Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağını kaldıran teklif TBMM Genel Kurulunda

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "27 Mayıs 1960'dan itibaren bu kanunu kaldırmakla beraber, biz aslında yargıyla alakalı meseleye dokunmadan hassasiyet göstererek, karar verme sürecine hassasiyet göstererek ama bir tarafıyla da baktığımızda bu hukuksuz, darbeci anlayışın...

Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağını kaldıran teklif TBMM Genel Kurulunda
23.06.2020 21:37 | Son Güncelleme: 24.06.2020 00:00

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "27 Mayıs 1960'dan itibaren bu kanunu kaldırmakla beraber, biz aslında yargıyla alakalı meseleye dokunmadan hassasiyet göstererek, karar verme sürecine hassasiyet göstererek ama bir tarafıyla da baktığımızda bu hukuksuz, darbeci anlayışın mahkemelerini, mahkeme olmayan sözde mahkemelerini ortadan kaldırmak için buradayız. Böyle bakıldığında, Türk demokrasisi için fevkalade önemli bir iş yapmış olacağız inşallah." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını öngören "Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi"nin tümü üzerinde milletvekilleri söz aldı.

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu, teklifin iki olumlu tarafının olduğunu, bunlardan birisinin darbelerle ciddi biçimde hesaplaşmak için bir adım atılması, ikincisinin de Anayasa Komisyonunun bu vesileyle toplantıya çağrılması olduğunu söyledi.

Söz konusu teklifin iki de olumsuzluğunun bulunduğunu ifade eden Kaboğlu, "Mademki bütün partiler bu teklifi destekliyor, o zaman bütün partilerin imzasına açılmalıydı. İkinci olumsuz tarafı ise 27 Mayıs'ın yanında sonraki darbeleri de kapsamına almalıydı, özellikle 12 Mart ve 12 Eylül." diye konuştu.

Darbelerden doğan mağduriyetler arasında ayrım yapılmaması gerektiğini belirten İbrahim Özden Kaboğlu, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'ün doğurduğu mağduriyetlerin mutlaka bir bütün olarak ele alınmasını istedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, CHP Grubu olarak darbelere her zaman karşı çıktıklarını ve bu çerçevede, görüşülen yasa teklifini desteklediklerini bildirerek, söz konusu düzenlemenin mutabakatla çıkacağına inandıklarını kaydetti.

Görüşülen kanun teklifinin bir siyaset, adalet ve vicdan muhasebesi olduğunu, ancak bu muhasebeyi yaparken adaletin ve vicdanın bütününde mutabık kalmak gerektiğini belirten Tezcan, "Bugün yaptığımız bu iş, sadece geçmişe dönük bir sabıka kaydı temizliğinden ibaret olmamalıdır. Yaptığımız bu iş, geçmişle ilgili bunları konuşurken aslında geleceğe dönük hukuk devletini inşa etme adımının en önemli ortak çalışması ve mesaisine dönüşmesi gerekir. Bunu yapabildiğimiz zaman, yaptığımız işin ancak ve ancak bir anlamı olacaktır." şeklinde konuştu.

Bir hesaplaşma yapılacaksa bu muhasebeyi sadece 60 yıl önceki Yassıada yargılamalarıyla sınırlı tutmamak gerektiğinin altını çizen Bülent Tezcan, "Darbelerden kaynaklanan bütün mağduriyetleri ve darbecilerin talimatıyla haksızlığa uğrayan herkesi kucaklayacak bir adalet ve vicdan muhasebesinde mutabık olmamız lazım." ifadesini kullundı.

