Torba Tasarıda Yassıada ve Sivriada Düzenlemesi

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu.

26.02.2013 19:41 | Son Güncelleme: 26.02.2013 19:41Torba Tasarıda Yassıada ve Sivriada Düzenlemesi
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Yassıada ve Sivriada'nın "Özgürlük ve Demokrasi Adası" yapılmasıyla ilgili projenin Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması öngörülüyor. Tasarıda, Erdoğan'ın Kongre adalarına çevrileceğini duyurduğu Yassıada ve Sivriada'yla ilgili olarak "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna" bir madde ekleniyor ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, Yassıada ve Sivriada'da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına veya üst kuruluşlarına "doğrudan sözleşme yapma" suretiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler yaptırabileceği, Yassıada ve Sivriada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemelerin 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmayacağı düzenleniyor.

-TASARI TBMM BAŞKANLIĞI'NA SUNULDU-

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarıyla, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan bazı kavramlar değiştirildi ve yeni kavramlar eklendi. Kanunun 7/A maddesinin birinci fıkrası değiştirildi. Maddenin yeni şeklinde, "Bu Kanun kapsamındaki halka açık olmayan kurum ve kuruluşlara ait taşınır ve taşınmazlar ile kullanma, yararlanma, işletme ve sair haklar gibi maddi olmayan varlıklara ilişkin, ilgili kurumların görüşleri alınarak alım, satım, geri alım, kiraya verme, geri kiralama, bedelli veya bedelsiz devir ve benzeri işlemleri mevzuatta yer alan şekil kurallarına tabi olmaksızın tesis etmeye ve bu işlemleri aynı usüle tabi olarak yapmak üzere 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kuruluş, tescil, denetleme, sermaye, tasfiye ve işleyişe ilişkin hükümlerine bağlı olmaksızın özel hukuk tüzel kişiliğini haiz varlık kiralama şirketleri kurmaya veya özel hukuk tüzel kişiliğini haiz varlık kiralama şirketleri kurmak üzere kamu sermayeli kurumları görevlendirmeye Bakan yetkilidir" ifadesine yer verildi. Bu şirketlerin söz konusu taşınır ve taşınmazlar ile maddi olmayan varlıklara dayalı olarak, hasılatının Müsteşarlığa aktarılmak üzere yurt içi ve yurt dışı piyasalarda kira sertifikası ihraç edebileceğinin kaydedildiği fıkrada, "Bu ihraçlara konu olan varlıklar üzerinde, ihracın vadesi süresince ihraç koşullarına aykırı herhangi bir hukuki işlem tesis edilemez. Bu husus, ilgili taşınmazın tapu kütüğüne şerh edilir. İlgili kurumlar, bu madde kapsamındaki varlık kiralama şirketlerinin bu madde kapsamındaki taşınır ve taşınmazlar ile haklar ve diğer maddi olmayan varlıklarda tasarruf etmesini teminen tapu sicilinde değişiklik dahil gerekli her türlü işlemleri münhasıran Müsteşarlığın yazılı başvurusu üzerine gerçekleştirirler. Bu fıkra kapsamındaki işlemlere konu olan kamu varlıklarının kullanımıyla ilgili bakım, onarım, işletme, inşaat ve benzeri iş ve işlemler ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yapılır ve buna ilişkin harcamalar kendi bütçelerinden karşılanır. Bu fıkra kapsamındaki kira sertifikalan, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ve sermaye piyasası mevzuatı bakımından Müsteşarlık tarafından ihraç edilen menkul kıymetlere ilişkin olarak ilgili mevzuatta yer alan usül ve esaslara tabidir. Bu sertifikalar, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun uygulamasında teminat olarak kabul edilir" denildi. Maddeye eklenen fıkrada ise Bakan tarafından kurulmasına karar verilen ve tamamı Hazine Müsteşarlığına ait olan varlık kiralama şirketlerinin denetiminin Hazine Müsteşarlığının denetimi çerçevesinde yapılacağı belirtilerek, "Bu şirketler, 6102 sayılı Kanun, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer mevzuat uyannca defter tutma ve diğer yükümlülüklerden muaftır. Bu şirketlere, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldınlmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz" denildi. Fıkrada ayrıca madde kapsamında kurulan varlık kiralama şirketlerine ait her türlü taşınmazların 9/5/2012 tarihli ve 6305 sayılı Afet Sigortalan Kanunu ile ihdas edilen zorunlu deprem sigortasına tabi olmadığı, madde kapsamında kurulan varlık kiralama şirketlerine ait mallar ve her çeşit varlıkların, ceza ve takip hukuku başta olmak üzere ilgili diğer mevzuat uygulaması bakımından devlet malı hükümlerine tabi olduğu belirtilerek, "Bu madde uyarınca yapılacak kiralama işlemleri, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun kira sözleşmelerine ilişkin hükümlerine tabi değildir ve söz konusu işlemler hakkında bu madde uyarınca taraflar arasında düzenlenecek sözleşme hükümleri uygulanır" denildi.

