN'

AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, koronavirüse yakalanmamak için bireysel hijyene dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Yalçın, bakterilerin ve virüslerin özellikle sıvı ortamda üreme şansı yakaladığını, bu nedenle ellerin yıkandıktan sonra tek kullanımlık peçeteyle kurulanması gerektiğini vurguladı.

AÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan koronavirüs hakkında bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Yalçın, Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye'deki koronavirüs vakalarında artış yaşandığını açıklamasının ardından ilgili bakanlıklarla birlikte sundukları önlem paketleri olduğunu söyledi. Alınan tedbirlerin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, sadece kurumların değil, bireylerin de kişisel önlem alması gerektiğini kaydetti.

Vatandaşın bu dönemde hijyenine dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, tokalaşmak, öpüşmek ve sarılmak gibi faaliyetlerden uzak durulması gerektiğini söyledi. "Kalabalık alanlarda bulunmayın" çağrısında bulunan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, bulunulan ortamın sık sık havalandırılmasının önemli olduğunu anlattı. Vatandaşların bu dönemde bol bol su içip, beslenme ve uyku düzenlerine özen göstermesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, C vitamini başta olmak üzere destekleyici vitaminler almanın vücut direncini güçlendirdiğini söyledi. Bireysel hijyene özen gösterilmesi üzerinde duran Prof. Dr. Yalçın, herhangi bir temas halinde ellerin 30 saniye özenle yıkanarak peçeteyle kurulanması gerektiğini belirtti.

'SABİM 184'Ü ARAYIN'

Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, yüksek ateş, kuru öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı yakınmaları olan, koronavirüs şüphesi taşıyan kişilerin Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM-184) Korona Danışma Hattı'na bilgi vermesi gerektiğini söyledi. SABİM 184 hattını arayan kişilerin, şikayetlerini bildirdikleri takdirde yetkililerin birtakım tavsiyelerde bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Yalçın, "Hastaların yüzde 80'den fazlası bir belirti olmadan ayakta geçiriyor olabilir. Şu ana kadarki veriler bunu gösteriyor. Sadece yüzde 14 civarında bir vaka grubu var ki bunlarda ateş, öksürük, solunum yetmezliği gibi semptomlarla belirleniyor. Hastaneye yatırılıyor. Bu veriler özellikle Çin'deki bu vakaların analizi sonrasında elde edilen veriler. Bir kısmı hastalar daha ağır. Farklı sıkıntılarla yoğun bakım ihtiyacı da olabiliyor. Çok önemli bir bölümünün ise ayakta bu hastalığı geçirme şansı var" diye konuştu.

'65 YAŞ ÜSTÜ VE KRONİK RAHATSIZLIĞI OLANLAR DİKKAT ETMELİ'

Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, koronavirüs vakalarında en çok etkilenenlerin 65 yaş üstü kronik rahatsızlığı olan kişiler olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yalçın, "Çocukların bağışıklık sistemi ya da genç erişkinlerin bağışıklık sisteminin daha güçlü olması nedeniyle hastalık görülse bile özellikle ölümcüllüğü daha düşük, daha hafif seyrediyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler şeker hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kalp rahatsızlığı, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç alanlar, herhangi bir kanser türü rahatsızlığı olan bireylerin daha ağır seyredebileceği ve ölümcüllüğünün biraz daha yüksek olduğu görülüyor. Bu tür kişilerin daha çok dikkatli olmasında yarar var" dedi.

'PANİK YAPMAMAK GEREK'

Şu ana kadar Antalya'da koronavirüs vakasına rastlanmadığını söyleyen Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, "Aslında gereken bütün önlemler ciddi şekilde alınıyor. Devletin tüm kuruluşları bu konuda ciddi efor sarf ediyor. Bunlar önemli ama mesele panik yapmamak, tedbiri elden bırakmamak ve kişisel hijyenik önlemlere riayet etmek bugün için yapılacak en iyi uygulamadır. Araştırmalara göre Türkiye el yıkama oranında çok iyi bir yerde görünüyor. Bu bizim için bir şans. Ama yine de her türlü temasta el yıkamak gerekiyor el yıkama olanağımız yoksa el antiseptiği bulundurulabilir ya da yüzde 70-80 oranla kolonyayla elimizi temizlemekte katkı sağlanır" diye konuştu.

