25.08.2015 18:07

MHP Genel Başkanı Bahçeli: (2)

MHP Genel Başkanı Bahçeli: (2)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "AKP, işte dört şartımıza 'hayır' demiştir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , "AKP, işte dört şartımıza 'hayır' demiştir. PKK 'ya 'evet' diyen AKP, MHP'ye yüzünü dönmüştür. BOP'a, Müslüman katillerine, emperyalizmin kuryelerine 'eyvallah' diyen AKP, MHP'nin milli ve ahlaki taleplerine uzak durmuştur" dedi.

Bahçeli, parti genel merkezinde düzenlenen İl Başkanları Toplantısının ardından basın toplantısı yaptı. Türkiye 'nin, iç ve dış odakların beraberce projelendirdikleri düşmanca saldırıların, kanlı hesapların, vahşi planların hedefinde olduğunu söyleyen Bahçeli, böylesi bir dönemde ülkenin yeniden bir seçim atmosferine girdiğini aktardı. Bahçeli, "Seçim güvenliğinin temini, şaibeli ve şüpheliyken milletimizin önüne tekrar sandık koyulması çok sakıncalıdır. Görünen gerçek odur ki Türkiye namlunun ucunda seçim yapacaktır" diye konuştu.

Bahçeli, seçimlerin yenilenmesi kararının Resmi Gazete'nin son mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Erdoğan, 25. dönem milletvekili seçim sonuçlarını hiçbir zaman hazmedememiş, benimseyememiş, kabullenememiştir. Her fırsatta koalisyonu kötülemiş, uzlaşmanın önüne geçmiştir. Her zemin ve ortamda siyasi partilere parmak sallamış, tekrar seçim hatırlatması yapmıştır. 7 Haziran milletvekilliği genel seçiminin yenilenmesinin yegane sorumlusu, asıl suçlusu öncelikle Recep Tayyip Erdoğan 'dır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarında ısrarla seçim hatırlatması yaptığını ileri süren Bahçeli, "Erdoğan hükümet kurulmasının önüne adeta etten duvar örmüştür. Koalisyonu, Erdoğan sabote etmiştir. AKP'nin 13 yıla yaklaşan zillet ve rezalet dolu iktidar yıllarının sorgulanmaması için Erdoğan canını dişine takmış, koalisyon teşkilini buna bağlamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Başbakan olduğu dönemlerde geçmişle uğraştığını ancak AK Parti 'nin tek başına iktidarı kaybetmesi üzerine, dünüyle ters düşen bir çizgiye savrulduğunu" öne süren Bahçeli, "Çünkü Erdoğan, hasbi olmadığı gibi haysiyetli de değildir. Çünkü Erdoğan, ailesinden ve şahsından başka hiç kimseyi düşünmemektedir. Maalesef Sayın Davutoğlu da Erdoğan'ın siyasi tasarımına, siyasi kumpasına gönüllü şekilde alet olmuştur" ifadelerini kullandı.

"Türk milleti, teslimiyet sürecinin bedelini ödemektedir"

Genel seçimin ardından koalisyon hükümeti kurulmasının mümkün olmadığına işaret eden Bahçeli, Türkiye'nin AK Parti ile CHP arasında süren koalisyon görüşmeleri süresince oyalandığını ileri sürdü. "Anayasa'da öngörülen 45 günlük hükümet kurma süresinin, sarayın gözetiminde israf edildiğini" iddia eden Bahçeli, bu sürede terörün tekrar azdığını, 20 Temmuz'dan bu yana aralarında asker, polis ve korucuların yer aldığı 62 kişinin şehit düştüğünü söyledi.

Suruç 'taki canlı bomba saldırısının ardından Türkiye'nin tam bir kaosa sürüklendiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Koalisyon arayışları esnasında terör düğmesine basılması elbette çok kuşku vericidir. Şehit kanının dökülmesinde, cinayet örgütü PKK dışında kimlerin parmağı olduğu, hangi çevrelerin şiddet ve barbarlıkta payının bulunduğu mutlaka araştırılması gereken bir konudur. Koalisyon hükümeti kurulmasıyla ilgili süreç işlerken hain saldırı ve provokasyonların yoğunlaşması, peş peşe sözde özerklik ilanları, PKK'nın alan hakimiyetini genişletme çabaları titizlikle yorumlanmalıdır. Erdoğan, Rize 'de 'Sistem fiilen değişmiştir' derken, PKK doğu ve güneydoğuda fiili durum yaratmakla meşgul olmuştur. AKP'li vicdan ve milliliği buharlaşmış bazı milletvekilleri 'Türkiye milleti' derken, Davutoğlu Anadolu Mezopotamya çocukları uydurmasından medet ummuştur."

