İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ADALAR'DAKİ FAYTONLAR YAKLAŞIK 70 MİLYON LİRAYA İBB'YE GEÇECEK - Plaka başına 250 bin lira ödenecek.

16.01.2020 14:34 | Son Güncelleme: 16.01.2020 14:34İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ADALAR'DAKİ FAYTONLAR YAKLAŞIK 70 MİLYON LİRAYA İBB'YE GEÇECEK

- Plaka başına 250 bin lira ödenecek.

DHA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 'daki tescilli fayton plakalarını yaklaşık 70 milyon lira karşılığında satın alacak.

İBB'nin Pazartesi günü yapılan Ocak ayı ilk meclis toplantısında Adalar'da toplu taşımacılıkta kullanılan at ve araçlarıyla birlikte tescilli fayton plakalarının satın alınmasıyla ilgili Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü'nün teklifi görüşülmüştü. Görüşmenin ardından teklif, ilgili komisyona gönderildi. Komisyon raporu bugün İBB meclisinde gündeme gelecek. Rapora göre İBB, Adalar'daki 277 tescilli fayton plakasını satın alacak. Plaka başına 250 bin lira ödenecek. İBB satın alma için 69 milyon 250 bin lira ödeyecek. Ayrıca kimlik belgeli atlar da 4 bin lira karşılığında satın alınacak.

Görüntü Dökümü:

-----------

-Arşiv

===========================

2 -  İMAMOĞLU'NA TEPKİ İÇİN SOSYAL MEDYADAN UNVANINI SİLEN AKADEMİSYEN KONUŞTU

Semih ÇALIŞKAN - Güven USTA/İSTANBUL, - İSTANBUL Büyükşehir Belediye (İBB)  Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun açıklamasına tepki olarak sosyal medya profilinde yer alan unvanını silen Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav açıklamalarda bulundu.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yazdığı kitaptan uyarlanan tiyatro oyununu seyretmeye giden eşi Dilek İmamoğlu'na yönelik eleştiriler üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB)  Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Benim eşim, iyi eğitim almış, üniversite bitirmiş, masteri olan doktorası olan bir Türk kadını. Benim eşim, nereye gideceğini bilir" ifadelerini kullanmıştı. İmamoğlu'nun açıklamasına tepki gösteren Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav da sosyal medya hesabından unvanını silerek, "Ekrem İmamoğlu'nun demecinden sonra profilimde yer alan 'Prof. Dr.' unvanımı sildim. Unvanlar gelip geçicidir, esas olan vatanseverliktir" paylaşımı yapmıştı.

"SİYASETÇİLERDEN DUYARLILIK GÖSTERİLMESİNİ İSTİYORUZ"

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav, unvanını silmesi ile ilgili, "Ekrem İmamoğlu'nun bu demeci, bana iyi gelmedi, beni mutlu etmedi" ifadelerini kullandı. Oktav, "Yani master ve doktora yapmamış Türk kadınlarının, hangi ortamlarda bulunması gerektiğini, nereye gideceğini bilemeyeceği gibi bir izlenim edindim. Biraz üstenci bir ifade olarak algıladım. Fakat ben birisi hakkında böyle olumsuz, beni mutlu etmeyen bir şey olduğunu gördüğümde kendime bakarım. 'Acaba ben de aynı şeyi yapıyor muyum?' diye düşünürüm. Bazen insan kendisinin de yaptığı şeyleri başkalarında eleştirebiliyor. Baktım profilime, 'Prof.Dr.' unvanını yazmışım. Dedim ki 'Ekrem İmamoğlu'na kızıyorsun ama bak sen de profiline unvanını koymuşsun' dedim. 'Demek ki sende de bununla övünme, unvana önem verme var' diyerek sadece profilimden onu sildim. İnanın ki içimden sadece bu geçti. Vatanseverlik konusuna gelince, çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Diyarbakır'da dört aydır anneler HDP il binasının önünde bekliyorlar. Cumartesi anneleri var. Bunların hepsine karşı toplum olarak, halk olarak duyarlıyız. Siyasetçilerden buna da duyarlılık gösterilmesini istiyoruz. Vatanseverlik konusunu da bu aklıma gelerek yazdım." diye konuştu.

