Türkiye'de ve Dünyada Hükümet Sistemi Modelleri, Bir Hükümet Sistemi Olarak Başkanlık Çalıştayı

Bem-Bir-Sen tarafından 13-14 Mayıs tarihlerinde Ankara’da “Türkiye’de ve Dünyada Hükümet Sistemi Modelleri, Bir Hükümet Sistemi Olarak Başkanlık Çalıştayı” gerçekleştirildi.

15.05.2015 13:19Türkiye'de ve Dünyada Hükümet Sistemi Modelleri, Bir Hükümet Sistemi Olarak Başkanlık Çalıştayı
Bem-Bir-Sen tarafından 13-14 Mayıs tarihlerinde Ankara'da " Türkiye'de ve Dünyada Hükümet Sistemi Modelleri, Bir Hükümet Sistemi Olarak Başkanlık Çalıştayı" gerçekleştirildi.

Yoğun katılımla gerçekleştirilen çalıştayda "Türkiye'de Parlamenter Sistemin Ana Sorunları" konulu oturumun başkanlığını AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara yaptı. Bu oturumda ilk olarak Prof. Dr. Kezban Hatemi konuştu. 82 ihtilalinin mimari Kenan Evren'i demokrasi katili olarak nitelendiren Hatemi, mahşerde yaşını büyüterek astırdığı genç çocukların onu beklediğini ifade etti. Prof. Dr. Hatemi, "Temizlik yapmamız lazım hem de elimizi temizler gibi ülkeyi temizlemek zorundayız. Kamunun yüzde 60'ında hala paralelciler var. Adil bir sınav ile liyakatli insanlar memur olmalı. Devlet Memurları Kanunu önümüzde, anayasa önümüzde engel. Sistem değişikliği şart. Bu dünya Sultan Süleyman'a kalmadı. Hiçbir şey sonsuza kadar değildir. Sonsuzluk Allah'a mahsustur. Ancak biz geleceğimize, istikrarımıza ve yeni Türkiye'nin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak zorundayız. Ülkede idari yapılanmayı yaparken birinci koşul ahlaki yapılanmayı yapmaktır. Bu ahlaki yapılanma sadece yargıçlarda değil, evet tam bağımsız, tarafsız yargıç isterken ahlaki bakımdan da üstün nitelikleri olmalı. Bu yapılanma yürütme ve yasamada da sağlanmalıdır. Aksi takdirde birisindeki eksiklik hiçbir şekilde bizim istediğimiz demokratikleşmemizi sağlamaz" dedi.

Prof. Dr. Hatemi'nin ardından konuşan Prof. Dr. Gonca Bayraktar Durgun ise, "Toplumsal uzlaşıyı yani hükümet sisteminde hangi ilkeler olacaktan ziyade toplumsal uzlaşıyı önemser ve öncelersek ondan sonra ilkede anlaşma ve uzlaşma çok daha kolay olur" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Haluk Alkangüçlenmiş de, bir sivil toplumun başkanlık sitemindeki yerini, kaynaklarının ne olacağı ve demokrasideki rolünü anlattı.

İlk gün oturumunun son konuşmacısı olan Stratejist Ekonomist Özay Özsüer, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanan başkanlık sistemleri hakkında bilgiler vererek, Türkiye'ye uyan ve uymayan yönlerini anlattı.

