14.03.2017 15:09

Üreten Türkiye Konuşuyor" Toplantısı

Üreten Türkiye Konuşuyor" Toplantısı

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Hollanda'nın skandal tavrına ilişkin "Benim bir bakanıma veya benim bir vatandaşıma, atıyla, itiyle saldırıp insanlık zulmünü yapan, her türlü dokunulmazlık konumu olan bir bakanımın korumalarını tutuklatarak karşısında ahlaksız bir polis şefini parmak...

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Hollanda'nın skandal tavrına ilişkin "Benim bir bakanıma veya benim bir vatandaşıma, atıyla, itiyle saldırıp insanlık zulmünü yapan, her türlü dokunulmazlık konumu olan bir bakanımın korumalarını tutuklatarak karşısında ahlaksız bir polis şefini parmak sallatarak konuşturanlardan da bunun hesabını mutlaka soracağız." dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı öncülüğünde, ülkenin ekonomik değer üreten kesimlerinin geleceğe güvenini artırmak, üretimle ilgili sorunları ortaya koymak ve çözüm önerileri geliştirmek, üretimin önemi konusunda farkındalığı artırmak amacıyla düzenlenen "Üreten Türkiye Konuşuyor" toplantılarının ilki Van'da bir otelde yapıldı.

Zeybekci, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile birlikte katıldığı toplantıda, 65. AK Parti Hükümetini kurduktan sonra derhal icraatlara başladıklarını, Türkiye'de yeniden üretmek ve ihracat seferberliği başlatmak için çok önemli çalışmalara imza attıklarını söyledi.

Bütün yatırım teşvik sistemlerini büyük bir heyecanla yeniden gözden geçirdiklerini anlatan Zeybekci, yeni sistemi pazartesi günü tüm dünyaya ilan etmeye hazırlanırken, 15 Temmuz akşamı bir anda Ankara semalarında, bu ülkeyi bölmek, bu ülkenin insan haklarını ve tüm kazanımlarını yok etmek üzere hain uçakların seslerinin yankılanmaya başladığını dile getirdi.

Zeybekci, o ihanetin gölgesi hala ülkenin üzerinde dolaştığı için bazı şeyleri anlatamadıklarını belirterek, "Geldiğimiz noktada dünyanın en önemli teşviklerini uygulayan ülkeyiz. 1990 yılından sonra Berlin duvarının yıkılmasıyla dünya çok farklı bir noktaya geldi. Dünyada yeni düzeni kuran ve uygulayan tek bir kalem var o da ekonomi. 1990'dan 2002'ye kadar dünya ilerlemiş, biz durmuşuz. Türkiye muasır medeniyet rolüne doğru giderken bu sistem bir direnç gösterdi. Türkiye durdu ve yeniden geriye gitti. Bütün dünya 1990 ile 2002 arasında büyük bir gelişim gösterirken Türkiye koalisyonlara mahkum oldu." dedi.

2001'de Türkiye'de herkesin bildiği anayasa kitapçığı kriziyle faizlerin yükseldiğini, bir gecede batan bankaların bu ülkeye maliyetinin 46 milyar dolar olduğunu anlatan Zeybekci, o günlerin yaşanmaması halinde Türkiye'nin dünyanın en büyük 13'ncü, Avrupa'nın en büyük 4'ncü ekonomisi olacağına dikkati çekti.

"30-35 milyar dolarlık ihracattan 150 milyar dolarlık ihracata"

Zeybekci, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine değinirken de "Yeni sistemin içinde 2019'da yapılacak seçimde AK Partililer yüzde 10 önde başlar diye formül mü var?" diye sordu. Zeybekci, şöyle devam etti:

"Bu sistemin en büyük özelliği, bir daha Türkiye'nin bütün esnaf ve zanaatkarları yüreği ağzında seçimlere gitmeyecek. 'Kim gelirse gelsin hayırlısı ne ise o gelsin.' diyeceksiniz. Çünkü yüzde 50+1 ile gelecek kim gelirse gelsin. Sistemin diğer faydası, siyaset normalleşecek. Siyasette uzlaşma ve kapsayıcılık gündeme gelecek. Kim iktidara talip olursa ülkenin yüzde 60-70'inin gönlüne girmek, onları ikna etmek zorunda. Şu anda itiraz edenler bunu yapamayacaklarını bildikleri için karşı çıkıyorlar. Bu siyaset üstü bir meseledir. Türkiye'ye oynatılan senaryodaki rolün değişmesidir. Bundan sonra Türkiye çok farkı noktaya gelecek. Türkiye 30-35 milyar dolarlık ihracattan 150 milyar dolarlık ihracata geldi. Çok önemli bir başarı, ama tıkandık. Bugün artık yeni formüller ortaya koymak lazım. 2002'den bu yana Türkiye büyük bir değişim gösterdi. Türkiye bu döneme fasoncu bir ülke olarak geldi. Enerji ve ham maddesini, finansını başkalarının kontrol ettiği, tüketim alışkanlıklarını başkalarının belirlediği, başkalarının kontrol ettiği dağıtım kanallarıyla fasoncu ülke olarak bunları başardık. Bu bir Türkiye mucizesidir."

"Darbenin arkasında kim varsa, bunların arkasında da onlar var"

Zeybekci, Türkiye'nin enerji ve ham madde kaynaklarının, kültür coğrafyasının ortasında yer aldığını ve bunu değerlendirmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Şimdi bunun tam zamanı. Yaşadığımız sıkıntılar bunların sonucu olarak ortaya çıkıyor. Türkiye 2001'deki gibi IMF memurlar tarafından yönetilseydi, topladığı 100 liralık verginin 87 lirasını faiz olarak ödemeye devam etseydi bugün yaşadığı sorunlar olmazdı. Türkiye ne zamanki faizleri 4,6'ya indirdi, IMF borçlarını bitirdi, 3. havalimanı inşaatını başlattı, Kanalistanbul dedi, nükleer santrallerle ilgili adımlar attı, Gezi olaylarını, 17-25 Aralığı gördü, 15 Temmuz hain girişimini gördü. 15 Temmuz'da bu ülke tüm kesimleriyle bir işgal girişimine direndi ve bir demokrasi devrimi ortaya koydu. Şehitlerimizin kanı kurumamışken, işgalcilerin kullandığı millete ait silahlar yol kenarlarında dururken, Cumhurbaşkanının ailesini şehit etmek isteyenler menfezlerde saklanırken 23 Temmuz'da Alman dergisi bir kapak attı. Türk Bayrağı, önünde tel örgü ve üstünde dikenli teller ve üstünde Türkiye'ye hitaben 'bir zamanlar demokrasi vardı' yazıyordu. Darbe başarılı olsaydı, Türkiye'de demokrasi askıya alınsaydı, mahkemeler birilerinin kontrolüne geçseydi, özgürlükler gitseydi Türkiye'de demokrasi mi olacaktı? Bu Türkiye'ye senaryo yazanların arkasında durdukları dinamiklerdir. Darbenin arkasında kim varsa, bunların arkasında da onlar var."

Türkiye'nin AB ve birçok ülkeyle iyi ilişkiler içinde olmasının, Gümrük Birliği Anlaşması'nı güncelleyerek ekonomik anlamda tam entegrasyon içine girmesinin istenilmediğini vurgulayan Zeybekci, son günlerde yaşanan gelişmelere dikkat etmek gerektiğini söyledi.

"Türkiye mutlaka hedefine ulaşacak"

Fetullahçı Terör Örgütü dahil bölücü terör örgütlerinin, Türkiye'nin AB ve dünya ekonomisiyle entegrasyonunu engellemek için böyle senaryolar ortaya çıkardığını ifade eden Zeybekci, şöyle dedi:

"Benim bir bakanıma veya benim bir vatandaşıma, atıyla, itiyle saldırıp insanlık zulmünü yapan, her türlü dokunulmazlık konumu olan bir bakanımın korumalarını tutuklatarak karşısında ahlaksız bir polis şefini parmak sallayarak konuşturanlardan da bunun hesabını mutlaka soracağız. Bunun çıkışı yok, ama bunu kalkıp da Türkiye'nin Hollanda ile ilişkilerinde onların istediği kötülüğe götürmeyeceğiz. Orada o gün mağdur olan bütün vatandaşlarımızın mahkemelere gitmesini sağlayacağız. Madem Lahey Adalet Divanı Hollanda'da madem insan hakları ve özgürlüklerle ilgili bu kadar ahkam kesiyorsunuz, bunun gereğini yapacağız."