"HİÇBİRİMİZ BU DÜNYADA KALICI DEĞİLİZ"

"Hiçbirimiz bu dünyada kalıcı değiliz" diyen Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav, tepkisine çok sayıda kişiden destek geldiğini ifade ederek, "Bir kişi, bir lider veya aday çok fazla teveccüh görünce insan psikolojisi kendisini üstün görme gibi bir durum var. Benim bu tweetim aslında sadece Ekrem İmamoğlu'na değil, toplumdaki siyasetçilere de benim kendime baktığım gibi kendilerine bakmaları için vesile olur, diye düşünüyorum. Profesörlük unvanını bırakmış değilim. Üniversitede, gerekli yerlerde elbette kullanacağım. Ben bu unvanımı çok çalışarak, çabalayarak aldım. Olumsuz tweetlerden de çok ders aldım. Hiçbir mevki, hiçbir milletvekilliği gibi bir beklenti aklımın ucundan geçmedi. Ben çünkü en yüksek mevkideyim. Ben öğrenci yetiştiriyorum" ifadelerini kullandı.

KIZ KARDEŞİM 'DOKTORAM YOK DEMEK Kİ BEN BİR HİÇİM' DEDİ

"İnsanlar kibirli olanlardan, üstten yaklaşımlardan haz etmiyor" ifadelerini kullanan Oktav, "Titr ne ki? Sabah kız kardeşim, 'o zaman benim doktoram, masterim yok. Demek ki ben hiçbir yere gidebilecek, kararımı verebilecek kapasitede değilim, ben bir hiçim demek ki' dedi. Bu hissi uyandırıyor. Dürüst olmayan politikalar cilalanıyor. Daha çok köpürtülüyor. Görüntüler veriliyor. İnsanların içi acıyor. Diyarbakır'daki anneler dağdan çocuklarına kavuşunca ellerini falan koklayarak öpüyorlar çocuklarını. Onları düşünsünler tiyatroya giden cici, güzel hanımefendiler. Unvanlar değerlidir ama benim eşim olsaydı 'benim eşim profesör nereye gideceğini bilir' gibi bir laf etseydi ben öyle bir eş istemezdim zaten" şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü:

---------

-Röportaj

-Detaylar

====================

3- TÜRSAB BAŞKANI BAĞLIKAYA : (SÖMESTR TATİLİ) DOLULUK YÜZDE 90'LARIN ÜZERİNDE

Müge YARIMBATMAN-Feridun AÇIKGÖZ/ TÜRKİYE Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)  Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, sömestr tatilinden dolayı tatil yerlerindeki doluluk oranlarının yüzde 90'ın üzerinde olduğu söyledi.

İlk ve orta dereceli okullarda birinci ara dönem  yarın sona eriyor. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya,  sağlık, ve alternatif turizm profesyonellerini bir araya getirecek olan Hestourex 2020 Sağlık, Spor ve Alternatif Turizm Fuarı'nın basın toplantısı sonrası, Demirören Haber Ajansı'nın  sömestr tatiliyle ilgili sorularını yanıtladı.

"KAYAK BÖLGELERİ DAHA ÇOK TERCİH EDİLİYOR"

Bağlıkaya, "Sömestr tatilinde karın yükselmesiyle birlikte kayak bölgeleri daha çok tercih ediliyor. Uludağ, Palandöken, Kayseri, Kartepe, Kartalkaya, Sarıkamış gibi bölgelerimiz yoğun ilgi görüyor. Yaklaşık bir aile için bakıldığında günlük bin TL civarında tatil yapmak mümkün. Bunun dışında Karadeniz ve Kapadokya bölgeleri kültür turları alıyor. Yurt dışı seyehatleri de, yine klasik Orta Avrupa seyahatleri ön planda. Bunun dışında Uzak Doğu da ilgi gören destinasyonlar arasında" diye konuştu.

"DOLULUK ORANLARI YÜZDE 90'LARIN ÜZERİNDE"

Sömestr tatili için hala yer bulma imkanının olduğunu söyleyen Bağlıkaya, "Doluluk oranları sömestr dolayısıyla yüzde 90'ların üzerinde. Hala bir yerler bulma imkanı var ama doluluklar yüzde yüz olacaktır sömestr döneminde" dedi.  Bağlıkaya sözlerine, "İlgi gayet iyi, biliyorsunuz tatil üçe çıktı. Buna rağmen sömestrin  ayrı bir özelliği var. İnsanlar sömestrde tatil yapmaya alışmış. Dolayısıyla sömestr tatili, ara tatillerden daha çok ilgi görüyor" diye konuştu.

