Pankobirlik Başkanı Recep Konuk:

Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk Dünyada ve Türkiye'de Gündemin Ana Maddesi Haline Gelen Gıda Krizinde Çözümün Tüketmemekten Değil, Daha Çok Üretmekten ve Daha Çok Üretmenin Yollarını Bulmaktan Geçtiğini Söyledi.

19.04.2008 13:23 | Son Güncelleme: 19.04.2008 13:23Pankobirlik Başkanı Recep Konuk:
Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk dünyada ve Türkiye'de gündemin ana maddesi haline gelen gıda krizinde çözümün tüketmemekten değil, daha çok üretmekten ve daha çok üretmenin yollarını bulmaktan geçtiğini söyledi.

Konu hakkında yazılı bir açıklama yapan Recep Konuk; küresel ekonomik kriz endişelerinin uluslararası kuruluşların (IMF, DB, BM) en yetkili ağızlarının artan gıda fiyatları konusunda yaptıkları açıklamalarla bir anda dikkatlerin gıda krizine çevrilmesine neden olduğunu belirtti.

Konuk, söz konusu açıklamaların abartılı olmakla birlikte; kısa sürede 37 ülkede protesto, isyan ve yağmalama gibi eylemlerin gerçekleşmesi, 20 ülkenin acil önlem olarak bazı gıda maddelerinin fiyatını dondurması, bazı ülkelerin ihracatı yasaklaması, Haiti'de yağmalama ve ölümlü olaylar neticesinde hükümetin istifası gibi gelişmeler düşünüldüğünde meselenin ciddiyeti açısından belki de gerekli olduğunu ifade etti.

Recep Konuk açıklamasında, aslında piyasalarda tarımsal ürünlerdeki fiyat artışının son bir yılda tarımda yüzde 40, süt ürünlerinde yüzde 82 olduğunu, ancak panik havasını doğuran durumun son üç haftada gerçekleşen ortalama yüzde 20'lik, bazı ürünlerde yüzde 100'leri aşan artışlar olduğunu vurguladı.

Gıda krizinin nedenleri konusunda yetkililerin farklı görüşler öne sürdüğünü belirten Recep Konuk, bu görüşleri şöyle özetledi:

"- Küresel ısınma ve sera gazları salınımı ile bozulan karbon dengesi nedeniyle yaşanan kuraklık sonucunda tarımsal üretimdeki azalma, - Tarım alanlarındaki daralma, - Küresel ekonomik kriz beklentisi nedeniyle finanstan çekilen fonların spekülatif amaçlı olarak emtiaya yatırım yapması, - Dünyanın en fazla nüfusuna sahip 2 ülkesi olan Çin ve Hindistan'ın artan refah seviyesinin getirmiş olduğu beslenme alışkanlıklarındaki değişim, - Anormal miktarda yükselen petrol fiyatları nedeniyle gelişmiş ülkelerin petrole alternatif olarak tarım ürünlerini biyoyakıt hammaddesi olarak kullanması nedeniyle arzın daralması".

Konuk, ancak hiçbir yetkilinin, gelişmiş ülkelerin genetiği değiştirilmiş ürünlerle ve ekonomik avantajlarını da kullanarak rekabet güçlerini arttırmaları ve bunun sonucunda da oluşan üretim fazlalarını gelişmekte olan ülkelere çok ucuz fiyatlarla vererek dünyadaki tarımsal üretim alanlarını daraltmalarının ve dünyanın üretim dengelerini bozmalarının da bugün gelinen noktada etkili olduğundan bahsetmediğine dikkat çekti.

Pirinç fiyatlarındaki artışla ülkemizde de gıda krizi endişesinin hissedilmeye başlandığına deyinen Konuk bu endişenin küresel endişeyle eş zamanlı olmasının da küresel dalgalanmalara ne kadar açık olduğumuzun bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.Yetkililerin ülkemizdeki hububat ve pirinç fiyatlarındaki artışı, uluslararası kuruluşların yetkililerince açıklanan aynı gerekçelere dayandırdığını ifade etti.