Bahçeli, "şehit aileleri feryat ederken gözyaşı sel olan annelere, babalara, gelinlere, çocuklara AK Partililerin, istismar suçlamasıyla çamur attığını" öne sürerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yarbay Mehmet Alkan , Şırnak 'ın Beytüşşebab ilçesinde şehit edilen kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan 'ın tabutuna sarılıp haklı ve meşru tepkisini gösterirken, insanlıklarını kaybetmiş saray yönlendirmeli AK troller iftira yarışına girmişlerdir. Erdoğan, Trabzon 'da şehit tabutuna elini koyup 'Ne mutlu şehit analarına' nutkunu yüzü kızarmadan atarken mesele olmamıştır da, kardeş acısıyla gözyaşlarına boğulan bir yarbayımız şerefsizlerin gözüne batmıştır. İşte AKP'nin yenilmiş Türkiye'si budur. Şehide 'kelle' diyen ahlaksızlar, süreç ihanetiyle PKK'yı başımıza çıkaran hainler, Oslo'da eyalet yönetimi ve Öcalan'a özgürlük sözü veren siyasi çürümüşler, şimdi de şehit yakınlarını hedef almışlardır. Türk milleti, Çözüm Süreci isimli boyun eğme, çözülme, dağılma, parçalanma, taviz, teslimiyet sürecinin bedelini ödemektedir. Türk milleti, PKK'yla kurulan pazarlık masalarının acı verici sonuçlarına katlanmaktadır."

"Ülkenin AKP'den kurtulması da haktır, milli vecibedir"

Bahçeli, "Türkiye, Erdoğan ve zihniyetinin iktidarda kalmak uğruna her melanete başvurmaktan çekinmeyeceği çok tehlikeli, çok sarsıcı, beka düzeyindeki tehditlerin sıradanlaştığı vahim günlerden geçmektedir" görüşünü dile getirdi ve dövizin fren tutmadığı, faizlerin yükseldiği, ekonomik göstergelerin alarm verdiği bir dönemde ülkenin AK Parti tarafından seçim kulvarına sokulduğunu öne sürdü. Bahçeli, şu görüşleri savundu:

"PKK yol keserken, araçları ateşe verirken AKP seçim için yatırım yapmıştır. PKK askerimize, polisimize, korucumuza ve sivil vatandaşlarımıza kurşun sıkarken Erdoğan ve vesayeti altındaki Davutoğlu, tekrar bir seçimin altyapısını kurgulamışlardır. Biz haram paraların villalarda sıfırlandığını duyduk da vicdanlarını sıfırlayanları, vatan ve millet sevgilerinin üzerine sünger çekenleri yeni işitiyoruz. AKP yönetimi, Türkiye'nin sırtına saplanmış ihanet mızrağıdır. AKP yönetimi, Türkiye'nin bahtını kapatan şer ve çıkar ittifakıdır. AKP yönetimi, oyundur, tezgahtır, tuzaktır, tertiptir, tahriktir. Bu aziz ülkenin AKP'den kurtulması da haktır, milli vecibedir. Yoksa iç savaş kapımızdadır. Bölünme dibimizdedir. Kardeşin kardeşe silah doğrultması an meselesidir."

"Erdoğan, iktidarı paylaşmamak amacıyla bir kez daha seçim demiştir"

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "her şeyi oldu bittiye getirerek, görevleri arasında olmamasına rağmen seçim tarihini ilan ettiğini" ileri sürerek şöyle devam etti:

