İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Ankara kar altında (2)KAYAN MİNİBÜSTEN ATLAYAN YOLCU YARALANDIAnkara'da etkili olan kar yağışı, ulaşımı olumsuz yönde etkiledi.

06.01.2020 15:31 | Son Güncelleme: 06.01.2020 15:31İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

kar altında (2)

KAYAN MİNİBÜSTEN ATLAYAN YOLCU YARALANDI

Ankara'da etkili olan kar yağışı, ulaşımı olumsuz yönde etkiledi. Ulus- Yenimahalle hattında çalışan bin minibüs, yağış nedeniyle kayganlaşan yolda yokuş yukarı çıkmaya çalıştı. Kısa bir süre ilerleyen minibüs daha sonra kaymaya başladı. Bu sırada araçta bulunan bir yolcu, hareket halindeki minibüsten aşağı atladı. Kimliği henüz belirlenemeyen yolcu, yere düştükten sonra hafif şekilde yaralandı. Kayan minibüs ise kaldırıma çarparak durabildi. Kaza anı bir vatandaş tarafından cep telefonu ile görüntülendi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

Kodu : 200106153

=================================

Köpek dövüşünü 'WhatsApp' üzerinden organize etmişler

Konya'nın Akşehir ilçesinde, dün ormanlıkta bahisle köpek dövüştüren 29 kişinin, haberleşme uygulaması 'WhatsApp' üzerinden organizasyonu gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Şüpheliler hakkında, idari para cezası uygulanmasının yanı sıra 'kumar oynanması için yer imkan sağlamak' suçundan soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Akşehir Jandarma Komutanlığı ekipleri, dün sabah saatlerinde Doğrugöz Mahallesi'ndeki ormanlıkta bahisle köpek dövüştürüldüğü ihbarını aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, verilen adrese gittiğinde, 17 köpeğin bahis karşılığında dövüştürüleceğini ve baskına kadar 3'üncü dövüşün yapıldığını belirledi. Toplanan kalabalıktan birçoğu da jandarmayı görünce köpekleriyle kaçtı. Dövüş sırasında yaralanan 2 köpek, tedavi için Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne teslim edildi. Jandarma ekipleri, önce organizasyonu düzenleyen 4 kişiyi gözaltına aldı. Araştırmasını derinleştiren ekipler, köpek dövüşü için 29 kişinin, haberleşme uygulaması 'WhatsApp' üzerinden organizasyonu gerçekleştirdiğini saptadı. 29 kişi hakkında, 5199 sayılı 'Hayvanları Koruma Kanunu'nun 11'inci maddesi gereğince idari para cezası uygulanırken, 'kumar oynanması için yer imkan sağlamak' suçundan soruşturma başlatıldığı belirtildi.

5199 sayılı 'Hayvanları Koruma Kanunu'nun 11'inci maddesine göre, 2'nci fıkrasına aykırı davrananlara hayvan başına 1500 TL idari para cezası uygulanır. Türk Ceza Kanunu'nun 'Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama' maddesine göre de kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 200 günden aşağı olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------

Köpek dövüşü cep telefonu kaydı

Haber: Atilla MEMİŞ AKŞEHİR KONYA

==============================

Sevgilisinin eşi tarafından öldürülen Aynur, 'Yardım edin' diye bağırmış

Konya'nın Seydişehir ilçesinde, boşanma aşamasında olduğu eşinin birlikte yaşadığı Aynur Süngülü'yü (37) tabancayla vurarak, öldüren Özlem Karabulak'ın (43), olay sırasında kadının komşusu Emine Kumru'yu da elinden yaraladığı ortaya çıktı. Evinde kapalı kapının arkasında dururken, yaralandığını belirten Kumru, ifadesinde, "Dışarıda bayanın 'Allah senin belanı versin' dediğini başka bir bayanın ise 'Yardım edin' diye bağırdığını duydum. Kapıdan bir ses geldi. Sesten sonra elimdeki kanı gördüm. Beni de elimden vurmuş" dedi.

Olay, cuma günü saat 18.30 sıralarında, ilçeye bağlı Hacıseyitali Mahallesi 153065 Sokak'taki apartmanda meydana geldi. 5 çocuk annesi Özlem Karabulak, İstanbul'dan, boşanma aşamasındaki eşi Tufan Karabulak'ın birlikte yaşadığı Aynur Süngülü'nün evine geldi. Karabulak'a kapıyı Süngülü'nün kızı açtı. Eve giren Karabulak, yanında getirdiği tabanca ile Süngülü'ye 4 el ateş etti. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yapılan müdahale sonrası Aynur Süngülü'nün öldüğünü tespit etti. Süngülü'nün cansız bedeni olay yeri incelemelerinin ardından otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Aynur Süngülü'nün cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi, ilçeye bağlı Taraşcı Mahalle Mezarlığı'nda toprağa verildi.

TAKSİYLE OTOGARA GİTMİŞ

Polis, olay sonrası ticari taksiye binerek olay yerinden kaçan Özlem Karabulak'ı yakalamak için çalışma başlattı. Polis, yaptığı çalışmada Karabulak'ın Konya yönüne gittiğini tespit etti. Polis, Özlem Karabulak'ın Konya Otogarı'na geldiğini belirleyerek, taksiciye ulaştı. Taksici ifadesinde, kadının aracına bindikten sonra otogara gitmek istediğini ve ve kendisini otogara bıraktığını söyledi.

CİNAYETTEN SONRA ESKİŞEHİR'E GİTMİŞ

Çalışmalarını derinleştiren Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, yaptığı güvenlik çalışmaları sonrası Özlem Karabulak'ın otogardan otobüse binmediğini, otogarın etrafında tur attıktan sonra ara sokaklara girdiğini belirledi. Bunun üzerine ekipler, cinayet zanlısı kadının yine taksiye binerek Konya dışına çıkabileceği ihtimali üzerinde durdu.

Polis, gece şehir dışına çıkan taksileri incelemeye aldı. Polis, kısa süre sonra Karabulak'ın bindiği taksinin plakasına ve taksiciye ulaştı. Polis, taksicinin Özlem Karabulak'ı Konya otogarı civarındaki bir marketinin önünden alıp Eskişehir'e götürdüğünü öğrendi. Karabulak'ın taksiciye eşinden ayrı olduğunu, çocuklarına kendisinin baktığını anlattığı da öğrenildi.