Kuraklık, spekülatörlerin para kazanma hırsı ve biyoyakıt üretimi gibi küresel gıda krizinin nedenleri ile ülkemizin bazı gerçeklerinin örtüşmediğini belirten Recep Konuk, "Örneğin pirinç fiyatlarındaki artışın biyoyakıtlara bağlanması son derece yanlıştır. Çünkü pirinç bir biyoyakıt hammaddesi değildir. Bununla birlikte ülkemizde gıda maddelerindeki fiyat artışı sadece dünyadaki gelişmelerle ve bunların gerekçeleri ile izah edilebilecek ve çözümü küresel çözüme bağlı bir mesele değildir. Bu mesele birkaç gün pirinç almamakla çözülebilecek kadar basit bir mesele de değildir."dedi.

TÜRKİYE'DEKİ MESELE ÜRETİM MESELESİDİR Türkiye'nin son on beş yılda tarımda net ihracatçı ülkeden net ithalatçı ülke haline geldiğini belirten Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, Türkiye'nin yeniden net ihracatçı ülke konumuna geçecek kapasiteye sahip olduğunu kaydederek asıl sorunun üretim meselesi olduğuna dikkat çekti.

"Kazanamayan çiftçi üretim yapmaktan vazgeçmekte, üretimi arttıracak yatırımları yapmamakta, yapamamaktadır. Hatta tarımla uğraşan şirketler yatırımlarını ve üretim alanlarını daha ucuza üretebilecekleri ülkelere kaydırmakta bu da Türk tarımının gelişimine sekte vurmaktadır" diyen Konuk, krizin nedenlerinin ulusal ölçekte doğru analiz edilmesi gerektiğini belirtti. Konuk kişisel kanaatine göre ise krizin nedenlerini şu şekilde sıraladı:

"1. Her ne kadar kuraklık ve taban sularının çekilmesi nedenleriyle tarımsal üretimde bir azalma söz konusu olduysa da sorunun bir diğer nedeni de ucuz ithalat gerekçesiyle üretimin desteklenmemesi, son yıla kadar ürün sübvansiyonu yerine toprak varlığını destekleyen DGD uygulaması, artan girdi maliyetlerine karşılık ürün fiyatlarının değişmemesi gibi nedenlerle üretimin cazibesini yitirmesi de tarımsal üretimimizin son yıllardaki azalmasının nedenleridir.

2. Spekülatörlerin kuraklığı da bahane ederek fiyatları arttırma istekleri nedeniyle piyasaya mal vermemeleri yüzünden fiyatların yükselmesi mümkünse de tarımsal üretimdeki azalma ve ithalatla gıda ihtiyaçlarının karşılanması eğilimi bu spekülatif hareketlere maruz kalmamızın en önemli sebebidir. Gıda gibi yaşamsal ihtiyacın önemli kısmını uluslararası piyasalardan karşılayan bir ülkenin, uluslararası dalgalanma ve krizlerin etkisine maruz kalması da zaten kaçınılmazdır.

3. Biyoyakıt üretiminin tarımsal ürün fiyatlarını arttırdığı iddiası en azından ülkemiz için gerçek değildir. "4x4 deposuna buğday mı yoksa gıda mı?" demagojisi sorunu magazinleştirmek ve gerçek çözümden uzaklaşmaktır. Şöyle ki, yaygın olarak kullanılan biyoyakıtlar; biyodizel (bitkisel, hayvansal ve atık yağ bazlı) ve biyoetanol (şekerli ve nişastalı bitki bazlı) olmak üzere iki türdür. Ülkemizde tahıldan biyoetanol üretimi yapılmamaktadır. Yağ esaslı biyodizel üretimi ise gıda tüketimini etkileyecek büyüklükte değildir. Zaten çoğunlukla atık yağ kullanılmaktadır. Biyoetanol ise büyük oranda şeker pancarından üretilmektedir. Pancardan üretilen biyoetanolün şeker üretimini etkilemesi de söz konusu değildir. Çünkü bi'fclkemizdeki hububat ve pirinç fiyatlarındaki artıiyoetanol şeker sanayinin atığı olan melastan üretilebilmekte ve üretim sonucu kalan şilempe de yüksek nitelikli hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Yani biyoetanol üretimi bir sanayi ürünü olan şeker pancarının sıfır atıkla işlenmesine imkan tanımaktadır. Ülkemizdeki şeker pancarı üretimi 2006 yılında 14,4 milyon ton iken 2007'de kotaların etkisiyle 12,4 milyon tona gerilemesine rağmen ülkemizin şeker stoklarında bir azalma söz konusu olmamıştır. Aynı şekilde, şeker kamışı ve şekerden üretilen biyoetanolün (Brezilya, ABD ve AB'de yüksek oranda üretimi ve kullanımı olmasına rağmen) dünya şeker stoklarına bir etkisi olmamış, dünya şeker stoklarında bir azalma meydana gelmemiştir".