İKİNCİ GÜN "BİR ÇÖZÜM MODELİ OLARAK BAŞKANLIK SİSTEMİ" TARTIŞILDI

"Bir Çözüm Modeli Olarak Başkanlık Sistemi" konulu oturumların ilkinin başkanlığını Doç. Dr. Ulvi Saran yaparken, oturumun ilk konuşmacısı AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Ahmet İyimaya oldu. Şuana kadarki hükümet sistemi ile vesayet arasındaki çatışmaların üzerinde duran Ahmet İyimaya, bugünkü tartışmaların sıradan tartışmalar olmadığını, bunların arkasında yakın tarihimizde yaşanan siyasi çalkantıların ve demokrasi mücadelesinin bulunduğunu dile getirdi. 2007 tarihine kadar vesayetçi bir yönetim modeli olduğunu ve bu tarihten sonra toplum mühendisliğinin sona erme sürecinin başladığını belirten İyimaya, başkanlık sistemi tartışmalarının herhangi bir bireysel ihtiyacın ya da herhangi bir partinin ihtiyacından doğmadığını belirterek, "Bu Türkiye'nin talepleri doğrultusunda çıkmış bir tartışmadır. Hangi sistemle sistemden beklenen fonksiyonlarından ne elde edebiliriz Sorusuna aranan cevap bağlamında gelişen bir tartışmadır. Açık toplumlarda, dönemsel seçimlerin kaçınılmaz olduğu yapılarda diktatörlük veya otoriterlik iddiası bir halüsinasyondur. Menderes, Özal için bu yapıldı ve Recep Tayyip Erdoğan için de yapılıyor" diye konuştu.

Başkanlık siteminin neden olması gerektiğine dair gerekçeleri istikrar, öngörülebilirlik, güçlü lider, daha fazla demokrasi ve vesayetin ortadan kaldırılması ile hesap verilebilirlik olarak ifade eden Prof. Dr. Gonca Bayraktar Durgun, gerek parlamenter sistem olsun, gerek başkanlık sistemi olsun, sistemlerin otoriterleşmeye yönelip yönelmeyeceği konusundaki esas faktörlerin toplumun özelliklerinden kaynaklandığını vurguladı. Durgun, son olarak siyasal kutuplaşma ile hükümet sistemleri arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Prof. Dr. Ender Ethem Atay ise, sunumunda siyasi sitemlerin demokrasiyle ilişkisi açısından temsil ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri üzerinde inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Atay ayrıca başkanlık siteminin temel haklar ve özgürlüklerle ve bunların korunmasıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini söyledi.

"TÜRKİYE'DE BİR PARLAMENTER SİSTEM DE YOK"

Gazeteci Yazar Avni Özgürel de, "Türkiye'de sanki bir sistem var onu değiştirmek istiyoruz gibi bir durum var. Oysa Türkiye'de böyle bir sistem yok. Parlamenter sistem var, bu iyi ya da kötü işliyor. Ama bunu değiştirmek yerine başkanlık sistemi getirmek doğru mudur yanlış mıdır gibi bir tartışma mevcut, böyle bir şey yok, Türkiye'de bir parlamenter sistem de yok. Herhangi bir sistem yok. El yordamı ile biraz oradan biraz buradan, şöyle olsa iyi olur böyle de olsa iyi olur, yanında bunu koysak diye yapılmış bir sistem. Bu olmayanların yeniden yapılarak sağlam bir zeminde yürütülmesi gerekir" dedi.

Gazeteci Yazar Fatih Bayhan'ın başkanlığında yapılan çalıştayın son oturumunda konuşan

Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak, "Başkanlık tartışması Türkiye'nin entelektüel gelişimine önemli bir katkı sunacaktır. Ama çok sığ, dar bir çerçevede Tayyip Erdoğan'ın başkan olup olmayacağı noktasında olayı tartışıyoruz. Bu da çok kötü bir durum" dedi.