Tasarıda aynı Kanun'un "Hazine Garantileri ve Garantisiz Borçlar İçin İzin Alınması'nı" düzenleyen 8'inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve dördüncü fıkrası değiştiriliyor, altıncı fıkrasında yer alan "yatırım harcamalarına kıyasla öncelikli olarak" ibaresi ise yürürlükten kaldırılıyor.

Kanunun, "Hazine Alacaklarının Tahsili ve İdaresi" başlıklı 11'inci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "krediler" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Müsteşarlığın garantisi altında uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen tahvil ihraçları" ibaresinin eklenmesi öngörülüyor.

Kanunun 12'nci maddesinin, "Makroekonomik dengeleri gözeterek maliye ve para politikaları ile uyumlu bir şekilde nakit akışlarının yönetilmesi ve makul risk düzeyi çerçevesinde orta ve uzun dönemde en uygun maliyeti sağlayacak borçlanma yapısının oluşturulması amacıyla gerekirse borç yapısının değiştirilmesi için işlemler yapılması ve bunun için gerekli alt yapının güçlendirilmesine, Türkiye Cumhuriyeti adına Bakanın verdiği yetki çerçevesinde, Müsteşarlık yetkilidir. Nakit akışlarının yönetiminin gerektirdiği faiz ödemeleri, borç ve risk yönetimi kapsamındaki finansal tekniklerin kullanılmasından kaynaklanan ödemeler Müsteşarlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanır" şeklindeki birinci fıkrasına "kaynaklanan ödemeler" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile nakit, borç, alacak ve diğer Hazine işlemleri kapsamında yaptırılan iş, işlem ve diğer hizmetler karşılığı ödenecek ücret, masraf, komisyon ve benzeri tutarlar" ibaresi ekleniyor.

Kanunun 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ise "Hesaptaki tutarlar nemalandırılır. Nemalandırmanın şartlan Müsteşarlık ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından müştereken tespit olunur" şeklinde değiştiriliyor. Tasarıyla, Kanun'un 15'inci maddesinin sonuna "7/A maddesi kapsamında gerçekleştirilecek işlemler ve ihraç edilecek kira sertifikalan ile kira sertifikalarının ihracına ilişkin işlem ve kağıtlar, damga vergisi ve harçlardan ve genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile bu idarelere bağlı veya bu idareler nezdinde tesis edilen kuruluşlar tarafından döner sermaye ve sair isimler altında alman ücretlerden müstesnadır" fıkrası ekleniyor.

Kanunun 16'ncı maddesine de ek fıkrayla "Müsteşarlığa bağlı muhasebe birimleri hesaplanna kaydedilen menkul kıymetlerden hukuken takip kabiliyeti kalmayan veya ekonomik değeri bulunmayanların hesaplardan çıkarılmasına Bakan yetkilidir. Hesaplardan çıkanlan menkul kıymetler, 28/9/1988 tarihli ve 3473 sayılı Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda yer alan sürelere tabi olmaksızın Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne gönderilir" hükmü ekleniyor.

