AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: AK Parti'nin gündeminde 50+1'in değişmesi gibi bir konu yok

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı devam ederken basına açıklama yaptı. Çelik, "AK Parti'nin gündeminde böyle bir şey yok. Bu bir yapboz tahtası değil." dedi. Çelik ayrıca 50+1 gündemiyle ilgili konuşan CHP'li bazı isimlere ve Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu'na da tepki gösterdi.

02.10.2019 18:44 | Son Güncelleme: 02.10.2019 19:08

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Faruk Çelik'in ortaya attığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'Yüzde 50+1' zorunluluğunun ortadan kaldırılmasına yönelik tartışmalarla ilgili, "AK Parti'nin gündeminde böyle bir şey yok. Bu bir yapboz tahtası değil. AK Parti millet iradesini en üstte tutan bir siyasettir. Baraj yüzde 50 oldu. Daha önce rahatlıkla iktidarı alabileceğimiz rakamlar dururken neden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçelim. Yüzde 50 barajı getirdiğinizde çok sayıda vatandaşı bir araya getireceğiniz bir siyaset geliştirmek zorundasınız. Vatandaş oyunu verdiği anda hükümetin nasıl kurulacağı belli." ifadelerini kullandı.

SAADET PARTİSİ LİDERİ VE BAZI CHP'LİLERE 50+1 TEPKİSİ

"Yüzde 40 doğru bir yaklaşımdır" Ömer Çelik Saadet Partisi lideri ve CHP'li bazı siyasetçilere tepki göstererek "AK Parti'nin bunu değiştirme gibi bir ajandası yoktur. Bizi böyle bir arayış içerisinde olmakla itham etmeye çalışıyorlar. Saadet Partisi başkanı artık siyaset değil kötü espriler yapıyor, şaka yapıyor. CHP bunun üzerine atlıyor. Neredeyse bütün aktörleri buradan yola çıkarak tekrar vesayet sistemini kurmak için 'eski sisteme dönelim' gibi konuşuyorlar." açıklamasını yaptı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları şöyle;

Sayın Cumhurbaşkanımızın BM'de Pakistan Başbakanı ile gerçekleştirdiği toplantısıdır. Bu nefret söylemi önümüzdeki günlerde dünyanın en büyük gündemi olacak. ABD müslüman toplum kuruluşları temsilcileri, Yahudi-Musevi toplumu temsilcileriyle biraraya geldi. Bu temaslarla ilgili bir tanesini öne çıkarıp sanki ilk defa oluyormuş gibi zaman zaman yorumlar görüyoruz. Bu Cumhurbaşkanımızın gerçekleştiği farklı diyalogların parçasıdır.

"SUUDİ PRENSİ CİNAYETTEKİ SORUMLULUĞU ÜSTLENMİŞTİR"

Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasında 1. yıldönümü olan merhum gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın katledilmesine yönük dünyanın gösterdiği sessizliğe güçlü bir tepki vardı. Herkes çeşitli gerekçelerle çıkar hesaplarıyla yan çizmeye çalışırken vicdan ve ahlâk esasında adaletin tahakkuku için son derece ilkeli bir süreç yürütmüştür. Cumhurbaşkanımız her türlü riski göze alarak bu konuyu gündemde tutmuş ve BM konuşmasında buna değinmiştir. Suudi Arabistan prensi cinayetin sorumluluğu üstlendiği ama emri kendisi vermediğini söyledi. Şimdiye kadar yürütülen soruşturmanın herhangi bir şekilde hukuk prensibine uygun olduğunu söylemek mümkün değil. Cemal Kaşıkçı'nı teamüden ve kasten öldürüldüğü söyleniyor.