İstinafın Canan Kaftancıoğlu'nun cezasını uygun bulması

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile ilgili davada istinafın verdiği kararı da değerlendiren CHP'li Tezcan, "Bir siyasetçinin, bir il başkanının yıllar önce attığı ya da bugün attığı tweetler nedeniyle dönüp de özellikle bir dönemin siyasetini dizayn etmek için yargı eliyle terbiye edilmeye çalışıldığı dönemleri yaşıyoruz. Eğer yargının, siyasetin talimatı altında siyasetçiyi terbiye etme çabasına karşı çıkmıyorsak, bizden ne samimi bir muhasebe yapan çıkar ne de geçmişle ilgili ve gelecekle ilgili ciddi bir hukuk devleti inşa etme inancını ve davası etrafında bir buluşmayı yakalayabiliriz." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Genel Kurul çalışması sırasında Kaftancıoğlu'na verilen cezanın onaylandığını öğrendiklerini söyleyerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de istinaf mahkemelerinin yoğunluğuna, dosyaları ne zaman ele aldığına bakıldığında, bu dosyanın en erken 1 yıl sonra ele alınması bekleniyordu. En iyi ihtimalle 10 ay sonra ama istinaf bugün dosyayı ele alıp karara bağlamış. Hangi gün? 23 Haziran'da. Geçen sene İstanbul seçimlerinin kazanılmasının yıl dönümünde. Bir el, bu devleti tüm kurullarıyla, tüm kuvvetleriyle bir suç örgütünü yönetir ve yönlendirir gibi yönlendirmektedir. Mafya örgütlerinin benimsediği gibi manalı tarihlerde, anlamlı bir günde anlamlı bir karar onaylanarak hem de 8 ay sonra, 10 ay sonra, 12 ay sonra olması gereken bir dosyayı bugün ele alması. O dosyayı bugün ele alarak bu anlamlı tarihte, İstanbul seçiminin kazanılmasının tam birinci yıl dönümünde Canan Kaftancıoğlu'na had bildirmiyorlar, CHP'ye ayar vermeye çalışmıyorlar, İstanbul'daki ikinci seçimi 806 bin farkla CHP'ye, adayına kazandıran, İstanbul İl Başkanı'na kazandıran seçmene ayar veriyorlar, seçmene muhtıra veriyorlar, seçmene gözdağı veriyorlar. Ne seçmen, ne İstanbul, ne Türkiye ne de biz bu tehditlere pabuç bırakmayız."

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yargının bir öç alma mekanizması olmadığını belirterek, "Bir yargı kararı üzerinden konuşurken bunun bir hınç alma meselesi ve daha ileriye giderek bir suç örgütü gibi yargının nitelendirilmesini reddediyoruz." diye konuştu.

Seçmen iradesinin baş tacı olduğunu söyleyen Zengin, yargı kararlarıyla seçmen iradesi arasında bir korelasyon kurmanın ülkeyi hiç tanımamak olduğunu ifade etti.

Özlem Zengin, "Yargı kararları itirazlarla şekillenir, adım adım devam eder. İstinaf aşamasıdır, Yargıtay safhası olacaktır. Buradaki mesele, serbest, özgür iradesiyle yargının verdiği karara biz itimat ediyoruz. Bugüne kadar bizim aleyhimize fevkalade kararlar olmuştur. Bunlardan bir tanesi kapatma davasıdır, bizim yaşadığımız. O yüzden yargı kararlarıyla alakalı konuşurken de hukuk içerisinde kalmak lazım." şeklinde konuştu.

"27 Mayıs en kanlı, en ızdıraplı darbe süreci"

Zengin, kanun teklifi üzerinde yaptığı değerlendirmede ise Yassıada'ya dair siyasal anlamda fevkalade önemli bir kanun teklifini görüşmekten çok büyük hüzünlü bir onur duyduğunu belirtti.

Özlem Zengin, teklifin ilk imza sahibi TBMM Başkanı Mustafa Şentop'a da teşekkür etti.

Şahsi hayatının, kurguların hep başarısız olduğunu gösterdiğini söyleyen Zengin, "Biz Allah'ın kurgusuna inanıyoruz, bunu çok önemsiyoruz. Biz ne kadar planlarsak planlayalım, asıl kurgu işte böyle anlarda ortaya çıkıyor, etkilerini gösteriyor." ifadesini kullandı.

27 Mayıs'ın Türkiye'nin siyasal tarihi açısından olumsuzlukların, ket vurulmaların, demokrasinin engellenmesinin işareti ve darbelerin ilk adımı olduğunu söyleyen Özlem Zengin, bu darbenin 1924 Anayasası'nı değiştirdiğini ifade etti.