"Peki, Erdoğan bu cesareti nereden, nasıl alabilmektedir? Davutoğlu ise kurulacak seçim hükümetinde görevlendirilecek bakanlar hakkında spekülasyon yapmaktadır. Bu açıklama sırasında bir görevlendirme yapılmamışken Davutoğlu seçim hükümetiyle ilgili tasarruf hakkını kendisinde nasıl görebilmektedir? Anayasa'da parti grupları ifadesi varken bakan seçiminde doğrudan doğruya milletvekillerinin muhatabı olduğunu neye dayanarak ileri sürmektedir? Bu kanunsuzluk, bu kuralsızlık, bu siyasi ahlaksızlık, bu dayatma nereye kadar sürecektir? Türkiye, Erdoğan ve hükümetteki memuru Davutoğlu'nun kıskıvrak eline mi düşmüştür? Devletin egemenlik hakları ve milli iradenin devri ne zamandır? Türk milleti, AKP'ye oy veren muhterem vatandaşlarım, tehlikenin, gidişattaki fecaatin farkında değil midir? Erdoğan, iktidarı paylaşmamak amacıyla bir kez daha seçim demiştir. Rüşvet ve yolsuzluğa gömülmüş bakanlıkların idaresinin AKP'den çıkmaması için Erdoğan'ın beğenmediği 7 Haziran seçimleri yenilenmeyle karşı karşıya kalmıştır. Erdoğan, pisliklerin hesabının sorulmaması için Davutoğlu'yla seçim işbirliği yapmış, 78 milyonu buna zorlamıştır. Bunun neresine demokrasi diyeceğiz? Bunun neresine siyasi meşruiyet yorumu getireceğiz? Seçim ve sandık güvenliği tartışılırken, sıkıyönetim şartları vasat bulmuşken, sırf iktidar ve koltuk uğruna seçim yenilenmesini hangi şeref, hangi namus, hangi sorumluluk anlayışıyla izah edeceğiz?"

"Artık PKK'nın hükümete girmesine sayılı günler kalmıştır"

Seçim hükümetinin 5 gün içinde kurulması gerektiğine işaret eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"AKP'yle HDP'nin hasreti sonunda bitecek, çözümde ortak olanlar hükümette buluşacaklardır. Türkiye'yi seçime kadar tescilli müzakereciler, Kandil dönmeleri, maskeli PKK'lılar yönetecektir. Artık PKK'nın hükümete girmesine sayılı günler kalmıştır. Bu kepazelik tamamen AKP'nin, Erdoğan'ın eseridir. Bunun hesabını da asla veremeyeceklerdir. Koalisyon kurdurmayan Erdoğan, HDP'ye kapı aralamıştır. Davutoğlu ne yaparsa yapsın, ne derse desin Dolmabahçe'deki aile fotoğrafında poz verdiği siyasi bölücülerle Bakanlar Kurulu'nu teşkil edecektir."

Bahçeli, en başından beri "gerçek niyetlerinin anlaşılabilmesi için" AK Parti ile HDP'nin hükümet kurması gerektiğini söylediklerini aktardı. Bahçeli, "Çözüm isimli ihanet sürecini, milletimizin bütün yönleriyle görmesini bekledik" dedi.

Bu olmazsa AKP-CHP koalisyonun kurulması konusunda ısrarcı olduklarını belirten Bahçeli, bu da yeterli olmazsa daha geniş tabanlı bir hükümet formülü olan AKP-CHP-HDP ortaklığını önerdiklerini hatırlattı. Bahçeli, "AKP, HDP'yle bir koalisyon alternatifini her ne hikmetse düşünmemiş, bu seçeneği kategorik olarak yok saymıştır. Fakat şu günkü ortamda kader ağlarını örmüş, AKP ile HDP'yi bizce malum olan aynı çizgiye getirmiştir" diye konuştu.

"PKK'ya 'evet' diyen AKP, MHP'ye yüzünü dönmüştür"

AK Parti ile CHP arasında bir koalisyon ihtimali kalmamasından sonra MHP ile AK Parti'nin ikinci kez bir araya geldiğini hatırlatan Bahçeli, MHP'nin seçimlerin tekrarına menfi tutumunun belli olduğunu, azınlık veya seçim hükümeti formüllerine kapalı tavrının da değişmediğini ifade etti.

Bahçeli, partisinin muhtemel bir koalisyon çatısının kurulabilmesi için beklentilerini ve aradığı uzlaşma şartlarını sıralayarak, "AKP işte bu dört şartımıza 'hayır' demiştir. PKK'ya 'evet' diyen AKP, MHP'ye yüzünü dönmüştür. BOP'a, Müslüman katillerine, emperyalizmin kuryelerine 'eyvallah' diyen AKP, MHP'nin milli ve ahlaki taleplerine uzak durmuştur" ifadesini kullandı.