KOCAELİ'DE YAKALANDI

Polis, Özlem Karabulak'ın Kocaeli'nde yaşayan ağabeyinin ve eşinin akrabalarına gidebileceği ihtimali üzerine Kocaeli Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ile irtibata geçti. Kent merkezinden farklı adreslere yapılan baskınlarda şüpheli Özlem Karabulak, Kocaeli'de, eşinin ağabeyinin evinde saklanırken yakalandı. Özlem Karabulak'ı Eskişehir'den eşinin yeğeni Damla T. ve bir yakınının almaya gittiği öğrenildi.

TUTUKLANDI

Kocaeli'de gözaltına alınan Özlem Karabulak, Cinayet Büro ekipleri tarafından teslim alınarak, Konya'ya getirildi. Özlem Karabulak, polisteki sorgusunun ardından Seydişehir Adliyesi'ne sevk edildi. Özlem Karabulak, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

'KOCANI ELİNDEN ALDIM' MESAJI İDDİASI

Öte yandan Özlem Karabulak'ın Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği ifadesinde, eşinin kendisini terk ettiğini, boşanma aşamasında olduklarını, Aynur ile ilişkisi olduğunu öğrenince, boşanma sürecini yavaşlattığı, eşinin bu nedenle kendisine cephe alıp, hastalanan çocuklarıyla bile ilgilenmediğini söylediği öğrenildi.

Karabulak'ın ifadesinde, Aynur Süngülü'nün sürekli kendisini tahrik eden mesajlar gönderdiğini öne sürdüğü de öğrenildi. Karabulak, şu iddialarda bulundu:

"Eşim, Aynur Süngülü ile birlikte yaşamaya başladıktan sonra Aynur bana sürekli cep telefonuma veya sosyal paylaşım sitesinden 'Kocanı elinden aldım. Sen kadın mısın? Sen kadın olsan, seni bırakmazdı' şeklinde mesajlar atıyordu. Mesajların yanı sıra eşimin aldığı bilezik veya diğer hediyeleri sürekli tahrik amaçlı gönderiyordu. Birçok kez uyarmama rağmen tahrik edici davranışlarını sürdürdü. Ben de uyarmak için eve gelmiştim. Öldürme niyetim yoktu. Bir anda tabancayı çıkarıp ateş ettim."

Özlem Karabulak'ın, "Eşim daha önce de başka bir kadınla birlikte yaşadı hatta bir çocuğu oldu. O kadın böyle bir şey yapmazdı" dediği de öğrenildi.

ÖLDÜRDÜĞÜ KADININ KOMŞUSUNU DA VURMUŞ

Özlem Karabulak'ın, olay sırasında Aynur Süngülü'nün komşusu Emine Kumru'yu da tabancayla elinden vurarak, yaraladığı ortaya çıktı. Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen Kumru, polise verdiği ifadesinde, Aynur Süngülü'nün, yaklaşık 6 ay önce binaya taşındığını söyledi. Süngülü ile zaman zaman binanın koridorunda karşılaşıp, konuştuklarını anlatan Kumru, ifadesinde, "Bir gün Aynur, bana, 'Bizim sesimiz fazla çıkabilir, kusura bakmayın. Eşimin eski eşi telefonla bizi sürekli rahatsız edip, tehditlerde bulunuyor' dedi. Ben de kendisine kadının nerede yaşadığını sordum. O da İstanbul'da yaşadığını söyledi. Ben de 'İyi o zaman uzaktaymış, korkma' dedim" dedi.

ŞİKAYETÇİ OLDU

Olay günü ailesiyle yemek yerken, dışarıdan silah sesi duyduğunu ve kapıyı açmadan, delikten koridora baktığını belirten Emine Kumru, şunları kaydetti:

"Bir anda evimin dış kapısından vurma sesi geldi. Kapıya doğru gidip, gözetleme deliğinden baktım. Dışarıdaki bir bayanın 'Allah senin belanı versin' dediğini, başka bir bayanın ise 'Yardım edin, yardım edin' diye bağırdığını duydum. Bu sırada kapıdan bir ses geldi. Sesten sonra elimdeki kanı gördüm. Elimden vurulmuştum. Dışarıdakilerin kim olduğunu bilmediğim ve korktuğum için kapıyı açmadım. Oğluma polisi aramasını söyledim. Polisler gelince dışarı çıktık. Kapıyı açtığımızda kapı önünde köşe kısmına sığınmış vaziyette hareketsiz halde bir bayan bulunuyordu. Yüzünü görmediğim için kim olduğunu bilmiyordum. Sağlık ekipleri gelip, müdahale edince ölenin, komşum Aynur olduğunu öğrendim. Yerler kan içindeydi. Yaralanmama neden olan ve ikametime zarar veren Özlem Karabulak'tan şikayetçiyim."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Şüphelinin Asayiş Şube Müdürlüğünden çıkartılması

Adliye binasına getirilmesi

Haber: Tolga YANIK KONYA-DHA

==============================

Ilısu'da su yükseldi, teknelerle gezi düzenleniyor

Siirt'te, Ilısu Baraj Gölü'yle birlikte su seviyesinin yükseldiği Botan Nehri'ne tekneler indirilerek, geziler düzenlenmeye başladı. Gezinin yanı sıra teknelerle, kara yolunun kapandığı 38 köye de ulaşım sağlanıyor.

Siirt'te, Ilısu Barajı nedeniyle su seviyesinin yükseldiği Botan Nehri'nde tekneyle gezi etkinliğine başlandı. İşletmeciler tarafından Akdeniz Bölgesi'nden getirilen tekneler, Botan Nehri'ne indirildi. Teknelerle gezi yapılırken, ayrıca Ilısu Barajı Gölü'nün kenarında kalan köylere ulaşım da sağlanıyor. Tekne işletmecisi Rahmi Olgaç, Botan Nehri'nde gezi turunun yanı sıra 40 dolayında köye ulaşım sağladıklarını söyledi. Kara yoluyla ulaşımın zaman aldığı Belkız Ana Kaplıca Tesisleri'ne teknelerle kısa süre ulaşılacağını ifade eden Olgaç, bu gelişmenin kentin turizmine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.