"SUUDİ ARABİSTAN'IN YARA ALMASINI İSTEMİYORUZ"

Bu meseleye sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu katliam bizim ülkemizde gerçekleştirilerek ülkemize de saygısızlık yaphılmıştır. Bu emri kim vermiştir? Bu katliamı gerçekleştirilen kimlerdir? Bu soruşturma hukuk prensiplerine uymuyor. Uluslararası gözlemcilerin gözetiminde İstanbul'da bir yargılama yapılmasını tekrar ifade ediyoruz. Dost ve müttefik Suudi Arabistan'ın bu süreçten dolayı yara almasını istemiyoruz.

"AB SINIRLARI KAPIYAN POLİTİKASIYLA SINIFTA KALMIŞTIR"

Cumhurbaşkanımızın AB'ye mülteciler konusundaki mükellefiyetlerini yerine getirmemeleri sebebiyle, 'Biz bu yükü tek başımıza taşımak zorunda değiliz. Taahhütlerinize uymuyorsunuz, gereğini yaparız' açıklamasından sonra muhtelif açıklamalar geldi. AB sınırları kapayan, duvarları ören politikasıyla sınıfta kalmıştır. Türkiye ise dünyadaki standartları yükselten bir tutum sergilemiştir. İçişleri Bakanlığımızın bu meseleyi yönetmekle olduğu kriterler AB'nin kriterlerin çok üstündedir. Bu kriterlerin olması da yetmiyor. İçişleri Bakanlığımız tarafından sahada konulan uygulamalar bütün müktesebatı aşan yüksek standarttadır.

"TÜRKİYE BU YÜKÜ SONSUZA KADAR ÇEKMEK ZORUNDA DEĞİLDİR"

Biz Avrupa'daki bazı ülkelerin nüfusunun yarısı kadar bir yükü çekiyoruz. Ama neticede bu yükü sonsuza kadar çekmek durumunda değiliz. Çözüm burada güvenli bölgenin kurulmasıdır. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatıyla koyduğumuz sonuçlar 354 bin mültecinin geri dönmesini sağlamıştır.

"REJİM VE TERÖR UNSURLARI DEMOGRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEKTEDİR"

PYD/YPG terör örgütleri demografik yapıyı değiştiren ve mütecaviz davranan unsurlardır. Türkiye'nin önerisi gündeme geldiğinde 'bu demografiyi değiştirme çabasıdır' diyenler, rejimin ve terör örgütlerinin gayretine örtülü bir destek verdiklerini iyi düşünmelidirler. Güvenli bölgenin herkes hangi bölgede oturuyorsa o bölgenin asıl sahiplerine teslim edilmek suretiyle kurulması en önemli meseledir.

"MALİ YARDIMIN ARTIRILMASI BİR RÜŞVET SİYASETİDİR"

Avrupa'daki bazı devletler tutmadıkları sözün sonuçlarından kaçmak için Türkiye'ye ek yardımdan bahsediyorlar. Bu rüşvet siyasetidir. Türkiye mülteci kampı, insan deposu değildir. Bu anlaşmaya uymayanlar, Türkiye'ye birileri göçmen anlaşmasına uymaya çalışıyor. Söz verip de tutmamak AB teamülüne dönüşmüştür. İnsani açıdan büyük bir sınıfta kalmalıdır. Rüşvet siyasetine kapalı olduğumuzu en güçlü seviyede tepki vereceğimizi bilmelerini isteriz.

"CHP GÜVENLİ BÖLGEYE 'SOYKIRIM' DİYEN KİŞİ DAVET ETMİŞTİR"

CHP bir Suriye konferansı yaptı. Bir meseleyi ele alıp, oryantalistlikten çıkmaları sevindiricidir. CHP'de dışişlerinde görev yapmış pek çok kişi var. Türkiye'nin kuracağı güvenli bölgeye 'soykırım' denen birisinin konferansa davet edilmesi ibretlik bir durumdur. CHP'nin insanları şaşırtma kapasitesindeki yükseklik gerçekten hayranlık vericidir.