Bu arada  Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenecek ve dünya genelinden sağlık, spor ve alternatif turizm profesyonellerini bir araya getirecek olan Hestourex 2020 Sağlık, Spor ve Alternatif Turizm Fuarı,  2-4 Nisan tarihleri Antalya'da düzenlenecek.  Beşiktaş'taki TÜRSAB Genel Merkezi'nde  konuyla ilgili yapılan basın toplantısında TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz  Bağlıkaya ve Hestourex Danışma Kurulu Başkanı Emin Çakmak bilgi verdi.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Firuz Barbaros Bağlıkaya ile röportaj

-Basın toplantısından genel ve detay görüntüler

=======================

4- - İSTANBUL'DA 7 İLÇEDE YAPILAN UYUŞTURUCU OPERASYONU KAMERADA

Ali ABLAY/İSTANBUL,- NARKOTİK Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul'da 7 ilçede uyuşturucu operasyonu düzenledi. Operasyonlarda yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken 15 şüpheli gözaltına alındı. O anlar ise polis kamerasına yansıdı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 21 Aralık ile 14 Ocak tarihleri arasında Avcılar, Esenyurt, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Şişli ve Bakırköy ilçelerinde belirlediği adreslere uyuşturucu operasyonları düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonlarda 70 kilogram eroin, 182 kilo 500 gram skunk ve kenevir, 50 kilo 500 gram ecstasy hap, 2 kilogram kokain, 24 kilogram metamfetamin, 1 kilo 500 gram captagon hap, 67 kilogram sıvı kimyasal madde, 3 kilogram katı kimyasal madde, 3 tabanca, 31 mermi, 5 hassas terazi, ambalajlama makinesi ve uyuşturucu madde üretiminde kullanılan birçok malzeme ele geçiridi. Şüpheliler  A.G.(37), O.K.(27), Ö.T. (36), Z.A.(31), H.Ç.(52), K.Ç.(34), M.Ç.(51), D.Ç.(24), Y.K.(59), E.E.(29), V.T.(22), M.Z.(49), M.H.(33), A.A.(43) ve İran uyruklu A.K.(25)  yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler Vatan Caddesi'nde bulunan Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken, 13 şüpheli çıkartıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Görüntü Dökümü

-----------------

-POLİS KAMERASI

-Operasyon görüntüleri

-AKTÜEL GÖRÜNTÜLER

-Ele geçirilen uyuşturucular

===========================

5 - ZİHİNSEL ENGELLİ KADINA TECAVÜZ İDDİASI:  SANIKLAR BERAAT ETTİ

Halil YILMAZ/İSTANBUL,

Bağcılar'da 30 Eylül 2018 tarihinde yüzde 70 oranında zihinsel engelli Ayşe M.'ye (44) cinsel saldırıda bulundukları iddiasıyla yargılanan Müslüm D. (28), Gökhan Ö. (28) ve Yasin C.'nin (25) davasında karar çıktı. Mahkeme suçun unsurları oluşmadığından üç sanığın da beraatine karar verdi.

Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, tutuksuz yargılanan sanıklar Müslüm D. ve Gökhan Ö.'nün fiilin gerçekleştiği sırada mağdurun zeka geriliğini bildiklerine dair dosyada delil olmadığını, bu konuyla ilgili Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındığını ve sanıkların bu durumu bilmelerinin mümkün olmadığını ifade etti. Mütalaada mağdur Ayşe M. ile sanıklar Müslüm D. ve Gökhan Ö.'nün cinsel birliktelik fiilini zorla gerçekleştirdikleri yönünde kanaat oluşmadığını gerekçe gösterilerek, Müslüm D. ve Gökhan Ö.'nün beraatleri talep edildi. Savcı, sanık Yasin C. İçin de suçun unsurları oluşmadığını ifade ederek beraatini istedi.

"Konut Dokunulmazlığının İhlali" suçundan da yargılanan Müslüm D. ve Gökhan Ö. hakkında ise savcı, mağdurun rızasıyla içeri girdiklerini ve mağdurun zeka geriliğini bilmelerinin mümkün olmayacağını dile getirerek sanıkların bu suçtan da beraatini istedi.