'PEÇETEYLE MUTLAKA KURUTUN'

El yıkama işlemini detaylı ve uygulamalı anlatan Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, "Elimize sıvı veya normal sabunu alıyoruz. Elimizin her yerine temas etmesini sağlıyoruz. Bu işlemi en az beşer kere yapmamız gerekiyor. El sırtını, tırnaklarımızı, parmak aralarını, başparmağı ve bileklerimize kadar yıkamamız lazım. Daha sonra peçeteyle mutlaka kurulamamız lazım. Çünkü bu bakteri ve virüsler özellikle sıvı ortamda kolaylıkla üreme şansı yakalayabiliyor. Her türlü temastan sonra elinizi 30 saniye yıkayın. Kurulama işleminde havlu yerine tek kullanımlık peçete kullanmanızı öneririm" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Ata Nevzat Yalçın'dan detay

Ata Nevzat Yalçın röportaj

Ata Nevzat Yalçın'ın el yıkarken görüntüleri ve açıklamaları

HABER: Aslı DURAN- KAMERA: Emrah GÜL/ANTALYA,

===================

TÜRKİYE'NİN EN YAŞLI NÜFUSU, MUTLU KENT SİNOP'TA

TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, mutlu şehir olarak bilinen Sinop , yüzde 40,8 oranı ile ülkenin en fazla ortanca yaş nüfusunu barındırıyor. Sinoplular, gürültüden uzak şehrin emekliler tarafından tercih edildiğini söylüyor.

Güneş, kum ve deniz üçlemesi, tarihi ve doğal güzellikleri ile 'Karadeniz'in Bodrum'u' olarak adlandırılan Sinop, 'Türkiye'nin en mutlu kenti' unvanı ile biliniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, orta yaş nüfus oranının da en yüksek olduğu şehir, yüzde 40,8 ile Sinop oldu. Sinop'u yüzde 40,2 ile Balıkesir ve yüzde 39,9 ile Giresun izledi. Kent merkezinin yarımada üzerine kurulu olan şehirde yaşayanlar, birbirlerine olan saygı ve hoşgörüleri ile tanınıyor. Kent merkezinde trafik sinyalizasyon sistemi de bulunmayan Sinop'ta, trafik kazalarının görülme oranının düşük seviyelerde olması dikkat çekiyor. Sinoplular, gürültüden uzak şehrin emekliler tarafından tercih edildiğini söylüyor.

'EMEKLİ OLANLAR, SİNOP'A GELİYOR'

Sinoplu Mustafa Genç (77), kentin her zaman yaşlı şehri olduğunu belirterek, "Burada gürültü yok, sakin bir şehir. Onun için emekli olanlar, buraya geliyorlar. Sinop hakikaten güzel bir il ve yaşanacak şehir. Başka yerlere gittiğimizde sıkılıyoruz. Sinop'un kıymetini anlıyoruz. 2-3 gün zor duruyoruz. Sinop yaşanacak bir şehirdir. Herkesi Sinop'a davet ediyoruzö dedi.

'YAŞLILARA UYGUN BİR ŞEHİR'

Sinop'un, deniziyle yeşiliyle çok güzel bir şehir olduğunu dile getiren Murat Çolak (23) ise, "Trafik yoğunluğu yok. Sinop, yaşanacak bir il, havası çok güzel, bu nedenle yaşlılara göre çok uygun bir şehirö ifadelerini kullandı.