Kanunda ayrıca ek maddelerle yeni düzenlemeler yapılıyor. Buna göre Kanuna eklenecek Ek-1 maddeyle, "Fonlara yapılacak aktarımlar" düzenleniyor ve "Tam mükellef sermaye şirketlerine iştirak etmek suretiyle finansman sağlayan tüzel kişi ve girişim sermayesi fonları ile bireysel katılım yatırımcılarının yatırım yaptığı girişim şirketlerine eş finansman sağlayan ortak yatırım fonlarına kaynak sağlamak amacıyla kurulan üst fonlara Müsteşarlık tarafından taahhüt edilecek kaynağın üst sınırını ve niteliğini, kaynak aktarılacak üst fonların, üst fonlara bağlı alt fonların ve ortak yatırım fonlarının seçim kriterlerini, yatırım yapılabilecek alanları, denetimi, taahhüt edilen tutardan kaynaklanan her türlü ücret ve masrafın üst sınırlarını ve uygulamaya ilişkin diğer hususları Bakanlar Kurulu belirler. Taahhüt edilen tutardan dönemler itibarıyla üst fona ödenecek miktarı belirlemeye ve aktarmaya Bakan yetkilidir. Kaynak taahhüdüne ilişkin ödeme Müsteşarlık bütçesine konulan ödenekten karşılanır.

Üst fonun ve/veya alt fonun tasfiyesi veya sona ermesi durumunda Müsteşarlık tarafından üst fona aktarılan kaynakların bakiye tutan genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer kamu kurumlan tarafından üst fonlara hibe olarak aktarılan paylardan kaynaklanan bakiye tutarlar da üst fon tarafından genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Müsteşarlığın ilgili hesabına aktarılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Bakan yetkilidir" deniyor.

-ULUSAL FONUN KULLANIMI-

Kanuna eklenen EK-2 maddeyle de "Ulusal Fonun kullanımı" düzenleniyor. Maddede, Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usulüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde, Türkiye tarafından sağlanacak eş finansman ile Avrupa Komisyonuna yapılacak iade, kur farkı, gecikme faizi ve benzeri nedenlerden doğabilecek finansman ihtiyaçlarının yararlanıcılar tarafından sağlanacağı, fıkra kapsamındaki finansman, ulusal yetkilendirme görevlisinin talebi üzerine yararlanıcılar tarafından en geç otuz gün içinde Ulusal Fona aktarılacağı, Ulusal Fona aktarılan tutarların, Mutabakat Zaptı ve Avrupa Komisyonu ile imzalanarak usülüne göre yürürlüğe konulan diğer anlaşmalarda yer alan hükümler çerçevesinde kullandırılacağı belirtiliyor. Maddede ayrıca, "Yararlanıcıların birinci fıkra kapsamındaki yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye bağlanmış projelere ilişkin olarak uygulama birimlerine aktarılması gereken tutarlar ile Avrupa Komisyonuna Ulusal Fon tarafından yararlanıcılar adına yapılacak ödemeler için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilir. Bu fıkra kapsamında yararlanıcılar adına yapılan ödemelerden doğan alacakların tahsilinde, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamı dışında kalan kurumlar için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kurumlar için 29/6/1938 tarihli ve 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilaflann Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Avrupa Komisyonu tarafından tahsis edilen fonların Ulusal Fona transferinde gecikme yaşanması halinde, anlaşmalar çerçevesinde uygulama birimleri tarafından sözleşmeye bağlanan projelere ilişkin zorunlu aktarılan için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilir. Avrupa Komisyonu tarafından Ulusal Fona aktarılmasını müteakip söz konusu fonlar genel bütçeye gelir kaydedilir. Birinci fıkra kapsamında, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kurumlarca Ulusal Fon hesaplanna aktarılan ancak kullanılmayan tutarlar, ilgili program kapandıktan sonra genel bütçeye gelir kaydedilir. Diğer kurum ve kuruluşlarca aktarılan ve kullanılmayan tutarlar ilgili kuruma iade edilir. Mali işbirliği kapsamındaki program ve projelerin uygulanması sırasında uygulama birimleri tarafından gecikme cezası da dahil olmak üzere yüklenicilerden tahsil edilen tutarlar, söz konusu program ve projelerin tamamlanmasını müteakip genel bütçeye gelir kaydedilir. Ulusal Fon adına açılan Avrupa Birliği katkı hesaplan dışındaki hesaplardan elde edilen nemalar her mali yıl sonunda genel bütçeye gelir kaydedilir" deniyor.

-GELİR VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK-

Tasarıyla 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nda, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nda çeşitli değişiklikler yapılıyor. Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici maddeyle şu düzenleme yapılıyor:

"Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve usülüne göre yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulur ve gelir olarak dikkate alınmaz. Söz konusu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınmaz. Proje sonunda herhangi bir şekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutarın kalması halinde bu tutar gelir kaydedilir. Birinci fıkra çerçevesinde sağlanan hibelerle finanse edilen yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ilişkin ödemeler üzerinden ve yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, fon hesabından yapılan harcama tutarları ile sınırlı olmak üzere, 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca vergi kesintisi yapılmaz."

Tasarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 18'inci maddesinin sonuna, "13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 414 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile 428'inci maddesi Banka hakkında uygulanmaz" hükmü ekleniyor.

Kanunun 23'üncü maddesinde yapılan değişiklikle denetleme kurulunun yapısıyla ilgili şu düzenleme yapılıyor:

"Denetleme Kurulu, Genel Kurulca seçilecek dört üyeden oluşur. Denetleme Kurulu üyelerinin görev süreleri iki yıldır. Denetleme Kurulu üyeliğine seçileceklerin yüksek öğrenim yapmış, bankacılık ve muhasebe alanında bilgi ve tecrübe sahibi olmaları şarttır."

Maddenin eski halinde denetleme kurulu üyelerinin seçimiyle ilgili olarak A-B-C-D sınıfı hissedarlarınca seçilecek üye sayısı belirtiliyordu. Kanuna geçici bir madde eklenerek, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Denetleme Kurulu üyeleri, görev sürelerinin bitimine kadar görevlerini ifaya devam ederler" hükmü de ayrıca ekleniyor.

-EMLAK VERGİSİ KANUNUNDA DA DEĞİŞİKLİK-

Emlak Vergisi Kanunu'nda da değişiklik öngören tasarıda, Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasına "28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesi kapsamında kira sertifikası ihracı işlemine konu olan binalar" ifadesi, 14'üncü maddesine ise "4749 sayılı Kanunun 7/A maddesi kapsamında kira sertifikası ihracı işlemine konu olan arazi ve arsalar" ifadesi ekleniyor.

Tasarıda Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda da değişiklik yapılmasını öngörüyor. Kanuna eklenen geçici madde, "Mülga 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Ekici Tütünleri Satış Piyasalarının Desteklenmesine Dair Kanun ile bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararları uyarınca, Hazine nam ve hesabına yürütülen destekleme alımlarına ilişkin olarak Gayrimenkul A.Ş. tarafından yönetilen Tütün Destekleme Bilançosu, bilanço kalemlerinin anılan Şirket bilançosuna devri suretiyle tasfiye edilir.

Devir ve tasfiye işlemlerini takiben, Gayrimenkul A.Ş. bilançosunun aktifinde yer alan Hazineden olan destekleme alacakları ile devir işlemi öncesi Tütün Destekleme Bilançosunun pasifinde ticari borçlar kaleminde yer alan borçlar karşılıklı olarak terkin edilir.

Bu kapsamda yapılan işlemler nedeniyle oluşan gelir ve giderler kurum kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Devir ve terkin işlemleri nedeniyle yapılan işlemler harçtan, düzenlenen kağıtlar damga vergisinden müstesnadır" düzenlemesini içeriyor.

-HAZİNE MÜSTEŞARLIĞININ TEŞLİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK-

Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da da değişiklikler yapılıyor. Kanunda yer alan "Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün görevleri" şu şekilde yeniden düzenleniyor:

"-Kambiyo borsalan, bireysel katılım sermayesi ve Türk parasının kıymetini koruma

ile ilgili konularda mevzuatı hazırlamak, uygulamak, ilgili kuruluşlarda uygulanmasını izlemek, yönlendirmek ve denetimini sağlamak, bu mevzuatın Avrupa Birliği mevzuatı ile uyum çalışmalarını yürütmek, Kambiyo politikalarına ilişkin esaslan düzenlemek, kambiyo politikalarının uygulanması ile ilgili konularda Müsteşarlık ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ilişkilerini kurmak,

Mali sektöre ilişkin iç ve dış gelişmeleri izlemek, değerlendirmek, mali sektörü geliştirici ve finansal istikrarı güçlendirici çalışmalar yapmak, Finansal düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve borsalarla işbirliği yapmak, Müsteşarlıkça verilecek benzeri görevleri yapmaktır."

-İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU DA DEĞİŞİYOR-

Tasarıda değişiklik öngörülen bir diğer kanun ise "İşsizlik Sigortası Kanunu." Kanunun 49'uncu maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Hazine Müsteşarlığından" ibaresi "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından", "Hazine Müsteşarlığı" ibaresi "Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı" şeklinde değiştiriliyor. Kanuna geçici bir maddeyle, "Bu maddenin yayımı tarihinden önce Sosyal Güvenlik Kurumundan İşsizlik Sigortası Fonuna bu Kanun hükümleri kapsamında aktarılan tutarlar ile Hazine Müsteşarlığından İşsizlik Sigortası Fonuna aktarılan devlet payı tutarlarına ilişkin fazla ve/veya eksik ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde taraflar yükümlülüklerini faizsiz olarak yerine getirir" düzenlemesi ekleniyor.

Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunda değişiklik yapan geçici 3. maddede tasarıyla ekleniyor. Geçici madde, "Birliklerin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilenler de dahil olmak üzere, 1/5/2000 tarihinden sonra Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Gider Hesabından ilgili mevzuat uyarınca kullandıkları krediler ile bu kredilere T.C. Ziraat Bankası cari faizi veya TEFE/ÜFE aylık değişim oranından düşük olanı basit usulde uygulanmak suretiyle hesaplanarak eklenecek tutarın, bu maddede belirtilen hükümler uyarınca ödenmesi şartıyla, söz konusu kredilere ilişkin olarak bu maddenin yayımı tarihine kadar uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.

Tahsilinden vazgeçilen tutarlar birlikler tarafından kurum kazancına dahil edilmez, bilançonun pasifinde özel bir hesapta izlenir ve bu hesapta izlenen tutarlar, Birliğin menfi gelir gider farklarından mahsup edilir. Yeniden yapılandırmaya konu edilecek anapara tutarının belirlenmesinde, her bir Birliğin muhtelif tarihlerde kullandığı ve bakiyesi bulunan kredi toplamından, varsa yapılan ödemeler düşüldükten sonra elde edilecek tutar esas alınır.

Yeniden yapılandırmadan faydalanılabilmesi için ilgili Birlik tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen borçlar için ilgili vergi dairelerine, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmeyen borçlar için ise T.C. Ziraat Bankasının ilgili şubelerine, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde başvuruda bulunulur. Süresi içinde başvuruda bulunulmayan borçlar için ilgili mevzuat uyarınca borç ertelemesi yapılmaz ve borç tutarları 6183 sayılı Kanun kapsamında takibe konu edilir. Yeniden yapılandırılan tutar, bu maddenin yayımını izleyen yıl başlamak üzere eşit taksitler halinde yılda bir ödenir ve ödemeler en fazla onbeş yılda tamamlanır. Taksitlerin yıl içinde ödeneceği tarih, başvuru sırasında belirtilir. Yeniden yapılandırılmış olan borcun ilk taksit süresi içinde tamamen ödenmesi halinde, bu madde uyarınca yeniden hesaplanan faiz tutarlarından yüzde yirmibeş oranında indirim uygulanır. Yeniden yapılandırılan tutara taksit döneminde herhangi bir faiz uygulanmaz" düzenlemesini içeriyor. Geçici maddede 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen borçlardan bu madde çerçevesinde yeniden yapılandırılanlara ilişkin işlemlerin, ilgili vergi dairesince yürütüleceği, ilgili vergi dairesi veya T.C. Ziraat Bankası şubesi tarafından tahsil edilen tutarların, iki iş günü içinde genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere T.C. Ziraat Bankası aracılığıyla Hazine Müsteşarlığının ilgili hesabına aktarılacağı belirtiliyor. Taksit tutarlarının vadelerinde kısmen veya tamamen ödenmemesi durumunda, ödenmeyen kısma 6183 sayılı Kanun ile belirlenen oranlarda gecikme zammı uygulanacağının öngörüldüğü geçici maddede, "İki taksidin arka arkaya vadesinde ve tahakkuk eden gecikme zamları ile birlikte tam olarak ödenmemesi halinde yeniden yapılandırma işlemi iptal edilir ve birlikler ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanırlar. Kalan tutar 6183 sayılı Kanun kapsamında takibe konu edilir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usül ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir" deniyor.

-TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNUNUNA EKLEME-

Tasarıyla Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun Ek 1'inci maddesine, şu fıkra ekleniyor:

"Katılımcıların Devlet katkısına esas teşkil eden katkı paylarının doğru hesaplanmasından şirketler sorumludur. Haksız olarak yapıldığı tespit edilen Devlet katkısı, ödeme tarihinden itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklannm Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere emeklilik gözetim merkezi tarafından ilgili şirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir. Tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilir ve tahsilata ilişkin bilgi, vergi dairesince Müsteşarlığa iletilir."