MAĞDURUN DURUMUNU BİLMİYORDUM

Müslüm D. son sözü sorulduğu sırada "Mağdurun durumunu bilmiyordum. Kendisini ilk kez o gün gördüm. Beraatimi istiyorum" dedi. Sanıklar Gökhan Ö. ve Yasin C. de beraatlerini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçun unsurları oluşmadığından 3 sanığın da beraatine karar verdi.

NE OLMUŞTU

Bağcılar'da 30 Eylül 2018 tarihinde apartmanın 5. katında örtü silkeleyen zihinsel engelli 44 yaşındaki Ayşe M.'ye kapıyı açtırtıp cinsel saldırıda bulundukları iddiasıyla gözaltına alınan Müslüm D.(28) ve Gökhan Ö.(28) tutuklandı. Olay günü arkadaşlarının peşinden giden ancak daireyi bulamayan Yasin C. (25) serbest kaldı. Yapılan incelemelerde mağdurun iç çamaşırında Müslüm D. ve Gökhan Ö.'nün DNA profiline rastlandı. İki şüpheli hakkında "Nitelikli Cinsel Saldırı" suçundan 18 yıldan az olmamak kaydıyla ve "Konut Dokunulmazlığının İhlali" suçundan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İddianamede sanıkların arkadaşı olan Yasin C.(25) hakkında da nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten 8 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Ayrıca iddianamede Ayşe M.'nin yüzde 70 oranında orta derecede mental retardasyon rahatsızlığı bulunduğu ve IQ'sunun 43 olduğu kaydedildi.

Görüntü dökümü:

--------------

-ARŞİV

=========================

6- ÖLDÜRDÜĞÜ EŞİYLE 2 SAAT ARAÇLA DOLAŞAN KOCANIN DAVASINDA TANIKLAR DİNLENDİ

Haber-Kamera: Halil YILMAZ/ İSTANBUL,

Bahçelievler'de boşanma aşamasında olduğu 4 aylık eşi Fatma Erdoğan'ı (22) araçta silahla ateş ederek öldürdüğü ve 2 saat eşinin cesediyle dolaştığı iddiasıyla yargılanan tutuklu sanık Eren Erdoğan'ın (23) davasında tanıklar dinlendi. Maktulün teyzesi Fethiye Aladağ, "Fatma bize 4 ay süren evliliği boyunca yaşadığı fiziksel şiddeti anlattı. Kocası sesi duyulmasın diye onu arabayla boş arsalara götürüp dövüyormuş. Bir keresinde yine boş arsaya götürdüğünde onu arabasının arkasına bağlayıp sürüklemek istemiş ama oradan geçen biri onları görüp duruma engel olmuş" dedi.

Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nce dün görülen duruşmaya tutuklu sanık Eren Erdoğan getirildi. Duruşmaya Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan izleyiciler ve taraf avukatları katıldı. Duruşma tanıkların dinlenmesiyle başladı.

FATMA'YI ÖLDÜRÜRÜM DEMİŞTİ ÇOCUKLUĞUNA VERDİM

Maktule Fatma Erdoğan'ın kuzeni olduğunu belirten Abdullah Aladağ, tanık olarak verdiği beyanda "Fatma benim ellerimde büyümüştür. Sanığın iddia ettiği gibi aramızda başka bir ilişki yoktur. Yüzük takıldığı dönemde bunlar kaçıp evlenmişler. Kaçma hadisesinden önce sanık bana telefon edip Fatma ile anlaşamadıklarını 'Sen olmasan seni sevmesem Fatma'yı sokakta öldürürüm' şeklinde konuşmalar yapmıştır. Ben yaşının küçüklüğüne, çocukluğuna vermiştim. Evlenmelerinden sonra Fatma'ya şiddet uyguladığı için Fatma evine dönmüştü. Eren de rahatsızlık verecek şekilde sık sık beni arıyordu. Fatma ile anlaşamadığını ancak barışmak istediğini söylüyordu. Biz tarafları barıştırmaya çalıştık. Ancak Fatma biraz daha zaman geçtikten sonra eve döneceğini söyledi. Eren barışmaya geldiği günde bile hepimizin önünde Fatma'ya parmak salladı, tehdit etti.  Benim cinayetin işlendiği güne dayalı bilgim yoktur." dedi.