'38 KÖYE ULAŞIM SAĞLIYORUZ'

Olgaç, "Ilısu Barajı'nın su tutmasından hemen arından birçok köy yolu ulaşıma kapandı. Bizler de buraya fark katmak için 6 tekne getirdik. Aldığımız izinler doğrultusunda gerek tekne gezintileri gerekse de taşımacılık yapıyoruz. Toplamda 38 köye ulaşım sağlayarak köylülerimizi günübirlik getirip götürüyoruz. Ayrıca Siirtli vatandaşlar şifa bulmak için sürekli terci ettiği Belkız Ana Kaplıcası'na da seferlerimiz başladı. Siirtliler buna büyük ilgi gösteriyor. Aynı zamanda Botan Vadisi'ni de teknelerle geziyoruz" dedi.

Botan Nehri'nin Ilısu Barajı ile birlikte neredeyse denize dönüştüğünü söyleyen Siirtliler, tekne gezi etkinliği kentin turizmine önemli katkılar sağlayacağını belirtti.

Görüntü Dökümü

-------------

Teknelerden görüntü

Teknelere binenler

Botan Nehri'nde tekne gezisi

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Turan KOYUNCU-Mehmet Yücel DURAK/SİİRT,

Haber Kodu : 200106022

==============================

Ailece gönüllü itfaiyeciler

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan Mehmet Sadık Kabaca, kızı, damadı ve torunları ile birlikte gönüllü itfaiyecilik yapıyor. Aile, itfaiye aracıyla bölgelerindeki yangınlara müdahalede bulunuyor.

Gebze şehir merkezine 15 kilometre mesafedeki, organize sanayi bölgelerinin arasında kalan Mollafenari Mahallesi'nde yaşayan Mehmet Sadık Kabaca, 15 yıldır gönüllü itfaiyecilik yapıyor. Bölgedeki yangın ve trafik kazası gibi olaylarda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından kendisine tahsis edilen itfaiye aracıyla ilk müdahalede bulunan Kabaca'nın ailesi de gönüllü itfaiyeci oldu. Kızı Medine Üstün ve damadı Kadir Üstün ile birlikte olaylara müdahale eden Kabaca'ya, mahalledeki gençler de destek veriyor.

Kendilerine ait motorlu testere ve makine satış dükkanında çalışan Kabaca ve ailesi, herhangi bir yangın anonsunda dükkanı kilitleyerek yangına koşuyor. Gönüllü itfaiyeciliğe kendi yaptıkları su pompası ile başladığını söyleyen Mehmet Sadık Kabaca, "Geçmiş yıllarda köyümüzde ahşap evler vardı. Merkeze de uzak olduğu için itfaiye gelene kadar evlerin kurtulma şansı olmuyordu. Biz de makineden anladığımız, yani makine servis ve satış işi yaptığımız için kendi çabamızla bir su motorundan itfaiye yaptık. Bununla alakalı yardımcı olmaları için belediyeye müracaat ettik. Onlar da ihtiyacı görerek bir itfaiye aracı verdiler bize. Onu kullanarak aktif olarak kazalara ve yangınlara gitmeye başladık. Sonradan çok fazla çalışınca araçlar değişti. En sonunda da 2016 yılında bize sıfır araç tahsis edildi. Ailemle birlikte bu aracı kullanarak 24 saat, gece gündüz kaza ve yangınlara müdahale ediyoruz." dedi.

MAHALLENİN GENÇLERİ DE YARDIMCI OLUYOR

Ailesi ile birlikte mahalledeki gençlerin de kendisine yardımcı olduğunu söyleyen Kabaca, "Gönüllü itfaiyeciliğe başlayalı neredeyse 15 yıl oldu. 15 senedir ailemle birlikte aktif olarak bu işi yapıyoruz. Telsizimiz 24 saat açık. Bir vaka olduğunda merkezden bizi uyarıyorlar. Telsizde problem olduğunda veya ulaşamadıklarında ise telefonla bilgi veriyorlar. Biz de ona göre çıkış yapıyoruz. Telsizim 24 saat boyunca açık. Benimle beraber mahallenin gençlerinden 10 kişi kadar yardımcı olan var. Ailemden de 5-6 kişi var. Devamlı torunlarım, kızım, damadımla birlikte devam ediyoruz. Genellikle bu bölgede gece vakitlerinde yangınlar çıkıyor. Geri dönüşümcüler veya fabrika yangınları oluyor. Bazen günde 3-4 tane vaka peş peşe oluyor. Bazen de 2-3 gün boş duruyoruz." diye konuştu.

EŞİ VE OĞLUYLA BİRLİKTE YANGINLARI SÖNDÜRÜYOR

Gönüllü itfaiyecilik merakının babasından geldiğini belirten Medine Üstün ise "Gönüllü itfaiyeciliğe biz babamdan dolayı merak sardık. Gelen anonslara gerek evimizden, gerek müfrezemizden, o sırada neredeysek oradan en kısa sürede olay yerine varmaya çalışıyoruz. Olay yerine vardığımızda çevrenin güvenlik önlemlerini alıyoruz. Bazen itfaiyeden önce vardığımızda olayı değerlendirip, telefonla bilgi vererek itfaiyenin daha net bilgiler ile hazırlıklı olarak gelmesini sağlıyoruz. Anonsu duyduğum anda benim için annelik, eşlik, her şey bitiyor ve itfaiye başlıyor. Eve geldiğimde hissettiğim tek şey büyük bir huzur. Çünkü olaya odaklanıyorsunuz. Gittiğiniz fabrikada veya başka bir yerde amirin sana verdiği direktif ile çalışıyoruz. Duruma göre yorulan itfaiyecilerle yer değiştiriyoruz ve müdahaleyi biz devam ettiriyoruz. Yapabildiğimiz kadar, elimizden ne gelirse yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ne zaman olay bitip, yangın sönerse o zaman biz de evimize geri dönüyoruz. 3 çocuğum var. Biri zaten gönüllü itfaiyeci. Küçük yaştan beri dedesiyle birlikte aktif olarak gönüllü itfaiyecilik yapıyor." dedi.