Ayrıca madde kapsamında, Devlet katkısının Müsteşarlıkça emeklilik gözetim merkezine, emeklilik gözetim merkezince şirketlere, şirketlerce katılımcıların hesaplarına ödenmesi yahut hak kazanılmayan tutarların şirketlerce geri ödenmesi için Müsteşarlıkça tanımlanan azami ikişer iş günlük işlem süreleri için emeklilik gözetim merkezi ve şirketlerden nema talep edilemeyeceği, emeklilik gözetim merkezi tarafından gerçekleştirilen işlemler için Müsteşarlıkça emeklilik gözetim merkezine ücret ödenmeyeceği de öngörülen düzenlemeler arasında yer alıyor. Ayrıca sistemden çıkma durumunda yapılacak kesintilerle ilgili olarak da "Müsteşarlıkça uygun görülen programlı geri ödeme tutarları hariç, aktarım tarihinden itibaren üç yıl içinde katılımcı tarafından maluliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle, aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılır" düzenlemesine yer veriliyor.

Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanuna eklenen maddeyle "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılanlar da dahil olmak üzere birden fazla kurum hasım gösterilerek açılan davalarla ilgili olarak mahkemelerce Hazine Müsteşarlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine hüküm altına alman tutarlar Hazine Müsteşarlığı tarafından ödenir. Bu madde kapsamında kişilere yapılmış ve yapılacak ödemeler ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerine ilişkin tutarlar, 8 inci madde kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca asıl sorumlu olan işverenlerden tahsil edilerek Hazine Müsteşarlığının ilgili hesabına aktarılır. Asıl sorumlu işverenin il özel idareleri ve belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşlar ve bunlara ait tüzel kişiler olması halinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak tahsilat işlemlerinde 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun 7'nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.

Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı ile ilgili olarak tahsil edilen ancak kişi bazında hak sahipleri belirlenemediğinden Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarında bekletilen tutarlar, Genel Bütçeye gelir kaydedilmek üzere Hazine Müsteşarlığının ilgili hesabına aktarılır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak tahsilatlar için de bu fıkra hükmü uygulanır" deniyor.

-KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNUNA GEÇİCİ MADDE EKLENİYOR-

Tasarıyla Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa geçici bir madde ekleniyor. Buna göre "İç denetçi kadrolarına atanma"da yeni düzenlemelere gidiliyor.

Tasarıda dikkat çeken bir değişiklik ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158'inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde yapılıyor. Tasarıyla, Yasa'nın Nitelikli Dolandırıcılık suçlarını düzenleyen 158. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, "Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sının üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz" şeklinde değiştiriliyor. Yürürlükteki yasaya göre maddenin (e) bendinde "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak", (f) bendinde "Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle", (j) bendinde "Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla", (k) bendinde ise " Sigorta bedelini almak maksadıyla" yapılan nitelikli dolandırıcılık suçlarında "iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunacağı" kaydediliyor.

Tasarıyla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasına "28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 7/A maddesine göre kurulan ve tamamı Hazine Müsteşarlığına ait olan varlık kiralama şirketleri" ekleniyor.

Sigortacılık Kanunu'nun 23 üncü maddesinin onuncu fıkrasının, "Bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar hariç olmak üzere, sigorta acenteleri, bireysel emeklilik işlemleriyle ilgili aracılık ile Müsteşarlığın uygun göreceği diğer aracılık faaliyetleri dışında başka bir ticari faaliyette bulunamaz" şeklinde düzenlendiği tasarıda Kanunun 30 uncu maddesinin onikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri şu şekilde değiştiriliyor:

"Beşbin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlan kesindir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlanna karşı karann Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyannca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlan bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması halinde kesinleşir. Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırkbin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir."