GÖRÜNMEYECEK YERLERİNE VURUYORMUŞ

Fethiye Aladağ ise beyanında Fatma Erdoğan'ın eşi Eren Erdoğan tarafından devamlı şiddete maruz bırakıldığını ifade etti. Aladağ konuyla ilgili şöyle konuştu: "Eren Erdoğan, Fatma'nın babasının işlettiği kahvehaneye gelip 'Kızını öldüreceğim' demiş. Fatma o sırada arabadaymış. O akşam Fatma'nın başına bir şey gelecek korkusuyla üç karakol gezip şikayette bulunduk. 155'i aradık. Polisle evlerine gittik. Polis memuru Fatma'yı aşağı indirdi. Fatma titreyerek 'Beni buradan uzağa götürün her şeyi anlatacağım' dedi. Annesi eve gidelim deyince de 'Onun bulamayacağı bir yere gidelim' dedi. Aşırı korkmuştu. Fatma bize 4 ay süren evliliği boyunca sanığın kendisine fiziksel şiddet uyguladığını, sesi duyulmasın diye onu arabayla boş arsalara götürüp dövdüğünü anlattı. Görünmeyecek yerlerine vuruyormuş. Bir keresinde yine boş arsaya götürdüğünde onu arabasın arkasına bağlayıp sürüklemek istemiş ama oradan geçen biri onları görüp duruma engel olmuş. Fatma'nın omuz ve sırtındaki morlukları gördüm. Bir keresinde sanık eşiyle barıştırmamız için ailesiyle bize gelmişti. Fatma'ya dik dik bakıp ellerini yumruk haline getirip 'Geleceksin benimle' dedi."

TASARLAYARAK BİR ŞEY YAPMADIM

Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın annesi Döndü Erdoğan "Ben oğlumun Fatma'yı dövdüğünü, tehdit ettiğini görmedim." dedi. Söz verilen sanık ise "Tasarlayarak bir şey yapmadım. Ani gelişen bir olaydır" dedi.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Sanık Erdoğan'ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

YAŞAM HAKKI SON BULDU

Duruşmanın bitmesinin ardından davaya ilişkin açıklama yapan müşteki avukatı Müjde Tozbey Erden, Fatma Erdoğan'ın haksız yere canından olduğunu söyleyerek "Yaşam hakkı son buldu. Ancak biz duruşmaları takip etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Görüntü dökümü:

-----------------------

-Basın açıklaması

-Arşiv

====================================

7- ÜMRANİYE'DE YAŞLI KADIN İLE TORUNUNUN ÖLÜMÜ... YEREL MAHKEME GEREKÇELİ KARARINI AÇIKLADI

Yüksel KOÇ/İSTANBUL, ÜMRANİYE'de nişanlandığı gece alkollü kullandığı araçla Fatma Kalender (68) ve torunu Ahmet Yiğit Kalender'e (11) çarparak ölümüne neden olan Emrah Bozdemir'e verdiği 14 yıl 2 aylık hapis cezasında direnen yerel mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Sanığın olay sırasında alkollü olduğu, birden fazla kural ihlali yaptığı, birden fazla kişinin ölümüne neden olduğu, bu nedenle hükmün üst sınıra yaklaşılarak kurulduğu belirtilen gerekçeli kararda, "Kazaların önlenmesinde denetim gibi kurallara uymayan ve kazalara yol açan kişilere verilecek cezaların da caydırıcı olmasının baş etken olduğu yadsınamaz" denildi.

Ümraniye'de  7 Nisan 2018 gecesi nişanından dönerken alkollü olarak kullandığı araçla Fatma Kalender ve torunu Ahmet Yiğit Kalender'e çarparak ölümlerine neden olan Emrah Bozdemir (33) hakkında, "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Davaya bakan İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Kasım 2018 tarihli duruşmada Bozdemir'i, "Bilinçli taksirle iki kişinin ölümüne neden olmak" suçundan 14 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın alkollü olmasını gerekçe göstererek alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kuran mahkeme, sanığın sabıkalı oluşunu gerekçe göstererek de iyi hal indirimi yapmadı. Taraflar kararı İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı. Dosyaya bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, bu kararı onadı. Karar bu kez Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18 Eylül 2019 tarihinde yerel mahkemenin kararını bozdu.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, maktüllerin trafik kurallarını yeterince kontrol etmeden yola çıktıklarının dikkate alınmadan üst sınırdan hüküm kurulmasının hakkaniyete uygun olmadığını gerekçe göstererek yerel mahkemenin kararını bozdu.

