Kocaeli - Selahattin Demirtaş : Onların Minaresi Büyük İş Kuleleridir, Onlara Tapıyorlar

Selahattin Demirtaş : Onların minaresi büyük iş kuleleridir, onlara tapıyorlar HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Kocaeli'nin Dilovası İlçesi'nde yaptığı konuşmada, "Diyorlar ya 'cami açıyoruz biz dine saygılıyız'. Hayır . Onların minaresi nedir biliyormusunuz artık? Büyük iş kuleleri. Artık onlara tapıyorlar.

26.10.2015 16:08 Kocaeli - Selahattin Demirtaş : Onların Minaresi Büyük İş Kuleleridir, Onlara Tapıyorlar
Selahattin Demirtaş : Onların minaresi büyük iş kuleleridir, onlara tapıyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Kocaeli'nin Dilovası İlçesi'nde yaptığı konuşmada, "Diyorlar ya 'cami açıyoruz biz dine saygılıyız'. Hayır . Onların minaresi nedir biliyormusunuz artık? Büyük iş kuleleri. Artık onlara tapıyorlar. Onların ibadethanesi oralar artık" diyerek hükümete yüklendi.

Dilovası İlçesi'nin Yıldırım Düğün Salonunda, ilçede sık sık gündeme gelen çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla yapılan toplantıya HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Milletvekili Ali Haydar Konca ile birlikte katıldı. Toplantıda HDP Kocaeli İl Başkanı Mehmet Akgül, Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu da hazır bulundu.

'ONLARIN MİNARESİ BÜYÜK İŞ KULELERİ'

Konuşmasında Dilovası İlçesi'nin yaşanmaz hale geldiğini söyleyen Selahattin Demirtaş, "Buraları artık yaşanmaz, büyük kapatilazmin mabedi, ibadethanesi haline getirdiler." diyerek şöyle devam etti: "Diyorlar ya 'cami açıyoruz, biz dine saygılıyız. Hayır. Onların minaresi nedir biliyormusunuz artık? Büyük iş kuleleri, artık onlara tapıyorlar. Onların ibadethanesi oralar artık. Değerli kardeşlerim, 'Bütün Türkiye'de yeni bir yaşam' derken halkımızı aldatmak için kandırmak için söylemiyoruz. İş olacak, ama çevremizin katledilmesi pahasına asla olmayacak. İnsan onuruyla ücret alacak, sosyal güvencesi olacak. Sermaye sahiplerine 'Sen 100 TL kazanıyorsun. Bunun 10 TL' sini iş güvenliğine ayıracaksın.' Biz büyük kardan halka pay dağıtmayı düşünüyoruz. Dün İstanbul'da işçi kardeşlerimizle sohbet ettik. Üzerlerindeki naylon yelek ve baretin parasını kendilerinden aldıklarını söylediler. Düşünebiliyor musunuz? Büyük firmada yemek çıkıyor parasını işçiden alıyor. İşçiye halat verecek halatı parasıyla satıyor. Anlı şanlı mütahitler, hergün lüks arabalarıyla mankenlerle kendilerini görürsünüz. Baretin parasını işçiden alıyor o mütehatler. Bu kepazeliğe dur demiyecekmisiniz? Gelir dağılımında adaleti sağlayarak yaparız. Ülkemizde barışıda sağlayacak bir politikayı hep birlikte gerçekleştirebiliriz."

'SADECE SİZ DEĞİL DOĞACAK ÇOCUKLAR BİLE ZEHİRLENMİŞ DURUMDA'

Başka ülkelerde, Dilovası'ndaki gibi halk sağlığını hiçe sayan sanayi yapılaşması yapanların tutuklanıp hapsi atıldığını söyleyen Demirtaş konuşmasını söyle sürdürdü: "Bugün Dilovası'nda sizlerin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı ciddi bir çevre felaketini, bir katliamı gündemde tutabilmek ve Türkiye'de çevremizi, ormanımızı, ağacığımızı katleden yanlış anlayışı teşhir etmek ve sizlerle dayanışmada bulunmak için burdayız. Çevre mücadelesi, ekoloji mücadelesi kararlı ve örgütlü bir şekilde devam ediyor. Dilovası'nda, Karadeniz'de çevre katliamı AKP döneminde artarak devam etti. Cumhurbaşkanı ve stajyer Başbakan büyük para babalarına şunu söylediler. 'Gelin Türkiye'de yatırım yapın. Çünkü Türkiye çok avantajlı bir ülkedir. İşçi ucuzdur' dedi. 'Gelin modern köle var' dedi. Buralar başta olmak üzere yurt içinden yada yurt dışından yapılan yatırımları bu şekilde desteklediler. Mahallenizde atık depolama tesisiyle karşı karşıyasınız. Bunu yapanlar avrupada bu depoları, ormanalrı keserek bu kadar tehlikeli yapılaşmayı yapanlar tutuklanıp içeriye atılırlar."