Zeybekci, Türkiye'nin mutlaka hedefine ulaşacağını belirterek, bu coğrafyada kalmak için çevrelerini temiz tutmaları ve iyi ilişkiler içinde olmaları gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere başbakan ve tüm kabine olarak dünyayı dolaştıklarını, bunun karşılığını da aldıklarını dile getiren Zeybekci, şimdi hükümet olarak yürüttükleri başarılı çalışmalarla Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde son aşamaya geldiklerini anımsattı.

Bu anlaşmayla dış ticaret hacminin 250-300 milyar dolara ulaşacağını vurgulayan Zeybekci, bunun Türkiye ile AB arasında tarihi bir adım olduğunu, karşılığını Türkiye'nin her yerinde göreceklerini dile getirdi.

Zeybekci, dünya pazarlarına ulaşımla ilgili destekleri de artırdıklarını belirterek, Eximbank'ın sermayesini 3,7 milyar liradan 10 milyar liraya çıkardıklarını, Türk Eximbank'ının şu anda Kore Eximbank'ından sonra ikinci sırada yer aldığını, bu kurumu 2017 yılı sonu itibariyle birinci sıraya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Hükümetin devrim niteliğindeki projelerinden birinin de Cazibe Merkezleri Programı olduğunu ifade eden Zeybekci, şu değerlendirmelerde bulundu:

"23 ilin artık çok farklı şekilde desteklenmesi... Asıl önemli olan dünyanın en iddialı yatırım teşvik sistemine sahibiz. Türkiye olarak bir zamanlar başka ülkelerin yaptığı kendi devletimizi yaratma projesidir. Belirlediğimiz sektörlerde birçok alanda yatırımcılarımız bize geldiklerinde kişiye özel teşvik uyguluyoruz. Bir ay içinde Ekonomi Bakanlığına 20 milyar yerli yabancı yatırım geldi. Türkiye olarak önümüz açık. Bu coğrafyanın ortasında olup da egemen bir ekonomi olmuyorsak bu bizim suçumuzdur. 18 Temmuz günü sabah 8: 30'da bu ülkenin bütün bankaları tüm dünyadaki bankacılık sistemleriyle bütün faaliyetlerini yerine getirebilir haldeydi. Borsa İstanbul ve tüm emtia borsalarının tamamı faaliyet halindeydi. Avrupa'nın en güçlü ekonomisine, bizim başımıza gelenin yarısı gelse 6 ay bankalarını açamazlardı. 2-3 yıl ekonomileri kendine gelemezdi. Bizim başarımız kendimize ve hükümetimize olan inancımızdan kaynaklanmaktadır. Geçen hafta Almanya'ya gittiğimde en büyük gazetelerinin manşetinde bir Türk bakana küfreden manşet vardı. Dünyanın en ilkel ülkesinde, en ahlaksız gazetesinde çıkmayacak bir şey. Buna izin vermeyeceğiz ama bu tuzağa düşmeyeceğiz. Terör örgütlerinin elini ovuşturmalarına izin vermeyeceğiz. Onların istediği bu zaten. Türkiye dünyanın en itibarlı, başı öne eğilmeyen bir ülkesidir. Kendine yapılan bütün haksızlıkların hesabını soracaktır."

Mart sonu itibariyle ihracatı Cumhuriyet tarihinin zirvesine taşıyacaklarını belirten Zeybekci, "Biz ihracatla büyümek zorunda olan bir ülkeyiz. Biz vatandaşlarımıza iş üretmek zorundayız. Hep birlikte bu seferberliğe devam edeceğiz. Başka şansımız ve başka Türkiyemiz de yok. Bu ülkede başı dik alnı açık dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olan Türkiye'yi mutlaka biz yapacağız. Bunun için de hükümet olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bunun gereğini ortaya koyacağız." diye konuştu.
Kaynak: AA
Türk Eximbank, Avrupa, Hollanda, Türkiye, Politika, Güncel