27 Mayıs en kanlı, en ızdıraplı darbe süreci olduğunu ve darbelerin gelenek haline gelmesiyle alakalı muazzam bir adım olduğuna işaret eden Zengin, bu darbeyle Türkiye'de siyasal ve toplumsal hayatın korkularla dizayn edilmek istendiğine dikkati çekti.

Darbenin ardından mağdurların haklarının iadesi konusunda çeşitli tarihlerde düzenlemeler yapıldığını da anlatan Özlem Zengin, "Bugün 60 yıl geçmiş, bir yarayı ancak bizler toparlayabiliyoruz. Ne diyelim, o yarayı onarmak da tam mümkün değil belki ama onun karşısında yapılabilecek ne varsa bütün imkanlarımızla yapmak istediklerimizi, yapılabilecekleri tüketmek istiyoruz." diye konuştu.

Bugün gelinen noktada "Yaşayan ne var?" diye sorulduğunda, hukuk aleminde her şeye rağmen bir mahkumiyetin bulunduğunu belirten Zengin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"409 kişi Anayasa'yı ihlalden mahkum olmuş durumda. Rahmetli Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan. Biz ne kadar itiraz edersek edelim, bir hukuki gerçeklik anlamında söyleyecek olursak hala birer mahkumlar. Birkaç farklı yöntemle de yapılabilirdi belki. Yani bir af çıkarılabilirdi, af olabilirdi. Eğer af olsaydı biz o zaman diyecektik ki; 'Gerçekten bir yargılama var, biz bir af çıkardık'. Buna kalbimiz, vicdanımız müsaade etmez. Yeniden yargılama olabilirdi. Yeniden yargılama da aynı anlama geliyor, yani bir mahkeme var, yapıldı da yeniden yargılanıyor gibi olur. Bizim yapmaya çalıştığımız şey aslında, onlara özel bu mahkemeyi kuran kanunu yok hükmüne getirmek istiyoruz. Nihayetinde de 27 Mayıs 1960'dan itibaren bu kanunu kaldırmakla beraber, biz aslında yargıyla alakalı meseleye dokunmadan hassasiyet göstererek, karar verme sürecine hassasiyet göstererek ama bir tarafıyla da baktığımızda bu hukuksuz, darbeci anlayışın mahkemelerini, mahkeme olmayan sözde mahkemelerini ortadan kaldırmak için buradayız. Böyle bakıldığında, Türk demokrasisi için fevkalade önemli bir iş yapmış olacağız inşallah."

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, "Bu kanun teklifi çerçevesinde Demokrat Partililer olarak, Demokrat Partili aileler olarak, burada Demokrat Parti ve şehitler için atılacak, yargılanan mağdurlar için atılacak her adıma olumlu bakmaktayız." diye konuştu.

Uysal, pek çok ailenin talebi doğrultusunda tazminat meselesinin de tekrar değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yassıada'nın yeni haliyle ilgili de konuşan Gültekin Uysal, şunları kaydetti:

"Yassıada'da, demokrasi ve özgürlük adası olarak İstanbul'a sapladığımız hançerler yetmemiş gibi, bir proje yarışması açarak sanki "Bina üstüne buraya nasıl bina sığdırırız?" mantığı içerisinde oranın ismini yok ederek, oranın yaslı halini yok ederek, ruhunu yok ederek ve meşrulaştırmak adına birkaç Demokrat Partili ailenin temsilcisiyle beraber orada bir maskeli balo ortaya koyuldu. Orada, bugün hala 27 Mayıs'a taraftar olan Perinçek'in eksikliği olmuştur. Bu savrulmuşluğun, bu yozlaşmış fotoğrafın maalesef iktidar açısından bir anlamı olması gerektiğini düşünüyorum."

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddeleri üzerindeki müzakerelere geçildi.

Kaynak: AA

Haberler››Politika››Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağını kaldıran teklif TBMM Genel Kurulunda - Haberler