Demirtaş konuşmasında, "Normal ülkede böyle olur. Ha oraya nükler bomba koymuşsunuz, ha getirip tesisi koymuşsunuz. Dilovası'nda yaşayan insanlar için büyük tehdit oluşturuyor. Mahallenizde yapılan atık tesisi şuan küçük bir örnek. Bütün Dilovası şu anda zehir yayıyor zehir. 50 bin insan hergün burada yeniden yeniden ölüyor." diyerek şöyle devam etti: "Türkiye'de kansere yakalanma oranının 3 katı kanser var burada. Yeni doğan bebeklerin kanında kimyasal atıklar tespit edildi. Anne sütünde zehirli kimyasal atıklar tespit edildi. sadece siz değil. Doğacak çocuklar bile şu anda zehirlenmiş durumda. Ankara'dakiler şöyle bakıyor. Dilovasının 50 bini de kanser olup ölse yeni 50 bin getirirler. Dilovası'nda karın tokluğuna çalışmak isteyen insanlar nasıl olsa var. 300 insan Soma'da katlediğildinde 'Kader' dediler. Somada madenci ailelerini tekmelediler. 300 bin insan ölmüş, ' normal' dediler. Ne pahasına. Yeter ki sermaye ürkmesin, patronlar çekinmesin."

'BİZ DÜNYAYA İNSAN YÜREĞİNDEN BAKIYORUZ SARAYDAN DEĞİL'

Dilovası'na göç gelince işsizliğin artacağını söyleyen Demirtaş, "Hiç Dilovası'na yaptırım yapılmıyormu? Yapmasınlar kardeşim. Gerekirse Dilovsında insan yaşamasın. Şart mı bu cehennemde yaşamak. Patrona mecbur değilseniz. Köyünüzde yeriniz var. Biz sizi köyde destekleyeceğiz." dedi. Türkiye'nin neredeyse yarısının Marmaraya sıkıştığını da söyleyen Demirtaş, "Hala buraları büyütmek isktiyorlar. Amaç daha nufus gelmesi. Şimdi İstanbul ve buraları daha da büyütmek istiyorlar. Buraya göç gelince işsizlik artacak, sefalet artacak. Senin maaşına zam yapılmayacak. Biz dünyaya insanın yüreğinden bakıyoruz, saraydan değil. İki ayrı devlet bakışı vardır. Bir anlayış şudur. Devlet kutsaldır ve halk devlet için vardır. Bunun karşısındaki anlayışta Allahın yarattığı en değerli varlık insandır. Devlet onun hizmetkarıdır. Devlet kutsaldır diyenler. Devlete hepimiz biat edeceğiz. Devlet 'yarı tanrıdır' diyenler haşa iktidardalar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hepimizin demokrasi çatısı olması gerekir. Bugün AKP nin devleti. Onların malzemesi, malı mülkü haline gelmiş bir devlete dönüştü. Geçmişte de başka partiler el koymuştu. Devleti parti devleti olmaktan çıkaracağız. Öyle bir sistem kurmalıyız ki HDP iktidarda olsa olmasa devletteki demokratik işleyiş kalıcı olmalı. Partiden partiye uygulamalar değişmemeli. Partiden partiye yargının uygulamaları değişmemeli. Herkes devleti kendi partisine uygun haline getirmeye çalışıyor"

'CAHİL BİR BAŞBAKANIMIZ VAR'