'SİNOP, İNSANIN ÖMRÜNE ÖMÜR KATIYOR'

Sinop'un mutlu şehir olduğunu ifade eden Ayten İyi (71) de, "Burası insanın ömrüne ömür katıyor. İnsanlar sağlıklı besleniyor ve deniz kenarında güneş alıyor. Burada iş sahası az olduğu için genel olarak yaşlılar çoğunluktaö diye konuştu.

Sinop'u çok sevdiğini anlatan İbrahim Gündoğu (62), "Burada çalışan memurlar, emekli olunca gidemiyor. Sinop, çok güzel bir şehir ve doğasıyla herkesi etkiliyorö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Drone detayları

-Vatandaşlardan detaylar

-Sinoplu vatandaşlarla röportaj

-Detaylar

Haber-Kamera: Esra AKSU/ SİNOP,

=================================

REKTÖR ÇOMAKLI'NIN PAYLAŞTIĞI VİDEO BİNLERCE BEĞENİ ALDI

ANADOLU Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Şafak Ertan Çomak'lının oğlunun, koronavirüs korkusu nedeniyle ağlayarak tüm kıyafetlerini banyoda yıkadığı video, sosyal medyada binlerce beğeni aldı.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Şafak Ertan Çomaklı'nın oğlu, koronavirüsten korktuğu için evdeki tüm kıyafetleri banyoda yıkadı. Su sesini duyup, banyoya giren Rektör Çomaklı, cep telefonuyla çektiği oğlunun kamera görüntülerini, sosyal medyada paylaştı. Çomaklı'nın, "En kapsamlı ve samimi virüs temizliği. Su sesine koşunca gördük ki, suyu açmış ve evde ne var ne yok suyun altına atıyor. 'Ne yaptın böyle' deyince, suçluluk duygusundan ağlamaya başladı. Ben de kısa da olsa videosunu çektim. Annesi baygınlık geçirecek. Bunları nerede, nasıl kurutacağız?" yazısıyla paylaştığı video kısa sürede binlerce beğeni aldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Rektör Çomaklı'nın oğlunun, ağlayarak kıyafetlerini yıkadığı görüntüler

Haber-Kamera: ESKİŞEHİR,

===========================

BOZCAADA'DAKİ KONAKLAMA TESİSLERİ 15 NİSAN'A KADAR KAPANDI

ÇANAKKALE'nin Kuzey Ege Denizi'ndeki turizm cenneti Bozcaada'da, koronavirüs tedbirleri kapsamında tüm konaklama tesisleri, 19 Mart-15 Nisan tarihleri arasında kapalı olacak.

Her yaz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Bozcaada ilçesinde, koronavirüs tedbirlerinin ardından yolcu ve araç sayısında artış yaşandı. Bu gelişme üzerine Belediye Başkanlığı ile Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu (BOZTİD), adadaki konaklama tesislerinin, 19 Mart-15 Nisan tarihleri arasında, tedbir amaçlı kapatılması kararı aldı.

Bozcaada Belediye Başkanı CHP'li Hakan Can Yılmaz, alınan kararı sosyal medya hesabından duyurdu. Başkan Yılmaz, 'Önemli Duyuru' başlığıyla yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

"İlçemizde son günlerde geliş yönünde görülen olağandışı bir yolcu ve araç artışı sebebiyle, Bozcaada halkından ve esnafımızdan gelen talep, görüş, dilek ve öneriler neticesinde, Bozcaada Belediye Başkanlığı ve Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu arasında bir görüşme yapılmıştır. Varılan tam mutabakat neticesinde, ülke ve dünya gündeminde büyük bir tehlike olarak hayatımızda olan viral salgın tehdidinin risklerini en aza indirmek, viral yayılmanın engellemesini sağlamak ve sosyal yalıtımı destekleyebilmek amacıyla tedbiren, 5393 Sayılı Belediye Kanunun Belediye Başkanı'nın görev ve yetkilerini düzenleyen Madde 38/m (Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak) bendine istinaden belediye başkanlığımız tarafından ilçemizdeki tüm konaklama tesislerinin, 19 Mart-15 Nisan 2020 tarihleri arasında tedbiren geçici olarak faaliyetlerinin durdurulması kararı alınmıştır. Altını çizmek istediğimiz husus, bu kararın Bozcaada Belediye Başkanlığı ve Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu'nun tam mutabakatıyla alınan ortak bir karar olduğudur. Karar zabıta birimi tarafından hassasiyetle denetlenecektir. Ada kendi öznel şartları nedeniyle zorluklara alışkındır ve hep beraber dayanışarak bu çetin süreci sağlıkla tamamlayabileceğimize inancımız tamdır. Halkımıza ve işletmelerimize önemle duyurulur."