Dilipak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin tarih sahnesindeki yeri doğru, düzgün olmazsa bölge ve dünya barışı için çok ciddi tehdit olacağını düşünüyorum. Çünkü hilafetten kaynaklanan sorumluluklarımızı yerine getirme noktasında hiç kimse konuşmuyor. Hilafet kaldırılmadı, 'TBMM ya da cumhuriyetin şahsı manevisinde mimlenmiştir' diyen bir yasa var. Evrensel bir barış ve yeni bir dünyadan söz ediyorsak, dünya 52'ten büyük diyorsak ve burada ağırlık merkezinde Türkiye olmak istiyorsak anayasayı o vizyona göre yapmalıyız. Dünyada bugün evrensel anlamda dini temsil makamı olmayan tek din İslam'dır. Böyle bir şey olamaz. Ben kutsal bir adamdan söz etmiyorum. Ben Abdurrahman Dilipak olarak seçilecek halife dediğiniz adamla muhtemelen mahkemelik olacak kişilerden biri de benim. Ben Allah'ı ya da dini temsil eden birini aramıyorum. Ama Müslümanlar'ın bugünkü dağınıklığı içerisinde ne idüğü belirsiz IŞİD'den, Selefiden vs.'den nasıl kurtulacağım. Beni kim temsil edecek. Hayır, böyle bir saçmalığa izin veremeyiz. Recep Tayyip Erdoğan meclis başkanından alacağı mektupla o 'bin odalı AK Saray'daki' odalarda 110 ülkedeki Müslüman temsilcilerden kendine birer danışman davet edebilir. Bu bir istişare meclisi olabilir. Yani bizim neden Osmanlı milletler topluluğumuz yok. Tarihi miras olarak bu bize görev olarak verilmiştir."

Gazeteci Yazar Oral Çalışlar, "Başkanlık veya parlamenter rejim diye özel bir tercihim yok. Benim bir tane tercihim var, o da demokrasi tercihimdir. Demokratik olduktan sonra sistemin adının ne olduğu önemli değildir. Demokrasinin Türkiye'de son derece problemli olduğu kimlikler meselesinin çözülmediği, katılımcılığı çözemediği, yüzde 10 barajı ile siyasi partiler kanunu ile katılımın engellendiği bir rejim içerisinde yaşıyoruz. Değiştirilmesi için özel olarak iktidar adayı partiden veya 13 yıldır iktidar olan partiden daha çok bekliyorum" şeklinde konuştu.

"ÖNEMLİ OLAN BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN ÖNCE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİDİR"

Eski Avrupa Parlamenteri Ozan Ceyhun, "Önemli olan başkanlık sisteminden önce anayasa değişikliğidir. Anayasa da toplumun tüm katmanlarının katılımıyla tartışarak bir noktaya gelmesi gerekir" diyerek Kemalist oligarşik bir parlamenter sistemin varlığına işaret etti.

AK Parti Milletvekili Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can ise yaptığı sunumda, AK Parti'ye karşı siyasi ve ontolojik savaş olduğunu belirterek, mevcut darbe anayasasının değişmeden sistem değişikliğine gitmenin mümkün olmadığını, her iki değişikliğin aynı anda yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, "İşte o zaman yeni bir Türkiye inşa edilir" dedi.

Sunumların ardından soru-cevap bölümüne geçilerek, Başkanlık Çalıştayı sonuçlandı. İki gün süren çalıştayın kapanış konuşmalarını Bem-Bir-Sen Genel Başkan Mürsel Turbay ile AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara yaptı. Genel Başkanı Mürsel Turbay, iki gün süren çalıştayın çok verimli geçtiğini belirterek, "Saygıdeğer hocalarımız, kıymetli gazeteciler ve bilim insanları değerli fikirlerini bizlerle paylaştı. Bu çalıştayımızla sadece tek taraflı düşünce değil, farklı görüşlerin fikirlerini ortaya koyması açısında önemliydi. Taraflar sistemin olumlu olumsuz yanlarını ortaya koyarak yeni fikirlere ufuk açtılar. 2 gün boyunca bizlerle beraber olan tüm katılımcılara teşekkür ederiz" dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara ise iki gün süren çalıştayı keyifle izlediğini ifade ederek, "Sivil toplum kuruluşunun hem kendi üyesine hem de ülke açısından konuşulan ve tartışılan bir konuyu masaya yatırması ve farklı görüşteki insanları bir araya getirmesi açısından önemli bir çalıştay oldu. Başkanlık sistemi içerisinde güçlü STK'ların olması sistemi daha da güçlendirecektir. Çok başarılı iki gün yaşadık. Bunu organize eden Bem-Bir-Sen Genel Merkez yönetimine teşekkür ederiz" ifadesini kullandı. - ANKARA

Türkiye, Politika, Güncel

Kaynak: İHA

21.10.2019 08:15:07