Şehit oğullarının odasını müzeye dönüştürdüler

BİNGÖL'de teröristlerin yola yerleştirdiği el yapımı patlayıcının, yol kontrolü yapan askerlerin geçişi sırasında infilak ettirmesi sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Emrah Çeçen'in Tokat'ın Turhal ilçesinde yaşayan ailesi, oğullarının hatırasını yaşatmak için, odasını müzeye dönüştürdü.

Şehit oğullarının odasını müzeye dönüştürdüler
24.05.2020 09:13 | Son Güncelleme: 24.05.2020 09:17

BİNGÖL'de teröristlerin yola yerleştirdiği el yapımı patlayıcının, yol kontrolü yapan askerlerin geçişi sırasında infilak ettirmesi sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Emrah Çeçen'in Tokat'ın Turhal ilçesinde yaşayan ailesi, oğullarının hatırasını yaşatmak için, odasını müzeye dönüştürdü.

Turhal ilçesine bağlı Müftü Mahallesi'nde Lalesi Sokak'ta 5 katlı apartmanın en üst katında oturan İpek ve Metin Çeçen çiftinin 3 çocuklarından biri olan Jandarma Uzman Çavuş Emrah Çeçen, 25 Ekim 2016 yılında Bingöl'ün Genç ilçesinde teröristlerin yola yerleştirdiği el yapımı patlayıcının, yol kontrolü yapan askerlerin geçişi sırasında infilak ettirmesi sonucu şehit oldu. Acılı aile, oğullarının hatırasını yaşatmak için onun odasını kişisel eşyalarıyla donatarak müzeye dönüştürdü. Aile odaya, Şehit Emrah Çeçen'in saat, bileklik, yüzük, telefon, kişisel bakım eşyaları, not defterleri, vatani görevi sırasında aldığı takdirname ve başarı belgeleri, kamuflaj ile botları, bebekliğinden şehit düştüğü ana kadar olan fotoğrafları gibi malzemeleri ve oğlu Yiğit Ferman'ın fotoğrafını yerleştirdi.

'ŞEHİT AİLELERİ BAYRAM YAPMAZ'

Oğlu ile şehit olmadan bir gün önce telefonda konuştuğunu söyleyen Metin Çeçen, "Halini hatırını sordum. Annesi İstanbul'da kızının yanındaydı. Görevinin ne zaman biteceğini sordum. Ertesi gün ben sanayi sitesindeyken Belediye Başkanımız Yılmaz Bekler aradı. Görüşmek istediğini, benimle bir işi olduğunu söyledi. Ama benim içime bir ateş düştü. Sonra beni eve getirdiler. Milletin kapıya yığıldığını görünce ben yıkıldım. O acıyı Allah kimseye yaşatmasın. Ama çok şükür oğlum şehit olduğu için gururluyum. Allah devletimize zeval vermesin. Özellikle Allah Cumhurbaşkanımıza uzun ömür versin. Bizim her gittiğimiz yerde kapılar bize açılıyor. Her dediğimiz yerine geliyor. Bu köşeyi annesi istedi. 'Çocuğumun hatıralarını orada saklayacağım' dedi. Biz de bu odayı hazırladık. Bu odaya girdiğimizde duygulanıyoruz. Kolay bir şey değil. Allah böyle bir şeyi düşmanıma bile yaşatmasın. Biz bayram yapmıyoruz. Bizim bayramlarımız hep hüzünlü geçiyor. Herkes bayram yapar ama şehit alileri bayram yapmaz. Çünkü her zaman gözümüz kapıda, tekrar gelecek mi diye" dedi.

'ŞAKA YAPIYORSUNUZ DİYE TELEFONU KAPATTIM'

Oğlu Emrah Çeçen ile her zaman gurur duyduğunun söyleyen İpek Çeçen ise "Evladıma Rabbim şehitlik makamı verdi. Emir büyük yerden. Gururluyum evladımla. Yavrum şehit olduğunun da ben burada yoktum. İstanbul'da kızımın doğumu vardı. Kızım 3 günlük doğum yapmıştı, ben orada haberini aldım. Telefonda oğlumun şehit olduğunu söylediler. Şaka sandım.  5 -10 dakika önce kızım ile telefonda görüşmüşlerdi. Bebeğin resmini istemişti. 'Yalan diyorsunuz, şaka yapıyorsunuz' diye telefonu kapattım. Ama kızıma da aynısını anlatmışlar. Olduğumuz yere yıkıldık" diye konuştu.

'BEN OĞLUMA DOYAMADIM, VATAN SAĞ OLSUN'

Oğlunun hatıralarını yaşatmak için bu köşeyi yaptırdıklarını söyleyen İpek Çeçen, "Buraya gelip resimlerin öpüyorum, seviyorum, konuşuyorum. Burada odasını açıyorum, Kuran okuyorum. Gözlerinin içine bakarak konuşuyorum oğlumla ama doyamıyorum ki, evlat acısı zor. Resimlerimle avutuyorum kendimi. Burada en çok bayrağını severdi. Yavrum Kurban Bayramı izine gelmişti. İzini bitti görevine gidecekti. Oradaki bayrağı ve sarı tespihi çıkardı. Bu odada bir ayna vardı, o aynanın üzerine ikisine de taktı. 'Anne bunu buradan alma' dedi. Niye diye sorunca 'Ben şehit olursam sana bu bayrakla geleceğim' dedi. Bayrağını astı gitti. Daha sonra da şehitliği geldi. Bayramlar bizim için çok zor. Bizim bayramımız hüzünle geçer. Sevinçle geçer mi? Neyse ki gelinim var, çocuklarım var, onlarla avutuyorum kendimi. Emrah çok iyi bir çocuktu. Efendi, terbiyeli, saygılı, tüm çevresini, her zaman edebi ve terbiye ile karşılardı. Köyde oturmayı çok severdi. İzine geldiğinde arkadaşları çağırırdı. Mesleğini çok seviyordu. 'Keşke ben şehit olsam' diyordu. 'Şehitlik makamı ne kadar güzel, seni şehit annesi yapacağım' derdi. Ben de 'Oğlun var öyle söyleme' demiştim. Bana, 'Anne, o oğlan babasız büyür de, vatansız büyümez' demişti" ifadelerini kullandı. 


Kaynak: DHA