Sorumluluğu ve suçu tarım sektörüne yüklemeden, bir suçlu icat etmeden veya aramadan, gelecekte de Türkiye'yi açlık korkusu, gıda güvenliği endişelerini bir daha yaşamasını şimdiden önlemek için bu krizin bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Recep Konuk kalıcı çözümlerin ortaya konma zamanı geldiğini belirtti.

Uzun süre dünyayı etkileme ihtimali de olan bu krizin ancak ülkemizin yeniden üretimi tercih etmesiyle avantaja çevrilebileceğini vurgulayan Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk bu çerçevede alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:

"1- Çiftçimizin tekrar üretime yönelmesi için öncelikle üretimi cazip hale getirecek destekleme politikaları yeniden gözden geçirilmelidir. Üretimin cazibesini ortadan kaldıran en önemli maliyet kalemleri olan mazot, gübre, ilaç, tohum, elektrik ve sulama bedelleri dünya ile aynı düzeye çekilerek Türk tarımının rekabet gücü arttırılmalıdır.

2- Tarımsal desteklemede verimi arttırmaya yönelik ürün sübvansiyonu esas alınmalı, arazi yerine üretim desteklenmelidir.

3- Tohum ve toprak ıslahı çalışmaları süratle yapılarak birim alandan daha yüksek verim alınması sağlanmalıdır.

4- Tarım alanlarının miras yoluyla bölünmesi ve optimum tarım işletmesi büyüklüğünün yakalanamaması ülkemiz tarımının en önemli meselelerinden biridir. Verimliliği arttıracak büyüklüğün yakalanması için arazi bölünmelerini önleyecek teşvik tedbirleri geliştirilmelidir.

5- Topraklarımızın kalitesini koruyacak şekilde sulama eğitiminin çiftçiye verilmesinin yanı sıra, suyun hem daha tasarruflu hem de vahşi sulamanın zararlarını ortadan kaldıracak yeni sulama teknikleri konusunda desteklenmesi ve teşvik edilmesi önemlidir. Örneğin damlama sulama sistemleri suyu medenileştirmekte hem sulamada tasarruf sağlamakta hem de su ve toprak varlığımızı korumaktadır. Küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle suyun kıymetli olduğu dünyamızda, örneğin Libya yerin 2000 metre altındaki suyu çekerek su biriktirmek için milyarlarca dolar harcarken, biz çok düşük maliyetle gerçekleştirebileceğimiz yatırımları bile gerçekleştiremiyoruz. Örneğin, bizim tarım ürünleri ihtiyacımızı karşılayabilecek büyüklük ve nitelikteki Konya Ovasını sulayabilecek ve hiçbir enerji harcaması yapmadan, ovadan daha yüksek rakımda olduğu için cazibe ile çekilebilecek Göksu'daki suyu tarım alanına indiremememiz bile ülke tarımının potansiyelini kullanamadığımızın göstergesidir.

6- Tarımsal sanayi tarımsal üretimin sürekliliği ir.çin olduği'fclkemizdeki hububat ve pirinç fiyatlarındaki artıu kadar, tarımın ülke ekonomisine ilave katma değer yaratması açısından da önemlidir. Bu nedenle yüksek nitelikli tarımsal sanayinin bölgesel üretim avantajları da düşünülerek ülke genelinde yaygınlaşması teşvik edilmelidir.

7- Tarımda planlı üretime yönelik sözleşmeli tarım desteklenmelidir. Bu hem tarımsal sanayinin üretim güvenliği açısından hem de çiftçinin arz güvenliği açısından önemlidir".

Açıklamasında, Türkiye'nin tarım üretiminin arttırılarak dış kaynaklı kriz ve dalgalanmalardan, küresel etkilerden ülkenin korunması için kısa ve uzun dönemde gıda ve tarımsal arz güvenliğini sağlayacak tedbirlerin alınmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Recep Konuk, aksi taktirde buğday, pirinç, bakliyat, sıvı yağ ve son olarak et fiyatlarında başlayan fiyat artışlarının diğer ürünlerin fiyatını da tetikleyeceğini belirtti.

(ERÖ-ERÖ-ÖK-E)


Kaynak: İHA

20.01.2020 06:14:29