AĞABEYİNİN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN GÖNÜLLÜ İTFAİYECİ OLDU

2013 yılında kalp krizi geçiren gönüllü itfaiyeci olan ağabeyi Mustafa Kabaca'nın ölümünün ardından itfaiyeciliğe gönül verdiğini belirten Üstün şöyle konuştu:

"Ben 29 yaşındaki ağabeyimi kaybettim. Sadece birinin hayatını değiştirebilmek istiyorum. Çünkü bizim hayatımız bir kişinin vefatı ile değişti. Kimsenin hayatı değişsin istemiyorum. Yani birinin canı yansın istemiyorum. Evet mal da önemli. Bu bölgede çok büyük fabrikalar var. Biz ailecek babam, kardeşim, eşim, ben, çocuklarımız, hep birlikte elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz. Ben yeri geliyor, yangın yerinde babamla karşılaşmıyorum bile. Ben evimden özel aracımla geliyorum. Kişisel koruyucu kıyafetlerimiz aracımızda mevcut. Evden çıkmadan veya araçta giyinip olay yerindeki amirin emrine giriyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Ailenin kendilerine ait dükkanda çalışmaları

Anons ile koşarak dükkandan çıkmaları

İtfaiye aracına binmeleri

Araç içerisinden görüntü

Eski yangınlardan alınmış araç kamerası görüntüsü(Kabaca'nın yangın söndürmesi)

Mehmet Sadık Kabaca ile röp.

Kızı Medine Üstün ile röp.

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Selda Hatun TAN/GEBZE(Kocaeli),

Haber Kodu : 200106018

============================

Güneydoğu'da kara hasret kalanlar Karacadağ'a akın etti

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şırnak dışındaki kentlerin merkezlerine kar yağmayınca beyaz örtüyü görmek isteyenler, sönmüş volkanik dağ olan Karacadağ'a akın etti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şırnak dışında Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt ve Şanlıurfa kent merkezlerine kar henüz yağmadı. Kar yağışının etkili olmadığı bölge kentlerinde yaşayanlar, beyaz örtüyü görmek için Diyarbakır ile Şanlıurfa sınırındaki sönmüş volkanik dağ olan Karacadağ'a çıktı. Kalkan yanardağlardan olan Karacadağ'ın 1957 metrelik zirvesine erken gidenler, kayak yaparken, yer bulamayanlar ise boş arazilerde kar topu oynadı. Ailelerin mangal yaktığı arazilerde, çocuklar da karda oynadı. Hava sıcaklığının sıfır derecenin altına düştüğü bölgede beyaz örtüyle fotoğraf çektirenlerin yanı sıra bazı kişiler de araçlarından açtıkları müzik eşliğinde halay çekti.

Diyarbakır'dan bölgeye gelen Mehmet Emin Yılmaz, "Kar olduğu için buraya geldik. Hava da güzel. İnsanlar buraya geliyor" dedi.

Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen İbrahim Demir ise "Bölgemizde sadece Karacadağ bölgesinde kar yağdığı için kara hasretiz. Buraya gelip kar manzarasında piknik yapıp, keyifli bir gün geçiriyoruz" diye konuştu.

Arkadaşlarıyla kar topu oynayan Baran Kiraz da "Bu sene Siverek'te kar yağmadı, diye üzüldük sonra ailecek buraya geldik. Kar topu oynadık, kardan adam yaptık, çok mutlu oldum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Karacadağ'daki beyaz örtü

Mücahit Yolcu anons

Bölgeye gelenler

Piknik yapanlar

Çocukların kartopu oynaması

Vatandaşlar ve çocuklarla röp.

Fotoğraf çekenler

Halay çekenler

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mücahit YOLCU/ DİYARBAKIR,

Haber Kodu : 200106016

===========================

Annesine can verdi, tek böbrekle anne oldu

Antalya'da, 4 yıl önce böbrek yetmezliği teşhisi konulan annesi Fevkiye Şahin'e (63) bir böbreğini veren öğretim görevlisi Dr. Emine Şahin Semerci (38), 2 ay önce erkek bebek dünyaya getirdi. Hastanede torununu kucağına alan Fevkiye Şahin, "Çevremdekiler, 'Kızın yarım kaldı, doğum sırasında ölebilir' diyerek beni korkuttu. Söylentilere değil doktorların dediklerine inanın. Organ bağışı hayat kurtarır" dedi.

Samsun'da oturan ev kadını 3 çocuk annesi Fevkiye Şahin'e, 2013'te böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. 2 yıl ilaç tedavisi gören Şahin'e, 2015'te doktorları, diyaliz tedavisi görmesi ya da organ nakli olması gerektiğini söyledi. Çocukları, diyalize girmek istemeyen Şahin'e böbrek vermek için gönüllü oldu. İlk olarak Samsun'da tedavi gördüğü hastanede Fevkiye Şahin'e oğlu Necati Gökhan Şahin'den (40) uyum testi yapıldı. Ancak uyum sağlanamadığı için operasyon gerçekleştirilemedi.

KIZI ANTALYA'YA ÇAĞIRDI

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nde öğretim görevlisi olan kızı Dr. Emine Şahin Semerci, tedavisi için aynı yıl annesini Antalya'ya çağırdı. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'ne başvuran Fevkiye Şahin'e, kızı Emine Şahin Semerci böbrek bağışında bulunmak için gönüllü oldu. Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş ve ekibince yapılan testlerin ardından Semerci'den alınan böbrek, annesine başarıyla nakledildi. Yaklaşık bir ay hastanede kalan anne ve kızı, sağlıklı şekilde evlerine döndü.

'KIZINI DOĞUMDA KAYBEDERSİN DEDİLER'

Nakil sonrası evlenen Emine Şahin Semerci, bu yıl 29 Ekim'de bir erkek bebek dünyaya getirdi. Kontrol için Antalya'ya gelen anneanne Fevkiye Şahin, torununu kucaklamanın sevincini yaşadı. Kızının verdiği böbrekle 4 yıldır sağlıklı yaşam sürdüğünü anlatan Şahin, "Kızım hiç tereddüt etmeden bana böbreğini verdi. Sağlığımız gayet iyi. Hatta torunum bile oldu. Çevremdekiler, 'Kızın yarım kaldı, doğum sırasında kızın ölebilir' diyerek beni korkuttu. Ama ben onlar gibi hiç kötü düşünmedim. Söylentilere değil, doktorların dediklerine inanın, organ bağışı hayat kurtarır. Organ nakli olacak kişiler bir gün bile beklemesin. Çünkü bir arkadaşım vardı. Çocukları organ vermek istedi ancak kadın kabul etmedi. Sonrasında yaşamını yitirdi. Eğer nakil olsaydı bugün hayatta olacaktı. O yüzden herkes organ nakli bağışında bulunsun" diye konuştu.