Ahmet davutoğlu için "Geçici başbakan" diyen ve hiçbirşeyden anlamadığını ileri süren Demirtaş, "Anlatıyoruz anlamıyorlar. Geçici Başbakan hiçbirşey anlamıyor. Bu sadece kişisel düşüncem değil. Kim kendisiyle görüşme yaptıysa 'bu adam hiçbirşey anlamıyor, sadece konuşuyor' diyor. Çünku burnu havada. 'Bütün dünya sorunlarını ben çözerim hepiniz cahilsiniz ben bilirim' diyor. Dışişleri Bakanlığı yaparak Türkiye'ye dost ülke bırakmadı. Suriye'nin bu hale gelmesinde Davutoğlu'nun çok önemli payı vardır. Çünkü kimseyi dinlemiyor. 'Esad ile görüştüm anlatmaya çalıştım' diyor. Yav sen zaten kendini ifade edemiyorsun. Adam senden birşey anladı mı?. Onun birşey söylediğini anladın mı? "

'YA HATIRLAMIYORSUN, YA DA YALANCISIN'

Kobani için Başbakan Davutoğlu'nu telefonla aradığını söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti: "Her görüşmeden sonra bizi samimiyetsizlikle suçladı. Dostça çözüm önerileri sunduk. Çıkışta da teşekkür ettik kendisine. Suruçta bulunan insanlarımız hergün coplanıyordu. Kobaniye bir kaç tır yardım gitmişti. Yaptıkaları yanlışları düzeltmeleri için fırsat tanıdık. Neler yaparsanız düzeleceği konusunda somut önerilerde bulunduk. Biz de çıkışta teekkür ettik. Teşekkür etmez olaydık. 3-5 gün sonra bizi katil olmakla suçladı. Sayın Davutoğlu ya hatırlamıyorsun ya da yalancısın yalancı. 1 Ekim görüşmemizde Kobani'ye hertürlü destek sözü vermediniz mi? Yanınınzda Yalçın Akdoğan vardı. Bunlar şahitlerimizdir. Bir barış umudunu büyütmek adına 'Kobani'ye sizin yapacağınız yardımın çok anlamı vardır' dedim. ABD, Ruslar yapabilir ama biz kendi hükümetimiz yapsın dedik. Bizler sahada arkadaşlarımızı görevlendirdik, o da resmi yetkilileri görevlendirdi. 2 Ekim'de Kobani'ye yardımlar gidecekti. 5 gün geçti ses yok. IŞİD her gün katliam yapıyor ses yok. 6 Ekim tarihine geldik IŞİD sınır kapısına dayanmış. Kobani'yi 360 derecede kuşatacak hamle yapmış. 50 metre ilerlese TÜrkiye ile Kobani bağlantısı kopacak. O akşam Başbakan'ı aradım. 11 dakika kendisiyle görüştüm. "

'BAŞBAKAN VİCDANINI YİTİRMİŞ'

Başbakan Davutoğlu'na telefon görüşmesini hatırlattığını söyleyen Demirtaş, "1 Ekim görüşmemizi hatırlattım. Oraya yardım göndercektiniz dedim. Şuanda insanların sokağa çıktığını söyledim. Bu telefon konuşmamız saklı kalsın dedi. Bugün açıklıyorum. İkna etmeye çalıştım. Bu gece yardım gönderin dedim. Bana bakarız sonra dedi. Durumun ciddiyetinin farkında değil. 1 Ekimde görüşme yaptığımızı Katliam çağrısı silahlanma çağırsı yaptı dedi.Sonra çıktı AKçakaleden IŞID'ı besledi. PYD onlar için en büyük düşman. Bizim yapmaya çalıştığımız Kürt Türkün güçlü olmasıydı. O IŞID'i destekledi. Bu anlayış meselesidir. Başbakan vicdanını yitirmiş. Kendilerin artık KAF dağında görüyorlar. Saraydan bakıp bizi karınca gibi görüyorlar. İnsan yerine koymuyorlar. Ama biz halkız. Ayağımız toprağa basıyor ve milyonlarız. Hepimiz elele verip kendi ülkemizin geleceğini inşaa edebiliriz. Birada yaşamanın yolu birbirini sevmek ve saymaktır. Kanla silahla bu sorunları çözemeyiz. Barış yanlısı tutumumuzda ısrar ediyoruz ve edeceğiz.Dilovasındayız çevreyi konuşuyoruz ama barış olmadan bunların hiçbirisini yapamayız."

GÖRÜNTÜ D ÖKÜMÜ

-Demirtaş konuşması

-Salondan detaylar

HABER: ERGÜN AYAZ-KAMERA: ORHAN UZUN/ KOCAELİ (DHA)

(Tür: Yurt)

Selahattin Demirtaş, Ahmet Davutoğlu, Dilovası İlçesi, Kobani, Politika, Güncel

Kaynak: DHA