Uluslararası Radikalleşme ve Aşırılık Sempozyumu

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, radikalleşme ve aşırılığın, dünyanın karşı karşıya kaldığı yeni nesil sorunların başında geldiğini belirterek, "Bu soruna uluslararası toplum olarak daha baştan eğilseydik, baştan bu sorunun farkına varsaydık bugün DEAŞ ile mücadelede yabancı...

21.10.2019 12:19 | Son Güncelleme: 21.10.2019 12:19Uluslararası Radikalleşme ve Aşırılık Sempozyumu
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, radikalleşme ve aşırılığın, dünyanın karşı karşıya kaldığı yeni nesil sorunların başında geldiğini belirterek, "Bu soruna uluslararası toplum olarak daha baştan eğilseydik, baştan bu sorunun farkına varsaydık bugün DEAŞ ile mücadelede yabancı savaşçılar gibi, yine en az terörle mücadele kadar çetrefilli bir meselenin ortaya çıkmasını baştan engellerdik." dedi.
Avrupa Birliği (AB) desteği ile, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) ve TOBB Üniversitesi iş birliğinde yürütülen proje kapsamında Uluslararası Radikalleşme ve Aşırılık Sempozyumu başkentte bir otelde düzenlenen açılış ile başladı.
Üç gün sürecek sempozyumun açılışına, Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak, ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal ile çok sayıda diplomat, yabancı misyon temsilcisi ve akademisyen katıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, radikalleşme ve aşırılığın, dünyanın karşı karşıya kaldığı yeni nesil tehditlerin başında geldiğini vurguladı.
Radikalleşme ve aşırılığa neden olan faktörlerin ortadan kaldırılmasının en önemli çözüm yollarından biri olduğunu belirten Kıran, "Bugün göç, iklim değişikliği, açlık, kıtlık, felaketler, güvenlik mülahazaları, radikalleşme ve aşırıcılığın son derece çetrefilli bir mesele haline geldiği, bu meseleyi daha da derinleştiren yeni nesil tehditler olduğu muhakkak. O yüzden bu ortak tehditle ortak mücadele yöntemi geliştirmemiz gerektiği çok açıktır." dedi.
Kıran, radikalleşme ve aşırılığa yol açan çok derin sosyal, siyasi, psikolojik ve hukuki sebepler olduğuna işaret ederek, "Bu soruna uluslararası toplum olarak daha baştan eğilseydik, baştan bu sorunun farkına varsaydık bugün DEAŞ ile mücadelede yabancı savaşçılar gibi, yine en az terörle mücadele kadar çetrefilli bir meselenin ortaya çıkmasını baştan engellerdik." diye konuştu.
Türkiye'nin 80'lerden itibaren terör örgütü PKK ve örgütün bölgedeki uzantıları ile mücadelesine dikkati çeken Kıran, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin bu mücadelesinde daha o zamandan uluslararası toplumun, AB'nin terör örgütü listesinde yer alan, BM'nin, birçok uluslararası örgütün ve ülkenin terörist listesinde yer alan PKK meselesine daha dikkatle ve samimiyetle eğilinseydi bugün PKK/YPG/PYD'nin saflarında mücadele eden, dünyanın farklı yerlerinden radikalleşme ve aşırıcılığa kapılarak PKK'nın ideolojisine teslim olmuş yabancı terörist savaşçıları önleyebilseydik, bugün DEAŞ içerisinde mücadele eden, DEAŞ'a aklını zihnini teslim eden yabancı terörist savaşçılar sorunlarının da bu kadar çetrefilli hale gelmesine müsaade etmemiş olurduk."
"Türkiye terörle, radikalleşme ve aşırıcılıkla mücadelesine devam edecek"
Kıran, Barış Pınarı Harekatı'nın, radikalleşme ve aşırılığın ne kadar vahim hale geldiğini gözler önüne serdiğini belirtti.
Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı konusunda müttefiklerinden destek göremediğini, üstelik müttefiklerin operasyona karşı çıkmak için DEAŞ tehdidini olduğundan daha büyük göstererek Türkiye'yi bu soruna kanalize etmeye çalıştığını söyleyen Kıran, Türkiye'nin sadece son dönemde 76 bini aşkın yabancı terörist savaşçıya giriş yasağı koyduğunu hatırlattı.
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla 3 bini aşkın DEAŞ'lının etkisiz hale getirildiğini vurgulayan Kıran, Barış Pınarı Harekatı'nın da tek amacının bölgenin terörden temizlenmesi olduğunun altını çizdi.
Kıran, "Maalesef Barış Pınarı Operasyonu ile bir kez daha şunu gördük: DEAŞ konusunda haklı kaygıları olan müttefiklerimiz bu terör örgütünü başka bir terör örgütü ile mağlup edebileceğine inanıyor. Bir terör örgütünü bertaraf edebilmek adına başka bir terör örgütünü besleyebiliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, "Türkiye hiç kimseden destek alamasa ve hiçbir müttefikimizden dayanışma ve iş birliği göremese dahi terörle, radikalleşme ve aşırıcılıkla, hatta radikalleşme ve aşırıcılığa götüren sebeplerle mücadelede son derece kararlı, özenli ve hassas çalışmalarını aynı ivme ile devam ettirecek." dedi.
Radikalleşme ve aşırılık çok boyutlu yelpazede ele alınacak
ORSAM Başkanı Prof. Dr. Uysal da ORSAM'ın çalışma alanını özellikle Suriye, Irak, Körfez ve Kuzey Afrika bölgelerine yönelik genişlettiğini belirterek, FETÖ, YPG/PKK, DEAŞ'ın gündemi meşgul ettiği bu dönemde düzenlenen sempozyumda konunun önemli noktalarına değinileceğini vurguladı.
Farklı radikal grupların etkilediği kişilerin içinde bulunduğu toplumda ve diğer toplumlarda ciddi krizlere yol açtığını söyleyen Uysal, "Bu açıdan çok boyutlu bir konuyu çok geniş yelpazede birçok ülkeden çok değerli uzmanlar ve araştırmacıları bir araya getirerek çok güzel sonuç alacağımızı umuyoruz." dedi.
ORSAM Güvenlik Çalışmaları Direktörü Dr. Göktuğ Sönmez de sempozyumun düzenlendiği "icare4all" projesi hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Açılış konuşmalarının ve aile fotoğrafı çekilmesinin ardından sempozyum, diğer oturumlarla devam etti.
Üç günlük sempozyumda radikalleşme ve aşırılık, Türkiye'nin mücadele çabaları, Orta Doğu ve Afrika ülkelerindeki durum, yabancı savaşçılar, radikalleşme ile mücadelede kadının rolü gibi konular ele alınacak.

Yavuz Selim Kıran, Güncel

Kaynak: AA

29.01.2020 19:50:38