'HİÇ DÜŞÜNMEDEN BÖBREĞİMİ VERDİM'

Annesinin diyalize gireceğini öğrendikten sonra hiç düşünmeden gönüllü olduğunu belirten Emine Şahin Semerci ise "Diyaliz sonrasında da böbrek nakli olması gerekecekti. Diyalize girmeden, organları zarar görmeden hiç düşünmeden böbreğimi verdim. Hasta ve yakınları bilinçsizce etraftan yorum yapanlara değil, doktorlara danışsın. Biz de doktorlarımıza danışarak hareket ettik. Allah'a şükür ki sağlık durumumuz iyi" dedi.

'TEK BÖBREK DOĞUM YAPMAYA ENGEL DEĞİL'

Annesine böbreğini verdikten sonra evlendiğini anlatan Semerci, geçen 29 Ekim'de Yağız adını verdiği oğlunu dünyaya getirdiğini söyledi. Annesi için ne yapması gerekiyorsa onu yaptığını anlatan Emine Şahin Semerci, "Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, bize nakil hakkında bilgi verdi. Hiçbir sıkıntı çıkmayacağını söyledi. Ona güvendik, hiçbir sıkıntı yaşamadık. Hamilelik döneminde de her şey normaldi. Kontrollerimizi yaptırdık. Her şey olması gerektiği gibi oldu. Oğlumu sağlıklı şekilde kucağıma aldım. Bir böbreğimin olması, anne olmama engel değil" dedi.

SAĞLIKLARI İYİ

Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Havva Asuman Yavuz ise "Hastamız 4 yıl önce bize böbrek yetmezliği teşhisiyle geldi. Diyaliz tedavisi veya nakil önerilmişti. O da böbrek nakli olmaya karar verdi. Diyalize girmek istemediğini söyleyince kızı böbreğini vermek için gönüllü oldu. Başarılı bir nakil süreci yaşadık. Şu an sağlıklı şekilde yaşamlarına devam ediyorlar. Böbrek değerleri de mükemmel" dedi.

'ORGAN NAKLİ MUCİZEDİR'

Emine Şahin Semerci'nin böbrek bağışından sonra evlendiğini ve 3,5 yıl sonra hamile kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Yavuz, "Başarılı bir hamilelik dönemi geçirdikten sonra Yağız'ı dünyaya getirerek bize çok güzel bir hediye verdi. Organ nakli mucizedir. Anne, kız ve torun gayet sağlıklı" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Fevkiye Şahin'e ve kızı i Dr. Emine Şahin Semerci'den görüntü

-Bebekten görüntü

-Organ nakli merkezinden detay görüntü

-Röp: Prof. Dr. Havva Asuman Yavuz

-Röp. Fevkiye Şahin

-Röp: Emine Şahin Semerci

Haber: Aslı DURAN-  Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA

Haber Kodu : 200106011

==================================

Kulağını kestikleri köpeği, çuvalla dernek kapısına bıraktılar

Gaziantep'te, bir köpeğin bıçakla sol kulağı kesildi, baş ve yüz kısmına zarar verildi. Kimliği belirsiz kişilerce kesilen kulağı dikilmeye çalışılarak daha çok zarar verilen köpek, daha sonra çuval içerisinde Gaziantep Canlı Hayatını İyileştirme Derneği bahçesine bırakıldı. Veteriner hekim Gamze Sezer, tedavisine başlanan ve 'Hayat' ismini verdikleri köpeğin kulağı için deri nakli gerekebileceğini söyledi.

Gaziantep'te, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından kulağı kısmen kesilen köpeğin, uğradığı darbeler nedeniyle de yüzünde, kafasında ve kulağında derin yaralar oluştu. Kesilen bölgeler dikiş ipliği ile dikilmeye çalışılarak büyük acı yaşatıldığı belirtilen köpek, dün sabah saatlerinde çuvala konularak Canlı Hayatı İyileştirme Derneği'nin avlusuna bırakıldı.

Dernek görevlileri, çıktıkları bahçede buldukları çuvalı açtığında kanlar içerisinde kalan köpekle karşılaştı. İşkence yapılan köpek, derneğe ait klinikte tedaviye alındı. 'Hayat' adı verilen yavru köpeği kontrol eden veteriner Gamze Sezer, yüz, kafa ve kulak kısmında ciddi kesiler olduğunu belirledi. Tedavisine başlanan ve yaraları sarılan köpeğe deri naklinin gerekeceğini belirten Veteriner Gamze Sezer, "Hayat isimli yavru köpeğimiz derneğimizin bahçesine çuval ile atıldı. Çuvaldan çıkardığımızda hayvanın yüzünde büyük bir şişlik belirgindi. Hayvan kafasını kontrol edemiyordu, kaldıramıyordu. Bizim gördüğümüz hayvanın kulağını kesmeye çalışmışlar ama kafasını kesmişler. Daha sonra sanırım korktukları için dikmeye çalışmışlar. İğneden dolayı da ciddi bir iltihap oluşmuş. Biz antibiyotikler vererek yarasını temizledik. Daha sonra yarasını tekrar sardık. Yavrunun kulağını tamamen kesmek zorunda kaldım. Ölü dokuydu zaten şu andan itibaren yavru köpeğe deri nakli gerekiyor. Biz elimizden geleni yaptık. Umarım şansı yanında olur" dedi.

'KANLAR İÇERİSİNDE BULDUK'

Canlı Hayatını İyileştirme Derneği yöneticisi Cemal Güneş Tosun ise yavru köpeği derneğin bahçesinde kanlar içerisinde bulduklarını kaydetti. 'Hayat' ismini verdikleri köpeğin tedavisine başlandığını belirten Tosun, "Bu köpeğin kulağını ve yüzünü kesmişler. Daha sonra normal dikiş ipliği ile dikmeye çalışmışlar. Tabi doğal olarak hayvana enfeksiyon kaptırmışlar. Hayvanı çuvala koyup bizim derneğimizin bahçesine atmışlar. Yavruyu aldığımızda çok kötü durumdaydı. Biz dernek olarak elimizden geleni yaptık. Getirildikten sonra kafasındaki o dikiş iplikleri çıkarıldı. Enfeksiyonu olduğu için enfeksiyonu kurutulmaya çalışıldı. Düzenli olarak pansumanlarını yapıyoruz ve antibiyotik veriyoruz" diye konuştu.