"İSTANBUL'DAKİ TOPLANTIYA HER KESİM DAVET EDİLMİŞTİR"

İstanbul'daki deprem meselesiyle ilgili çeşitli polemikler yürütülüyor. Toplantılara her kesim davet ediliyor. Gelenler bellidir, gelmeyenler bellidir. Bunun üzerinden saçma sapan polemik yürütülüyor. Esas mesele vatandaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için yapılması gerekenlerini yapmaktır. Bütün taraflar, kesimler elini taşının altına koysunlar.

"CHP GENEL BAŞKANININ BAHSETTİĞİ RAKAMLAR"

Deprem hadisesi gerçekleştiğinden beri gündeme geldiği için. Sıfırdan yapılan yapılar, deprem tedbirlerinin alınması, altyapı ve üstyapının geliştirilmesi için para harcanmıştır. Şehir altyapılarının depreme dayanıklı hale gelmesi için projeler yapılmıştır. TOKİ vasıtasıyla tamamı depreme dayanıklı yapılar yapılmıştır. Bugün CHP Genel Başkanın bahsettiği rakamlar bunların yanında çok küçük rakamlardır. Afet ve acil yardım kapsamında 20 milyar lira harcama yapılmıştır.

YÜZDE 50+1 OY TARTIŞMASI

AK Parti'nin gündeminde böyle bir şey yok. Bu bir yapboz tahtası değil. AK Parti millet iradesini en üstte tutan bir siyasettir. Baraj yüzde 50 oldu. Daha önce rahatlıkla iktidarı alabileceğimiz rakamlar dururken neden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçelim. Yüzde 50 barajı getirdiğinizde çok sayıda vatandaşı bir araya getireceğiniz bir siyaset geliştirmek zorundasınız. Vatandaş oyunu verdiği anda hükümetin nasıl kurulacağı belli.

"PARLAMENTER SİSTEM ÜLKEYİ GERİYE ÇEKMİŞTİR"

Yüzde 40 doğru bir yaklaşımdır, AK Parti'nin bunu değiştirme gibi bir ajandası yoktur. Bizi böyle bir arayış içerisinde olmakla itham etmeye çalışıyorlar. Saadet Partisi başkanı artık siyaset değil kötü espriler yapıyor, şaka yapıyor. CHP bunun üzerine atlıyor. Neredeyse bütün aktörleri buradan yola çıkarak tekrar vesayet sistemini kurmak için 'eski sisteme dönelim' gibi konuşuyorlar. Parlamenter sistemimiz çok partili hayata geçtiğimizden beri defalarca müdahale ile kesintiye uğradı. Kesintiye uğramadığı zamanlarda siyasal uzlaşma üretilemediği için ülkeyi geriye çekti.

"YENİ SİSTEM CHP'Yİ BİLE DEĞİŞTİRMİŞTİR"

CHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçtikten sonra birdenbire çağdaş parlamenter sistem savunucusu haline geldi. Yeni sistemin o kadar demokratikleştirici etkisi var ki, CHP'yi çağdaş parlamenter sistemi savunacak kadar güçlü bir etki yaphtı. Arkadaşlarımızdan sosyal medya analizi istemiştim. Birisi çıkıp Cumhurbaşkanına bir son biçmeye çalışıyor. Son biçmeye kalkanlara Türk halkı 15 Temmuz'da cevabını verdi.

FARUK ÇELİK NE DEMİŞTİ?

AK Parti'nin kurucularından ve önceki hükümetlerde bakanlık yapan Faruk Çelik, cumhurbaşkanı seçilmek için gereken yüzde 50+1 oranının değiştirilmesi önerisinde bulunmuş ve "İlk turda yüzde 40 ve üzeri oy alan seçilsin. Yüzde 50+1 formulü Türkiye'yi yorar" demişti.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: AK Parti'nin gündeminde 50+1'in değişmesi gibi bir konu yok

Merkez Yürütme Kurulu, Ömer Çelik, AK Parti, Türkiye, Politika, Güncel


12.12.2019 08:15:53