Irkçılığın pençesinde

Son zamanlarda bir spor haberleri sitesine girdiğinizde, futbolda ırkçılıkla alakalı bir habere rastlamamak neredeyse mümkün değil. Avrupa futbolunda her hafta, farklı bir ülkede farklı bir ırkçılık vakası ile karşılaşıyoruz.

24.10.2019 16:50 | Son Güncelleme: 24.10.2019 16:50Irkçılığın pençesinde
Son zamanlarda bir haberleri sitesine girdiğinizde, futbolda ırkçılıkla alakalı bir habere rastlamamak neredeyse mümkün değil. futbolunda her hafta, farklı bir ülkede farklı bir ırkçılık vakası ile karşılaşıyoruz.

Son olarak dün Genk ile Liverpool arasında oynanan Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde, Liverpool’un Belçikalı siyahi oyuncusu Divock Origi, ırkçı “şaka”ya maruz kaldı. Maç öncesi ısınmak için sahaya çıkan Liverpool futbolcuları, tribünde Origi’nin kafasının yerleştirildiği siyahi çıplak bir erkek vücudunun Şampiyonlar Ligi kupasının yanında yer aldığı bir resmi gördüler. Her iki takım yetkilileri de harekete geçti ve resmin yer aldığı pankart kaldırıldı.

Bir başka ırkçı saldırıya geçtiğimiz hafta sonu, ırkçı saldırılara bizzat maruz kalan İngiliz futbolcuların ülkesinde, bir Premier League maçında rastladık. Manchester United’ın Liverpool’u Old Trafford’da konuk ettiği maçta, bir United taraftarı Liverpool oyuncusu Trent Alexander Arnold’a yönelik sözlü ırkçı saldırıda bulundu.

Kimliği kısa süre içinde tespit edilen taraftar, United kulübü tarafından stadyuma girmekten men edildi. Kulüp, bir de yazılı olarak şu açıklamayı yaptı: “Irkçılığın ya da ayrımcılığın harhangi bir türü tamamıyla kabul edilemezdir ve bizim değerlerimizi yansıtmamaktadır.”

İngiltere Milli Takımı’nın siyahi oyuncuları, bu konudaki en madur futbol aktörlerinin başında geliyor. 14 Ekim günü, Euro 2020 elemeleri kapsamında oynanan Bulgaristan-İngiltere maçında, söz konusu ırkçı saldırılar ayyuka çıkmıştı. Top ne zaman İngiliz futbolcular Tyrone Mings’e ve Raheem Sterling’e gelse, tribünlerden maymun sesleri yükselmişti. Buna ek olarak, tribünlerdeki bazı kişiler Nazi selamı vererek durumu iyice çirkinleştirmişlerdi.

Bu olay, tüm Avrupa ve dünya gündeminde geniş yankı uyandırdı. Maçtan bir süre sonra, Bulgaristan Futbol Federasyonu Başkanı Borislav Mihaylov istifa etti. Mihaylov’dan birkaç gün sonra, maçın hemen ardından “Ben herhangi bir ırkçı tezahürat duymadım.” diyen, Bulgaristan Milli Takımı teknik direktörü Krasimir Balakov da görevinden ayrıldı. Balakov, o açıklamasından sonra gazetecilere İngiltere Milli Takımı’ndan özür dilediği bir mail göndermişti.

Bulgaristan’da olayın yankıları hâlâ sürüyor. Dört taraftar gözaltına alındı ve ilerleyen günlerde bu sayının artması bekleniyor.

Irkçı saldırıların bir diğerine yaklaşık iki ay önce İtalya’da tanık olmuştuk. 1 Eylül günü Cagliari deplasmanına çıkan Inter’in siyahi futbolcusu Romelu Lukaku, top ayağına geldiğinde tribünlerden yükselen maymun seslerine maruz kalmıştı. Bu sesleri çıkaran Cagliari’nin taraftar grubu Ultras, maçtan sonra Facebook üzerinden şu açıklamayı yaparak kendini savunmuştu: “Şunu anlamalısınız ki İtalya, ırkçılığın gerçek bir problem olduğu Kuzey Avrupa ülkeleri gibi değildir. İtalya’da biz takımımıza yardımcı olmak için bazı yollar kullanırız ve rakiplerimizi sinirlendirmeyi deneriz.” Bu açıklama, Avrupa futbol kamuoyunda “özrü kabahatinden büyük” tarzında tepkilere yol açmıştı.

Cagliari’nin stadyumunda daha önce Blaise Matuidi ve Sulley Muntari de aynı ırkçı saldırıların hedefi olmuştu.

Irkçı saldırılar, azalmanın aksine günden güne fazlalaşıyor. Stadyumlar gibi kalabalıkların bir araya geldiği ortamlarda, kişiler arkasındaki kalabalıktan güç alarak bu tutumlarını ve eylemlerini sürdürüyorlar.

Bulgaristan, Avrupa, Spor

Kaynak: EuroSport.com

HABER YORUMLARI
7.12.2019 12:11:26