Hayat'ın ileri tedavisi için Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine gönderileceği belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

Yavru köpeğin görüntüsü

Köpeğin yaraları

Köpeğin tedavi edilmesi

Yaraların pansuman yapılıp sarılması

Cemal Güneş Tosun ile röp.

Veteriner Gamze Sezer ile röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber: Kamera: Kadir GÜNEŞ -GAZİANTEP-DHA

Haber Kodu : 200106017

=======================

Cinsel suç ve şiddet mağdurları, beyanlarını AGO'da verecek

Çanakkale Adalet Sarayı'nda, suç mağduru çocuk, tanık çocuk, suça sürüklenen çocuk, cinsel suç mağduru, aile içi şiddet mağduru veya diğer kırılgan grup mağdurların ifade ve beyanlarının alınması için Adli Görüşme Odası (AGO) hazırlandı. Özellikle çocuk mağdurların kendilerini daha güvende ve rahat hissetmelerini sağlamaları için AGO Çocuk Bekleme Odası'na oyuncaklar ve kitaplar konuldu. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Karişit, uygulamaya bugün başlanılacağını belirterek, "Bu uygulama ile özellikle suç mağduru çocukların ve aile içi şiddete maruz kalmış kişilerin adli süreçte ikinci bir mağduriyet yaşamalarının önüne geçileceği gibi, korunması ve adalete erişimlerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir" dedi.

Adalet Bakanlığı, adli soruşturma ve kovuşturmalar sırasında sanık ile duruşma salonlarında ve diğer alanlarda yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen suç mağduru çocuk ve diğer kırılgan grup mağdurlarının ikincil örselemelerinin önüne geçilmesi amacıyla beyanlarının uzman psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı eşliğinde ve fail ile yüz yüze gelmeden uygun ortamda alınmasının sağlanması için adliyelerde Adli Görüşme Odaları (AGO) uygulamasını başlattı. Bu kapsamda Çanakkale Adalet Sarayı'nda kurulan AGO'da bugün hizmet vermeye başlanılacak.

Yargı Reformu Stratejisi ve Adalet Bakanlığı'nın stratejik plan hedefleri çerçevesinde yürütülen çocuk koruma uygulamalarında kalite standartlarının geliştirilmesi çalışmaları kapsamında, Çanakkale Adalet Sarayı'nda AGO Koordinatör Odası, AGO Çocuk ve Yetişkin Bekleme Odaları, AGO Adli Görüşme Odası ve AGO Gözlem Odası'ndan oluşuyor. AGO'lar, teknik donanım ve duruşma salonuna gitmeden ifade vermeyi sağlayacak Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi'ne (SEGBİS) de sahip. Özellikle çocukların, ifade ve beyanlarının alınmasından önce bekleyecekleri Çocuk Bekleme Odası'na adliye ortamında kendilerini daha rahat ve iyi hissetmeleri için oyuncaklar ve kitaplar da konuldu.

MAĞDUR ODAKLI TASARLANDI

Bekleme, görüşme ve gözlem odası olmak üzere üç oda olarak hazırlanan AGO'larda her şey mağdur odaklı tasarlandı. Hakim ya da Cumhuriyet Savcısı tarafından sorulması istenen sorular, AGO'larda kulaklık vasıtasıyla uzmana iletiliyor. Uzmanlar sorularını mağdurların psikolojik durumlarını göz önüne alarak uygun bir dille aktarıyor. Mağdurdan alınan cevaplar sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınıyor. Uzmanın yaptığı ön görüşme ile kaygı düzeyi düşürülen mağdurun sağlıklı ifade vermesi sağlanıyor. Suçlu ya da sanıkla tekrar yüz yüze getirilmeyen mağdurun bir kez daha örselenmesinin de önüne geçiliyor.

Bugünden itibaren uygulanmaya başlanan AGO hakkında bilgi veren Çanakkale Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Karişit, özellikle cinsel suçlarda bu yöntemin uygulanmasının zorunlu hale getirildiğini açıkladı. Karişit, "Adli Görüşme Odası'nda psikolog ve mağdur bulunacak. Adli Gözlem Odası'nda ise hakim ve Cumhuriyet savcısı ile tarafların avukatları olacak. Hakim ya da Cumhuriyet savcısı, sorularını bir mikrofon ile Adli Görüşme Odası'ndaki psikologa iletecek. Psikolog da mağdurun psikolojisini gözeterek, uygun bir şekilde soruları kendisine yöneltecek. Ama mağdur, hiçbir şekilde Gözlem Odası'nı görmeyecek ve duymayacak. Bu şekilde de mağdur başından geçen olayı daha iyi anlatma imkanı bulacak. Adli soruşturma ve kovuşturmalar sırasında, suç mağdurlarının sanıkla yüz yüze gelmeden ve bu şekilde de ikinci bir örselenme içine girmeden beyanlarını kendileri için hazırlanmış olan bu uygun ortamda korumalı bir şekilde psikolog vasıtasıyla vermeleri sağlanmış olacak" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Çanakkale Adalet Sarayı'ndan görüntü.

-Adli Görüşme Odalarından genel ve detay görüntü.

-Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Karişit ile röp.

-Burak Gezen Anons.

Haber-Kamera: Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

Haber Kodu : 200106036

===================================

Çivi kullanılmadan yapılan ahşap cami zamana meydan okuyor

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde bulunan Akçahatipler köyündeki, 200 yıllık cami, mimarisiyle görenleri hayran bırakıyor. Çivi kullanılmadan yapılan iki katlı ahşap cami, cemaatin daha rahat namaz kılması için yüzde 10 kıble yönüne doğru eğimli olmasıyla öne çıkıyor.