" İmralı canisinin 10 maddelik ihanet metnine yeşil ışık yakanlar, MHP'nin ilkelerini konuşmayı bile denemedi" görüşünü dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün, devamlı bize 'hayır' diyen, koalisyon kurmamak için bin dereden su getiren bir partiyle nasıl ortaklık kuralım, nasıl 'tamam' diyelim? Onursuzca bir hükümet olmaktansa şerefli bir muhalefet görevi doğru değil midir? Hırsızlar vakıflara sinmişken, rüşvetçiler meydan okur gibi gezerken, hıyanetten yüzleri simsiyah olmuş zevat güvenceye alınmışken biz nasıl iktidar olalım, nasıl devlet yönetelim? Siyasi ilke ve ülkülerimizi menfaat uğruna harcamış olsaydık yarın mahşer gününde şehitlerimize ne diyecektik, ömürleri çileyle geçmiş milliyetçi ülkücü hareketin asil evlatlarına hangi bahaneleri uyduracaktık? Doğrudur, 'Türkiye'yi namerde muhtaç etmeyiz' dedik. Gerekirse değil elimizi, gövdemizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu söyledik. 'İlke ve şartlarımız kabul edilsin, koalisyona varız' dedik ama AKP bunları duymadı, bize kulak asmadı. Çünkü Erdoğan'ın buyruğu böyleydi. Davutoğlu'nun bunun hilafına davranması, bağımsız hareketi mümkün değildi. Gururla söyleyebilirim ki biz dimdik durduk, eğilmedik. Biz iktidar için Türk düşmanlarına payanda olmadık, olmayı aklımızdan geçirmedik. Bize 'hayırcı' diye saldıranlar bir defa müfteridir, gerçekleri saptıranlardır. Bizim 'hayır' dediğimiz ne varsa Türk milletinin hayrınadır. Bizim her şeye kapalı durduğumuzu uyduranlar ise yalancı ve nankördür. 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' diyen MHP, ne koalisyondan kaçtı ne de iktidardan korktu. Ancak koalisyon kurulması için lazım olan asgari zemin AKP'nin gayretleriyle oluşmadı, oluşturulmadı. Bırakın sarayın kölesi olan havuz medyası dedikodu yapsın."

"AKP olmazsa Türkiye huzura kavuşur"

Doğru bildikleri yoldan yürümeye devam edeceklerini aktaran Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Siyasette olağan şartların hakim olmadığını unutmayınız. Erdoğan ve AKP'nin devlet gücünden mahrum olmamak için her provokasyona tevessül edeceğini iyi biliniz. AKP yıllar içinde devletin her kademesine, her hücresine sindi, nüfuz etti. Bunu paylaşmamak için de her şeyi deneyecektir. Dikkatli olun. Erdoğan'ın akıbeti tamamıyla iktidarın devamlılığına bağlıdır. Bu makul ve izah edilebilir bir durum değildir ve demokrasi tarihimizde görülmemiş bir sapmadır. Esasen AKP tüm yolları tıkamış, tüm seçenekleri anlamsızlığa, boşluğa mahkum etmiştir. Terör, gerilim, kutuplaşma AKP'nin istediği ve arzu ettiği bahaneler zinciri olarak Türkiye'nin üzerine çöreklenmiştir. Bugünkü siyasi krizin iç dinamiklerden beslendiği gibi dış uzantıları da vardır. Bir krizle takviye edilmiş çözümsüzlük halini sözde kurtarıcı rolüyle Recep Tayyip Erdoğan'ın aşması temellendirilmiş, bu yolla sistem inkarı ve potansiyel başkanlık propagandası tekrar yeşermiştir. Allah'ın izniyle bu hesap sandıkta un ufak olacaktır. Türk milleti AKP'yi, inanıyorum ki kenara çekecek, 7 Haziran sonrasının cepheleşme ve anlaşmazlığını bu siyaset pratiğine fatura edecektir. AKP olmazsa Erdoğan olmaz. AKP olmazsa Türkiye huzura kavuşur. Bizim AKP'siz ve Erdoğan'sız bir Türkiye özlemimiz meyvesini verecektir. Bu nedenle her imkanımızı meşruiyet dairesinde devreye alarak çalışacağız. Yorulmayacağız, yılmayacağız, milletimizin tertemiz sinesinde yaşananları bir bir anlatacağız. Bu yolda il başkanlarımıza çok güveniyor, kendilerinden çok şeyler bekliyorum."

Bahçeli, Artvin 'deki sel felaketinde hayatlarını kaybeden vatandaşlara da Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi ve kayıpların karşılanmasını temenni etti.

(Bitti)
Kaynak: AA
Türkiye , Recep Tayyip Erdoğan , Ak Parti , Devlet Bahçeli , Politika , Güncel