ARŞİV GÖRÜNTÜLERLE

Serkan İLİK/BOZCAADA(Çanakkale),

=========================

SAMSUN'DA OTOGAR SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ

SAMSUN'da koronavirüs tedbirleri nedeniyle vatandaşlar zorunlu olmadıkça seyahat etmeyince şehirlerarası otobüs terminali sessizliğe büründü.

Koronavirüs nedeniyle alınan tedbirler kapsamında vatandaşlar evlerinden dışarı çıkmamaya özen gösterirken zorunlu olmadıkça da şehirler arası seyahat etmiyor. Okulların tatil edilmesiyle üniversite öğrencilerinin evlerine dönmesi nedeniyle otobüs seferlerinde geçen hafta yoğunluk yaşanan Samsun Yusuf Ziya Yılmaz Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde bu hafta ise yolcu sayısı azaldı. 46 kişilik otobüslerin 5-6 yolcu ile otogardan kalktıkları görüldü.

'BÖYLESİNİ HİÇ GÖRMEDİK'

Samsun-Ordu güzergahında otobüs şoförlüğü yapan Ümit Tokgöz, "En son koronavirüs nedeniyle okullar tatil edildikten sonra yolcu yoğunluğu vardı. Ondan sonra yoğunluk aniden bitti. Yüzde 90 oranında yolcu sayısı düştü. Şuan yolcu yok para kazanamıyoruz. Herkes evine çekildi oturuyor. 23 yıldır bu işi yapıyorum böyle bir dönem hiç görmedik. Vatandaşımız korkuyor hastalık bulaşır diye haklılar bizlerde maske ile dolaşıyoruz" dedi.

'5-6 KİŞİYLE OTOBÜS GİDİYOR'

35 yıldır otogarda seyahat acentesinde çalışan Erinç Selvi de koronavirüs nedeniyle otobüs terminalinin bomboş olduğunu belirterek "Koronavirüs nedeniyle otogar tamamen boşaldı. 46 kişilik otobüsler 5-6 kişi ile yola gidiyor. Yolcu sayısı yüzde 90 azaldı diyebilirim. Virüs nedeniyle kimse bir yere gitmiyor herkes evine kapandı" diye konuştu.

'KİMSE SEYEHAT ETMİYOR'

Yusuf Ziya Yılmaz Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde işletmeci olan Berk Kalaycı ise işlerinin normalin altına düştüğünü belirterek "Virüs nedeniyle kimse seyahat etmiyor. Mecbur olmadıkça insanlar sokağa bile çıkmıyor. Mecburiyeti olmayan otobüse binip seyahat etmiyor. Bizim işlerimiz de düştü haliyle" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------------

-Otobüs terminalinden detay

-Yolculardan ve otobüslerden detay

-Röportajlar

-Muhabir anonsu

-Detaylar

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER- Hüseyin KALAY/SAMSUN,


Kaynak: DHA

Etiketler: Koronavirüs, Sinop, Güncel
Abone Ol:
Google'da Takip Et
Paylaş:
Facebook'ta Paylaş!
Twitter'da Paylaş!
Whatsapp'da Paylaş!
Haberler ›› Güncel ››İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Haberler