Zonguldak'a 40 kilometre, Çaycuma'ya ise 16 kilometre uzaklıktaki Akaçhatipler köyünde resmi kayıtlara göre kim tarafından inşa edildiği bilinmeyen iki katlı ahşap cami, hizmet vermeye devam ediyor. Çivi kullanılmadan tamamen ahşap malzemelerden yapılan caminin resmi kayıt olmasa da 200 yıl önce yapıldığı tahmin ediliyor. Caminin en önemli özelliği ise cemaatin daha rahat namaz kılması için kıble yönüne doğru yüzde 10 eğimli olması. Namaz kılanlar, bu sayede rüku ve secdeyi daha rahat yapabiliyor. Mimarisi ve daha rahat namaz kılınması nedeniyle, çevre köylerde yaşayanlarda ahşap camiye gelerek ibadetlerini gerçekleştiriyor.

KÖYLÜLER CAMİYİ AYAKTA TUTUYOR

Köy muhtarı Nizamettin Akkaya, köyde bilinene göre caminin 200 yıllık olduğunu söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda da caminin yapım yılıyla ilgili bir bilgi olmadığını anlatan Akkaya, "Köyümüz artık camili köy olarak biliniyor. Çevrede cami olmayınca bir tek burada camimiz vardı. 200 yılı geçmiş tarihi bir camidir. 1959 yılında ikinci katının yapıldığını biliyorum caminin. Tarihi ve çivisiz bir cami. Meyilli yapıldığı için secde edilirken daha rahat ediyor insan. Bizde halk olarak camimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Oldukça ilgi çekiyor camimiz. Ziyaretçiler geliyor gerçekten. Bu sayede köyümüzün de tanıtımı oluyor. Biz ilgililerin daha fazla destek vermesini istiyoruz. Tanıtımına katkı verilirse bölge için önemli bir eseri ayakta tutmaya devam ederiz. Böylesi bu bölgede tek diye biliyorum" dedi.

CAMİDEKİ MEĞİL NAMAZI RAHAT KILDIRIYOR

Köylü emekli maden işçisi Mustafa Karakütük de caminin tarihi ve güzelliğiyle ön plana çıktığını söyledi. Köylüler olarak camiyi nesilden nesile ayakta durması için özenle koruduklarını belirten Karakütük, şöyle konuştu:

"Yapılış tarihi belli olmayan bir cami. 1959'da ikinci katı yapıldı. İçerisi en son 15 yıl önce restore edildi. Eski tarihini pek bilen yok. 200 yıl söyleniyor ama belli değil. Mahallenin ismi camili köy. Camiden dolayı köyümüzde bu şekilde bilinir.  Caminin yanındaki mezarlıkta türbe var. Beylerefendi diye geçiyor türbede yatan kişi. O kişinin bu camiyi yaptırdığı da söyleniyor. Biz camiyi korumaya devam ediyoruz. Nesilden nesle camimiz devam edecek inşallah. Camimizde daha rahat kalkmak için meyil bulunuyor. Bu çok rahat ettiriyor insanı. Yıllar önce ne güzel düşünülmüş."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Caminin drone ile görüntüsü

-Camiye gelen cemaat

-Namaz kılınması

-Camiden detay

-Köylü Mustafa Karakütük ile röp.

-Muhtar Nizamettin Akkaya ile röp.

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN-Yeliz ALAGÖZ/ÇAYCUMA(Zonguldak),

Haber Kodu : 200106023

====================================

Kocaeli'de bir mahalle toprak kayması tehdidi altında

Kocaeli'nin Körfez ilçesinde son günlerde yoğun yağış nedeniyle Yavuz Sultan Selim Mahallesi'nde harfiyat dökülen alanda toprak kayması meydana geldi. Yağış nedeniyle yumuşayan toprak metrelerce kayarken, üst kısımda ise çatlaklar oluştu. Mahalle halkı, olası kazalara karşı önlem alınmasını istedi.

Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi sınırlarındaki Kurudere mevkiinde, yıllar içerisinde dökülen harfiyat nedeniyle küçük bir dağ oluştu. Bölgede son günlerde aralıksız yağan yağmur yaşamı olumsuz etkilerden, hafriyat döküm sahasında toprak kayması meydana geldi. Yağmur nedeniyle yumuşayan toprak yığını metrelerce kaydı. Hafriyat sahasının üst kısımlarında çatlakların meydana gelmesi, yeni bir heyelan riskini de oluşturdu. Can kaybının yaşanmadığı olay nedeniyle mahallede oturan vatandaşlar, toprak kaymasının yaşandığı alanda olası kazalara karşı önlem alınmasını istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Bölgeden drone görüntüsü

Mahalle aralarından aktüel görüntüler

Detay

HABER: Selda Hatun TAN-KAMERA: Dinçer AKBİR/KÖRFEZ(Kocaeli),

Haber Kodu : 200106021

=============================

Soluk borusuna şeker takılan bebeği eczacı kurtardı

Gaziantep'te, soluk borusuna şeker takılması sonucu, boğulma tehlikesi geçiren 1 yaşındaki bebeğin hayatını, annesiyle gittiği eczanedeki durumu fark eden eczacı kurtardı. Bebeğin ölümden döndüğü anlar, güvenlik kamerası görüntülerine yansırken, eczacı Bülent Yılmaz, "Çok hızlı davranarak duruma müdahale ettik. Çocuğu kurtard. Anne çok mutlu şekilde eczaneden ayrıldı" dedi.

Olay, geçen Kasım ayında Beşyüzevler Mahallesi'ndeki eczanede meydana geldi. İlaç almak için eczaneye gelen ismi öğrenilemeyen anne, bebek arabasındaki 1 yaşlarındaki erkek çocuğuna ağladığı için şeker verdi. Şeker, bir süre sonra bebeğin soluk borusuna kaçtı. Çocuğunun nefes alamadığını fark eden annenin telaşlandığını gören eczacı Bülent Yılmaz, hemen duruma müdahale etti.