YEREL MAHKEME KARARINDA DİRENDİ

Yargıtay'ın bozma kararının ardından dosyanın geldiği İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen hafta yaptığı duruşmada Yargıtay'ın bozma ilamına uymadı. Mahkeme Bozdemir'i yine, "Bilinçli taksirle iki kişinin ölümüne neden olmak" suçundan 14 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı.  Eski kararında direnen yerel mahkeme gerekçeli kararını da açıkladı.  Alkollü araç kullanan sanık Emrah Bozdemir'in iki kişinin ölümüne neden olduğu, tam kusurlu olduğu için üst sınıra yakın bir ceza ile cezalandırıldığı hatırlatılan gerekçeli kararda, bu kararın Yargıtay'ın tarafından, "Ölenlerin de kusurlu olduğunu gözetilmeden üst sınırdan hüküm kurulmasının hakkaniyete uygun olmadığı" gerekçesi ile bozulduğu belirtildi.

Yargıtay'ın bozma kararından sonra dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, gelen raporda ölenlere kusur atfedilmediği hatırlatılan gerekçeli kararda, "Sanığın şehir içi hız limitinin çok üzerinde bir hızla önündeki aracı sollamak isterken direksiyon hakimiyetini kaybettiği, ölenlerin kusurunun olmadığı" ifade edildi.

'VERİLECEK CEZALARIN CAYDIRICI OLMASININ...'

Sanığın olay sırasında alkollü olduğu, birden fazla kural ihlali yaptığı, birden fazla kişinin ölümüne neden olduğu, bu nedenle hükmün üst sınıra yaklaşılarak kurulduğu belirtilen gerekçeli kararda, "Her ne kadar bozma ilamında fazla ceza tayin edildiği belirtilmiş ise de; mahkememiz bu yöndeki görüşe iştirak etmemiştir. Sanığın oldukça yoğun ve fazla kural ihlaline sebebiyet verdiği görülmüştür. Trafik kazalarının her gün onlarca can kaybına sebep olduğu, yüzlerce kişinin sakat kalmasına yol açtığı, maddi hasarlar nedeniyle milli ekonomiye zarar verdiği, sigorta sektörü dolayısıyla kaza ile hiç ilgisiz üçüncü kişilerin yüksek trafik sigortası primi ödemesine sebebiyet vermesi gibi görünür görünmez birçok olumsuzluğa yol açtığı bilinen bir gerçektir. Kazaların önlenmesinde denetim gibi kurallara uymayan ve kazalara yol açan kişilere verilecek cezaların da caydırıcı olmasının baş etken olduğu yadsınamaz. Bu doğrultuda mahkemelerin adına yargı yetkisini kullandıkları kamu vicdanını tatmin edecek, mağdur ve mağdur yakınlarının acısını bir nebze dindirecek ve en önemlisi de caydırıcılık oluşturacak cezaların verilmesi gerekmektedir" denildi.

YASAL SINIRIN 5 KATI ALKOL KULLANAN SANIĞA ÜST SINIRDAN VERDİĞİ CEZADA DİRENDİ

Sanığın 2.35 promil alkollü araç kullandığı, alkollü araç kullanmanın yasal sınırının 0.50 promil olduğu ifade edilen gerekçeli kararda, "0.50 promilin çok üzerinde, emniyetli şekilde araç kullanma olanağı olmaksızın direksiyon başına geçerek bilinçli taksirle hareket ettiği, alkol oranının yasal sınırın neredeyse 5 katı düzeyinde olması karşısında bilinçli taksir seviyesinin de yüksek olduğu görülmüştür. Tüm bu tespitler ışığında sanığın eyleminin başlangıcından sonucuna kadar seyrettiği süreç, ihlal ettiği kurallar, bilinçli taksir düzeyi, ortaya çıkan somut zarar ve netice, suçun konusunun önemi bir bütün halinde değerlendirildiğinde bilinçli taksir halinde arttırımın teşdiden (üst sınırdan ceza verme) belirlenerek bozma öncesi kararımız gibi sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir" denildi.

Sanığın daha önce de alkollü araç kullanma ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları dahil 5 ayrı sabıkasının olması ve bu olaydan dolayı pişmanlığının olmamasını gerekçe gösteren mahkeme, sanık hakkında herhangi bir indirim yapmadı.



İstanbul, Adalar, Güncel

Kaynak: DHA

28.02.2020 10:18:45