Kanunda "Hak sahiplerince aranmayan paralar" ek bir maddeyle düzenlenerek, özel hukuk hükümlerine tabi sigortalar kapsamında hak sahiplerine ödenmesi veya iadesi gereken her türlü paranın ilgili mevzuat uyarınca zamanaşımına uğraması ve ilgili şirket veya özel kanun hükümleri dahilinde sigorta faaliyetinde bulunan kuruluşlar tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, anılan paraların yapılacak ilanı müteakiben ilgisine göre Güvence Hesabına veya özel kanun hükümlerine dayalı olarak kurulmuş bulunan kuruluşlara gelir kaydedilmesine hükmediliyor. Ayrıca Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği mahkemelerin yetkili olacağı kaydediliyor. Kanunda geçici maddelerle yapılan düzenlemeler ise şu şekilde:

"GEÇİCİ MADDE 10- (1) 33/B maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahiplerine ödenmesi veya iadesi gereken paralara ilişkin olarak anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuata göre tamamlanan işlemler geçerliğini korur. Bu kapsamda olup anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan mevzuata göre tamamlanmayan işlemler, 33/B maddesi hükümlerine göre sonuçlandırılır.

GEÇİCİ MADDE 11- (1) Bu maddenin yayımı tarihinden önce zorunlu sigortalar ve hayat sigortalanyla sınırlı olarak kendilerine sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleri bakımından 23 üncü maddenin onuncu fıkrasının bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilmeden önce yürürlükte bulunan hükümlerinin bu maddenin yayımından itibaren iki yıl süreyle uygulanmasına devam edilir."

Tasarıyla Vakıflar Kanununun 28'inci maddesinin, "Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası Genel Müdürlüğe veya mazbut vakıflara ait işletme ve iştiraklerin; Kurumlar Vergisi matrahının yüzde onu, yeterli geliri bulunmayan mazbut vakıflara ait vakıf kültür varlıklarının onarımında kullanılmak üzere Genel Müdürlüğe aktarılır" şeklindeki ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.

Tasarıyla ayrıca, 1982 tarihli "Ödeme Güçlüğü İçinde Bulunan Bankerlerin İşlemleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" yürürlükten kaldırılırken, 1984 tarihli "Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 35'inci ve 36'ıncı maddesinde değişikliğe gidiliyor.

233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici maddeyle, "Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'ye ait görev zararı" hakkında şu düzenleme yapılıyor:

"GEÇİCİ MADDE 10- 1. 12/12/2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile önceki yıllar kararlan kapsamında üretilen şekerin Türkiye Şeker Fabrikalan A.Ş.'nin özelleştirme programına alındığı tarih itibarıyla sözleşmesi ve bağlantısı yapılmış olan dahilde işleme rejimi kapsamındaki satışlarıyla ihracatından doğan görev zararı bedeli, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. tarafından yapılacak ödeme talebine istinaden, Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılacak incelemeyi müteakip, Hazine Müsteşarlığı bütçesinde yer alan ilgili harcama tertiplerinden gider kaydedilerek ödenir. Bu ödemeler, 5018 sayılı Kanunun 35'inci maddesi hükümlerine tabi değildir."

Tasarı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek-7'nci maddesine ek bir fıkrayla Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının kamulaştırma yoluyla taşınmaz edinemeyeceğini düzenliyor.

-YASSIADA VE SİVRİADA DÜZENLEMESİ-

Tasarı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Yassıada ve Sivriada'nın "özgürlük ve Demokrasi Adası" yapılmasıyla ilgili projeyi de ilgilendirecek önemli bir düzenleme yer alıyor. Erdoğan'ın özel toplantılar için Kongre adalarına çevrileceğini duyurduğu Yassıada ve Sivriada'ya özel olarak "Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna" şu madde ekleniyor:

"Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yassıada ve Sivriada'da bu Kanun kapsamında, 4'üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye tabi olmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına veya üst kuruluşlarına doğrudan sözleşme yapma suretiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler yaptırabilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üst kuruluşları, bu madde kapsamındaki yatırım ve hizmetleri kendileri yapabileceği gibi başka şirketler vasıtasıyla da yapabilirler. Daha önce yap-işlet-devret projesi üstlenmiş şirketler de bu madde kapsamında yeni bir proje yüklenebilir. Yassıada ve Sivriada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir."

Tasarıyla ayrıca, "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a ek maddeyle "Bakanlık tarafından gerekli görülen durumlarda kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi veya Hazine taşınmazlarının daha etkin ve verimli şekilde yönetilmesi amacıyla, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ile mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmazlar trampa edilebilir" düzenlemesi getiriliyor. - Ankara

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Recep Tayyip Erdoğan, Hazine Müsteşarlığı, Bakanlar Kurulu, Politika, Güncel

Kaynak: ANKA

13.11.2019 12:56:12