Nefes alamayan bebeği kucağına alıp, ardından sırtına vurarak şekeri çıkarmasını sağlayan eczacı Bülent Yılmaz, olayı anlarını şöyle anlattı:

"Ben annenin telaşlandığını görünce yerimden kalkıp ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. Bebeği kucağıma aldığımda bebeğin nefessiz kaldığını, morardığını ve boğazına bir şey takıldığını fark ettim. Çocuğu yüz üstü çevirerek, midenin üst tarafına baskı yapıp, sırtına elimle vurarak cismin çıkması için çabaladım. Birkaç defe yaptıktan sonra bebeğin ağzındaki şeker yere fırladı. Büyük bir şekerdi. O anda çocukla beraber, ben, annesi ve eczane çalışanları derin bir nefes aldık. Çok şükür çocuğumuza bir şey olmadı. Tabi burada annelerin, ailelerin, küçük bebeklere ulaşabilecekleri yerlere şeker, küçük oyuncaklar, küçük eşyalar gibi şeyleri etraflarında bırakmamaları gerekiyor. Burada yaşadığımız olayda bunu anladık. Olay anında anne çok telaşlıydı. Çok hızlı davranarak müdahale ettik. Anne çok mutlu şekilde eczaneden ayrıldı."

OLAY GÜVENLİK KAMERASINDA

Olayda bebeğin nefes alamaması, annenin telaşlanması ve eczacı Bülent Yılmaz'ın bebeğe müdahale anı saniye saniye eczanenin güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı. Görüntülerde, müdahalenin ardından bebeğin rahat nefes almaya başlaması ve annesiyle birlikte eczaneden ayrılması da yer alıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

Güvenlik kamerası

Eczacının çocuğu kurtarması

Annenin telaşı

Bülent Yılmaz ile Röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber: Kamera: Mustafa KANLI -GAZİANTEP-DHA

Haber Kodu : 200105022

=============================

Sağlık ekibi, atla geldikleri köydeki hastayı kızakla götürdü

Erzurum'un Hınıs ilçesine 30 kilometre uzaktaki Çilligöl Mahallesi'nde rahatsızlanan Songül Yılmaz'a (41), karla kaplı yolda at sırtında giderek ulaşan sağlık ekipleri, hasta kadını kızakla çekerek ambulansa taşıdı.

Erzurum'da gece etkili olan kar yağışı nedeniyle yolu kapanan Çilligöl Mahallesi'nde oturan 9 çocuk annesi Songül Yılmaz rahatsızlandı. Rahim içi kanama ve karın ağrısı şikayeti bulunan Yılmaz'ın yakınları, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine yola çıkan sağlık ekibi, karla kaplı yolda ambulansla ilerlemekte zorlandı. Hınıs'a 30 kilometre uzaklıktaki mahallenin 23 kilometresine kadar ambulansla gidebilen ekip, kar nedeniyle yolda kaldı. Yolun açılması için bölgeye greyder gönderildi. Ancak greyder de kara saplandı. Bu sırada durumu fark eden çevre sakinleri, bölgede toplandı. Sağlık ekibindeki paramedik Yunus Yavuz, bir kişinin getirdiği ata binip, Çilligöl Mahallesi'ndeki hastaya ulaştı.

Hasta kadına evinde ilk müdahalesini yapan Yunus Yavuz, Songül Yılmaz'ın hastaneye kaldırılması gerektiğini söyledi. Mahalledeki atlı kızağa alınan Yılmaz, 4 saatlik yolculuğun ardından 7 kilometre uzaklıktaki ambulansa ulaştırıldı. Ambulansta sağlık ekiplerinin müdahale ettiği Songül Yılmaz, Hınıs Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Sağlık ekibinin atla gitmesinden fotoğraflar

-Atlı kızağın hazırlanması

-Hasta kadının kızakla evinden alınması

-Hasta kadının atlı kızakla ambulansa götürülmesi

Haber: Hümeyra PARDELİ/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200105027

=============================

Buzla kaplanan Çıldır Gölü, 2020'de de gözde

Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki dondurucu soğuklar nedeniyle yüzeyi tamamen buzla kaplanan Ardahan'ın Çıldır ilçesindeki Çıldır Gölü, 2020'de de ziyaretçi akınına uğruyor. Dünyanın dört bir yanından Çıldır Gölü'ne gelen yerli ve yabancı turistler, bölgede düzenlen atlı kızak ve jet ski turlarına katılıp, Eskimo usulü balık avlıyor.

Denizden 1959 metre yükseklikteki Çıldır Gölü'nün yüzeyi, hava sıcaklığının geceleri sıfırın altında 20 dereceye kadar düşmesi nedeniyle buzla kaplandı. Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü, Doğu Ekspresi sayesinde her gün ziyaretçi akınına uğruyor. Yöre halkı göle gelen turistleri atlı kızak ve jet ski ile göl üzerinde gezdirip, Eskimo usulü balık avlamayı gösteriyor. Misafirler, göl üzerindeki sobada demlenen tavşan kanı çaylardan yudumlayarak bölgenin keyfini doyasıya çıkarıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Çıldır Gölü'nün ziyaretçi akınına uğradığını söyleyen Orhan Göller (32), "Göl, yöre halkının ekmek teknesi oldu. Her mevsim farklı güzellikler sunan turistlere hizmet vererek para kazanıyoruz. Ben de yüzeyi buz tutan Çıldır Gölü'nde soba yakıp, üzerine demlediğim çayları satıyorum" diye konuştu.

Özellikle kışın güzel manzaraların oluştuğu bölge, gün batımı sırasında farklı bir görüntüye bürünüyor. İstanbul'dan arkadaşları ile birlikte ilk kez geldiği Çıldır Gölü'ne hayran kaldığını söyleyen Meltem Uskun, "Gölün yüzeyinde yürümek, kızakla kaymak, balık tutmak ve buz üstünde ikram edilen çayı yudumlamak ayrı bir keyif yaşatıyor. Yüzeyi tamamen buz tutan gölün üzerine onlarca insanın çıkması, atlı kızakların ve jet skilerin olması, bazen otomobillerin bile gezdiği gölün kırılmaması tamamen bir mucize" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-Atlı kızakların gidişi

-Jet-skiler

-Sobada demlenen çayın içilmesi

-Kadın üzerine hoş geldin 2020 yazılması

-Eskimo usulü balık avlanması

-Vatandaşlarla röp

Haber-Kamera: Suat İNCEDERE/ ÇILDIR (ARDAHAN),

Haber Kodu : 200105014

=============================



Ankara, Güncel

Kaynak: DHA

21.02.2020 20:33:01